Jeoloji Mühendisleri Odası Zonguldak İli Temsilcisi Jeoloji Yüksek Mühendisi Ali Baltaş, üretimle var olan Zonguldak’ın ülke içinde göz göre göre giderek ağırlığını ve gücünü kaybettiğine dikkati çekerek, “Un var, şeker var, yağ var, helva yapıp yemeyi beceremiyoruz” dedi.

“Sorumluların Kısır Çekişmeleriyle…”

Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya Facebook platformundan “Un Var, Şeker Var, Yağ Var, Helva Yapıp Yemeyi Beceremiyoruz” başlıklı dikkat çekici paylaşımında şunları kaydetti:
“Üretimle var olan Zonguldak, ülke içinde göz göre göre giderek ağırlığını ve gücünü kaybediyor. Bu şehirde yaşayanlar olarak sorumluların kısır çekişmeleriyle, sen haksızdın ben haklıyım diyaloglarıyla, güç bende veya ben akıllıyım istediğimi yaparım anlayışıyla günlerimiz geçiyor.

Whatsapp Image 2026 01 15 At 11.11.24

Zonguldak’ta Miraç Kandili Manevi İklimiyle İdrak Edilecek
Zonguldak’ta Miraç Kandili Manevi İklimiyle İdrak Edilecek
İçeriği Görüntüle

‘Hiçbir Sorunumuzun Çözümünde Bir Araya Gelemiyor, Ortak Akıl Oluşturamıyoruz’

Hiçbir sorunumuzun çözümünde bir araya gelemiyor, ortak akıl oluşturamıyoruz. Bireysel çıkarlarımız ve kişisel hırslarımız nedeniyle birlikte hareket edemiyor ve Zonguldaklı olma bilincine sahip olamıyoruz. Sadece son günlerde yaşadığımız üst geçit ve TTK ocaklarında üretimin durdurulması konusunda yaşanan tartışmalar da bunu gösteriyor.

‘TTK’nın Bu Noktaya Gelmesin de Bizlerin Hiç mi Sorumluluğu Yok?’

Yaklaşık 170 yıllık bir madencilik geleneğine ve üretim kültürüne sahip, genç Cumhuriyet’in büyük yatırımlara ihya ettiği, sosyal yaşamıyla ülkeye örnek gösterilen, bünyesinden iki il çıkarmış ve yabancı devlet adamları gururla gezdirilen bu şehrin ve bu şehri var eden kurumun bu noktaya gelmesinde yörede yaşayanlar olarak bizlerin hiç mi sorumluluğu yok? Gerçekçi olalım sorun sadece ülkemizin en zor sedimantolojik ve tektonik koşullara sahip yeraltı kömür havzası olmasından mı kaynaklanıyor?

‘Kaybedersek Hep Birlikte Kaybedeceğiz’

Kurum bu günlere şüphesiz üretim kültürü, bilgi birikimi ve her kademesinde görevini gereği gibi yapan insanlarla gelebilmiştir. Ancak gelinen aşamada bunun yeterli olmadığı da ortadadır. Evet farklı insanlarız, farklı fikirlere sahibiz, fakat kaybedersek hep beraber kaybedeceğiz. Artık birilerinin ‘kral çıplak’ demesine gerek olmadan, o noktaya ulaşmadan gerçeği görmek, özeleştiri yapmak, kurumu yaşatmak ve çalışan sayısını dolayısıyla üretimi artırmak için şehirde sorumluluk sahibi insanların sen ben demeden birlikte ve ortak akılla gereğini yapmaları gerekmiyor mu?

‘Hiç mi Suçları Yok’

Bizim partili, yerli-yabancı, senin adamın-benim adamım vb. diye sadece eğitim düzeyi uygun olduğu için deneyimi olmayan kişilere hak etmediği makamları veren ve sözde mülakatlara müdahale eden politikacımızın hiç mi suçu yok? Deneyimi olmadığı alanda makam mevki talep eden veya bu görevleri kabul eden teknik elemanımızın hiç mi suçu yok? Kurumu dışarıdan izleyen ancak yapılan atamalara müdahale eden yerel siyasimizin hiç mi suçu yok? Enerjisini çalışanı korumak yerine hak edip etmediğini değerlendirmeden aldığı cezayı affettirmek için uğraşan ve sadece işçi alınsın üye sayım artsın da ne olursa olsun diyen sendikacımızın hiç mi suçu yok? Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan işsizliğe rağmen işe girer girmez ocaktan nasıl dışarı çıkarım diyen, verilen görevi gereği gibi yapmayan işine aşına sahip çıkmayan işçimizin hiç mi suçu yok? Sorumluluğu kendi dışımızdakilere atarak gelecek nesillerimizin bu şehirden uzaklaşmalarına neden olmuyor muyuz?

‘Un Var, Şeker Var, Yağ Var, Helva Yapıp Yemeyi Beceremiyoruz’

Türkçe’mizde yaygın olarak kullanılan mecazi bir söyleyişle ‘Un var, şeker var, yağ var, helva yapıp yemeyi beceremiyoruz.’
Maalesef kıt olanaklarına rağmen gelişen ülkeler ve şehirler bizim için örnek de oluşturmuyor. Biz yaşadığımız şehrin bırakın daha da gelişmesini var olanlarını ve güzelliklerini bile bir araya gelerek koruyamıyoruz. Ondan sonra da seçimden seçime oylarımıza talip olan siyasilerden umut bekliyoruz. O umudu önce bu şehir için sakinleri olarak kişisel çıkarlarımızı öne çıkarmadan anlayış birliği içinde bizim oluşturmamız gerekmiyor mu? Bizler bu şehrin gelişmesi için üzerimize düşenleri yapmazsak kimler yapacak? Seçim zamanı bizi hatırlayan ve oylarımızı isteyen politikacılar mı? Zonguldak’ta geçen ömrümde yaşadığım deneyimler maalesef bu umudu bana vermiyor.”

Muhabir: Orhan Akyüz