​Türkiye’de son dönemde tüketicinin en büyük yarası haline gelen fahiş fiyatlar ve ardı arkası kesilmeyen zamlar, ekonomi gündeminin ilk sırasındaki yerini koruyor. Ancak son günlerde piyasalarda dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Ülkenin en yaygın organize perakende zincirleri olan A101, BİM ve ŞOK, ardı ardına dev indirim kampanyaları açıklamaya başladı. Gıdadan teknolojiye, ev gereçlerinden kişisel bakıma kadar binlerce üründe yapılan bu indirimler ilk bakışta vatandaşa bir nefes aldırmış gibi görünse de, madalyonun arkasındaki gerçek oldukça farklı. Sektörü yakından takip edenlerin ve tüketicilerin ortak görüşü net: Bu indirimler bir lütuf değil, açık bir panik ve "kayyum" korkusunun eseridir.

​Devlet Dişini Gösterince Gelen İndirimler

​Hatırlanacağı üzere, fahiş fiyat artışları ve piyasa dengesini bozmaya yönelik adımları nedeniyle 13 büyük tavuk firmasına devlet eliyle kayyum atanması, piyasada adeta bir şok dalgası yarattı. Yıllardır "maliyet artışı" bahanesine sığınarak fiyat etiketlerini her gün yukarı yönlü değiştiren dev aktörler, devletin bu kararlı ve sert adımıyla karşı karşıya kalınca geri adım atmak zorunda kaldı.

​Ve tavuk firmalarına yönelik bu operasyon, zincir marketler için de ciddi bir uyarı niteliği taşıdı. Sıranın kendilerine geleceğini, benzer yaptırımlarla karşılaşabileceklerini anlayan perakende devleri, zoru görünce bir gecede "tüketici dostu" kesiliverdi.

​Düşündüren Soru:

Vatandaşın bütçesini korumak, enflasyonla mücadeleye destek olmak için neden devletin sert yüzünü göstermesi beklendi?

Bu zamana kadar gösterilmeyen bu "duyarlılık" neden şimdi, bir gecede ortaya çıktı?

​"Zoraki" İndirimler Ne Kadar Kalıcı Olabilir?

​Eğer bahsi geçen 13 tavuk firmasına kayyum atanarak kararlı bir duruş sergilenmeseydi, bugün ne A101’de, ne BİM’de ne de ŞOK’ta bu indirim kataloglarını görebilirdik. Aksine, piyasa serbestliği adı altında zam furyası tüm hızıyla devam edecekti. Devletin dişini göstermesiyle hizaya giren bu uyanık sistem, aslında yapısal bir düzelmenin değil, anlık bir korkunun ürünüdür.
​Bu noktada kamuoyunda yükselen seslere kulak vermek gerekiyor: Bugün cezadan ve kayyumdan korkarak fiyat indirenler, yarın ilk fırsatta bu indirimlerin acısını misliyle çıkarmayacaklar mı?

​Geçmiş tecrübelerimiz gösteriyor ki, denetimlerin gevşediği veya baskının azaldığı ilk anda etiketler yeniden fırlayacaktır. Bu nedenle, sadece geçici indirim kampanyalarıyla yetinilmemeli; gerekirse halkın cebine göz diken bu dev zincirlere de en somut yaptırımlar uygulanmalıdır.

​Caydırıcılık Şart

​Devletimizin fahiş fiyat ve haksız kazanç sağlayan odaklara karşı attığı kayyum adımı son derece isabetli ve doğru bir hamledir. Piyasanın kendi kendine kurallara uymadığı, vatandaşı korumadığı durumlarda devletin müdahalesi kaçınılmazdır.

​Ancak unutulmamalıdır ki; korkuyla yapılan indirim geçicidir, adaletle sağlanan istikrar ise kalıcıdır. Tüketicinin sömürülmediği bir piyasa düzeni için denetimlerin ve caydırıcı yaptırımların hız kesmeden devam etmesi şarttır.