İnsan,dünyadan geçip giderken ardında ne bırakacağını çoğu zaman düşünmez.
Oysa hayat biraz da budur:Bir insanın başka insanların hayatında bıraktığı iz.
Kimi geçer, ardından sessizlik kalır.Kimi geçer, yıllar sonra bile hatırlanan bir sıcaklık...
Bir söz,bir bakış, zor bir zamanda uzanan el.Bazen insanın ömrüne koca bir iyilik sığdırmak için büyük işler yapması gerekmez.
Çünkü hayatın en derin izleri,çoğu zaman sessiz bırakılır.
Birini gerçekten dinlemek.
Kırabilecekken susmak.
Gücün yettiği hâlde incitmemek.
Birinin düştüğünü gördüğünde elini uzatmak.
Belki de insan olmanın en zor tarafı budur:Haklı olduğumuz hâlde merhameti seçebilmek.
Öfke bize hemen gelir.Gurur daha da hızlı.
İnsan kırıldığında karşısındakini kırarak rahatlayacağını sanır.Oysa bazı zaferler insanı büyütmez;yalnızca içindeki boşluğu büyütür.
Asıl mesele, başkasını yenmek değil, kendi içimizde büyüyen karanlığa teslim olmamaktır.
Hepimizin içinde geçmişten kalmış odalar vardır.
Çocukluğumuz, yarım kalmış hikâyeler, söyleyemediğimiz sözler, kaybettiklerimiz...
Bazen bir şarkı açılır ve yıllardır kapalı duran bir kapı yeniden aralanır.
Bir koku,bir sokak, bir akşamüstü...
Birden,çoktan geride bıraktığımızı sandığımız biri düşer aklımıza.
Özlem dediğimiz şey belki de tam burada başlar.
Bir insanı değil yalnızca;onun yanında olduğumuz hâlimizi de özleriz.
Bir bakışı, bir gülüşü,birlikte susabilmeyi...
Aşkın insana öğrettiği en güzel şeylerden biri de budur:Başka bir insanın mutluluğunu kendi mutluluğun kadar önemsemek.
Sevdiğin insanın yarasına dokunurken elini incitmemeye dikkat etmek.
Bazen konuşmak, bazen susmak.
Bazen kalmak, bazen de sevdiğin hâlde gitmesine izin vermek.
Çünkü sevgi, sahip olmak kadar bırakabilmeyi de bilmektir.
Hayatın bütün karmaşası içinde insanın aradığı şey aslında çok basittir:
Anlaşılmak.
Güvenmek.
Birinin yanında kendisi olabilmek.
Maskesiz, hesapsız, korkmadan...
Belki huzur,insanın sonunda kendisiyle kavga etmeyi bıraktığı yerdir.
Geçmişini değiştiremezsin.
Yanlışlarını silemezsin.
Söylediğin bazı sözleri geri alamazsın.
Ama bundan sonra nasıl biri olacağını seçebilirsin.
Dün kırdıysan bugün onarabilirsin.
Dün sustuysan bugün söyleyebilirsin.
Seviyorsan söyleyebilirsin.
Özlediysen arayabilirsin.
Çünkü hayatın en ağır pişmanlıkları bazen yaptıklarımızdan değil,söylemeye cesaret edemediklerimizden doğar.
Bir “özür dilerim”...
Bir “seni seviyorum”...
Bir “iyi ki varsın”...
Bunlar küçük cümlelerdir ama bazı insanların hayatında büyük yer kaplar.
Bu yüzden birbirimize karşı daha cömert olalım.
Sözümüzü seçelim.
Gururumuzu biraz azaltalım.
Kırgınlığımızı büyütmeden önce karşımızdaki insanın da kendi yaralarıyla yürüdüğünü hatırlayalım.
Kimse yalnızca yaptığı hatalardan ibaret değildir.
Hepimizin içinde iyiye dönmek isteyen bir taraf vardır.
Belki insanı değiştiren de tam olarak budur:
Birinin ona yeniden inanması.
Birinin elinden tutması.
Birinin “Sen hâlâ güzelliğini kaybetmedin.” diyebilmesi.
Dünya zaten yeterince gürültülü.
Yeterince öfke, yeterince ayrılık, yeterince yalnızlık var.
Biz bari birbirimizin hayatına biraz sessizlik, biraz güven,biraz umut taşıyalım.
Gittiğimiz her yerde büyük sözler söylememize gerek yok.
Bir çocuğun yüzünü güldürmek,
bir yaşlının yalnızlığını paylaşmak,
bir dostun zor gününde yanında olmak,
sevdiğimiz insanın kalbine iyi gelmek...
Bazen bütün mesele budur.
Bir gün hepimiz bu dünyadan geçip gideceğiz.
Geride ne kadar para bıraktığımız, kaç makamda oturduğumuz,kaç kişinin bizi alkışladığı unutulacak.
Ama bir insanın kalbinde bıraktığımız duygu, belki bizden daha uzun yaşayacak.
Bir tebessüm olarak...
Bir hatıra olarak...
Bir dua olarak...
Belki de insanın gerçek mirası budur.
Ardından söylenen güzel bir cümle değil yalnızca;
Bir başka insanın içinde bıraktığı iyilik.
Öyleyse nereye gidersek gidelim, kendimizden bir güzellik bırakalım.
Kırmadan konuşalım.
Seviyorsak saklamayalım.
Özlediğimizi inkâr etmeyelim.
Affedebiliyorsak affedelim.
Hayatın bize verdiği bu kısa yolculukta, birbirimizin yükünü biraz olsun hafifletelim.
Çünkü insanın dünyadaki en güzel izi,
başka bir insanın gönlünde bıraktığı iyiliktir.
Murat İLERİ