Marmara Denizi’nde Büyükada’nın güneyinde peş peşe meydana gelen küçük depremler, Adalar Fayı’nın deprem potansiyeline ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, hareketliliğin büyük deprem üretecek ana faydan kaynaklanmadığını savunurken, Prof. Dr. Osman Bektaş ise Adalar Fayı’nın M6+ deprem potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.

Marmara Denizi’nde Büyükada’nın güneyinde yaşanan mikrodeprem hareketliliği, bölgedeki fayların durumuna ilişkin yeni değerlendirmelere neden oldu. 19 Ağustos’ta Büyükada’nın güneyinde meydana gelen 2,2 büyüklüğündeki deprem ve çevresindeki küçük sarsıntılar, özellikle Adalar Fayı üzerindeki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, yaptığı değerlendirmede söz konusu depremlerin doğrudan Adalar Fayı üzerinde meydana gelmediğini savundu.

Üşümezsoy: Buradan Büyük Deprem Çıkmaz

Üşümezsoy, uzun süredir yayımladığı haritalarda Adalar Fayı’nı kuzey-güney doğrultusunda kesen daha genç fay sistemlerine dikkat çektiğini belirterek, son depremlerin de bu faylar üzerinde meydana geldiğini ifade etti.

Büyükada’nın iki yanından geçen ve Dragos’un doğu kesiminden kuzeye doğru uzanan ikinci bir fay sistemine işaret eden Üşümezsoy, son depremlerin bu sistemle bağlantılı olduğunu savundu.

1999 Marmara Depremi sonrasında bölgede meydana gelen birçok küçük depremin Adalar Fayı ile ilişkilendirildiğini belirten Üşümezsoy, bu değerlendirmelerin doğru olmadığını öne sürdü.

Üşümezsoy, Adalar Fayı’nı “yaşlı ve ölü bir fay” olarak nitelendirerek, son mikrodeprem hareketliliğinin büyük bir depreme dönüşecek nitelikte olmadığını söyledi.

Üşümezsoy, “Buradan büyük deprem çıkmaz” diyerek, bölgede yaşanan küçük depremlerin 17 Ağustos ve 23 Nisan depremlerinin oluşturduğu stres nedeniyle ikincil faylarda meydana gelen tetiklenmiş hareketler olduğunu savundu.

Bektaş: M6+ Deprem Potansiyeli Göz Ardı Edilemez

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş ise bölgedeki mikrodeprem hareketliliğine farklı bir açıdan yaklaştı.

Bektaş, Adalar ve Çınarcık fayları boyunca yaklaşık 10-13 kilometre derinlikte mikrodeprem aktivitesinin sürdüğünü belirterek, bu hareketliliğin fayın derin kesimlerinde “creep” olarak adlandırılan yavaş sürünmeye işaret edebileceğini ifade etti.

Fenerbahçeli Çocuğun Formasını Çıkarttıran “Japon Şenel” İlk Kez Konuştu!
Fenerbahçeli Çocuğun Formasını Çıkarttıran “Japon Şenel” İlk Kez Konuştu!
İçeriği Görüntüle

Mikro depremlerin her zaman büyük bir depremin habercisi olmadığını vurgulayan Bektaş, bu hareketliliğin fayın enerjiyi nasıl boşalttığı konusunda önemli ipuçları verebileceğini söyledi.

Bektaş, derinde sürünen bir fayın deprem enerjisinin bir bölümünü küçük kırılmalar yoluyla boşaltıyor olabileceğini belirterek, halkın paniğe kapılmaması gerektiğini ifade etti.

1963 Depremine Dikkat Çekti

Mikrodeprem kümesinin “gaz patlaması” gibi farklı nedenlerle açıklanamayacağını belirten Bektaş, hareketliliğin temelinde faydaki kaymanın bulunduğunu söyledi.

Adalar Fayı’nın aktif deformasyon gösteren, kilitli ve sürünen kesimlerinin ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini belirten Bektaş, bölgede 1963 yılında meydana gelen 6,3-6,4 büyüklüğündeki depreme de dikkat çekti.

Bektaş, mevcut mikrodeprem hareketliliğinin doğrudan “büyük deprem geliyor” anlamına gelmediğini vurgularken, 1963’te kırılan ve bugün yeniden mikrodeprem üreten Adalar Fayı’nın M6+ deprem potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Uzmanların değerlendirmeleri, Marmara’daki küçük depremlerin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağını, ancak bölgedeki fayların hareketliliğinin bilimsel olarak yakından izlenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Marmara’daki son depremler, AFAD’ın resmi deprem takip sistemi üzerinden anlık olarak izlenebiliyor.

Muhabir: İ. K.