İnsan yürüdüğü yolda yalnız kalacağını bilerek ilerler.

Kalabalıklar her zaman vardır ama omuz veren azdır. Hayat,çoğu zaman sınavını gürültüyle yapmaz;sessizlikle yapar.
En çok da iyi niyetin suistimal edildiği anlarda tanır kendini insan.Üzecekler çıkar elbet.Bazen bilerek,bazen bilmeden. Tanımadan hüküm verenler olur, arkandan kelimeler savurur.
Sözün yükü ağırdır; taşıyanı da yaralar, hedef alınanı da. Unutulmamalı ki başkasının dilinde büyüyen bir hikâye, senin gerçeğin olmak zorunda değildir.
İyilik denen şey de nankörlükle sınanır. Yapılanlar hatırlanmaz,verilen emek görünmez olur.
İnsan,“Bunca çaba niyeydi?” diye sormaya meyleder. Tam da o noktada iç ses konuşur.
İyilik,karşılık için yapıldığında ticarete dönüşür.Değerini ise ancak karşılıksız kaldığında bulur.
Çıkar uğruna çamur atanlar,kendi iç karanlıklarını örtmeye çalışır. Başkasını lekeleyerek temizlenileceğini sanan bir akıl, aslında en derin lekesini ele verir. Böyle anlarda insanın asıl mücadelesi dışarıyla değil,içiyle olur.Öfkeden uzak durmak,kin yerine sükûneti seçmek kolay değildir ama insanı insan yapan tam da bu tercihtir.
Gülümsemek bazen mutluluğun değil, direncin işaretidir. Düşe kalka öğrenilen bir asalettir bu.
Güzel söz söylemek, dünyanın sertliğine karşı nazik bir başkaldırıdır.
İyiliğin elini bırakmamak ise karakterin en sessiz ama en güçlü ilanıdır.
Hayat herkesi eğitir. Kimi acıyla olgunlaşır,kimi acıyı başkasına bulaştırarak hafifletmeye çalışır. Yolun hangisine düştüğün,başına gelenlerle değil, başına gelenlerden sonra kim olarak kaldığınla ilgilidir.
İşte bu yüzden,ne yaşanırsa yaşansın, duruş bozulmamalı. Göz hizası kaybolmamalı. İçteki denge korunmalı.
Çünkü insan kendini kaybettiğinde,haklı bile olsa yenilmiş sayılır.
Olsun denilen her şey bir kabulleniş değil,bir bilgelik hâlidir.
Yarayı inkâr etmeden yürümeyi bilmek,sessizce güçlenmektir.
Dünya değişmez belki ama insan, kendisi olarak kalmayı başarırsa her şeye rağmen kazanır

Murat İLERİ