Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı:
“En baştan söyleyeyim; yazdıklarım mimar, şehir plancısı vb. konunun uzmanı olarak değil bir kent sakini vatandaş olarak kişisel görüşlerimi yansıtmaktadır. Bu konuda olumlu ve olumsuz çeşitli değerlendirmeler ve yorumlar zaten kent halkı tarafından yapılmaktadır.

‘Bende Katılıyorum’

Whatsapp Image 2026 07 13 At 11.40.01

CHP'den AK Parti'ye Sert Eleştiri: "Zonguldak Halkı Cevabını Sandıkta Verdi"
CHP'den AK Parti'ye Sert Eleştiri: "Zonguldak Halkı Cevabını Sandıkta Verdi"
İçeriği Görüntüle

Halkımızın bir kısmı, dalga erozyonu nedeniyle güvenli ulaşımın yapılamadığı ve bu nedenle sınırlı sayıda insanın çeşitli sosyal amaçlar için değerlendirdiği sahil şeridinde bir alanın daha çok kişinin kullanımına açılmış olması açısından konuyu olumlu olarak değerlendirmektedir ki bu görüşe ben de katılıyorum.

‘Bazı Çekinceler…’

Buna karşın çocukluğumda burada yüzmüş birisi olarak bu alanın denize girilecek şekilde düzenlenmesi konusunda bazı çekinceler taşıyorum. Kent merkezinde bulunan birsinin yüzmek amacıyla temiz bir denize en kısa yoldan ulaşacağı bu alan, kumları olan bir plaj özelliğinde olmadığından belediyenin yeni yaptığı ahşap ve beton platformlar dışında kayalıklardan oluşmaktadır. Dalga etkisine açık olan bu alanda özellikle fırtınalı havalarda yüzmek kıyıda ve tabanda bulunan ve kaygan olan kayalıklar nedeniyle oldukça tehlikelidir. Bu alanda daha önce dalga etkisiyle belediye tarafından yapılmış olan beton platformun bile çeşitli yerlerinden kırıldığı ve yanı sıra liman içindeki ahşap platformların bile çeşitli yerlerinden parçalandığı değerlendirildiğinde liman arkasındaki ahşap platformların dalgalara dayanamayacağını öngörmek zor olmasa gerek. Ancak belediye kaynak israfı olarak görmeyip halkın yararına her yaz sezonu başında zarar görecek olan ahşap platformları onararak kullanıma açmayı göze almış olabilir.

‘Görüntü Oluşturmamaktadır’

Belediyenin işlettiği plajlarda çok doğru bir kararla çeşitli uyarı levha ve kurallarının bulunması, plajı sınırlayan güvenlik halatlarının ve sürekli gözlem ve uyarı yapan cankurtaranların bu alanda bulunmaması da denetimsiz olan bu alanda özellikle dalgalı havalarda denize girmeyi riskli hale getirmektedir. Yanı sıra beton platformlar üzerinde hem gezinti yapan ve hem de yüzmeye gelen insanların plaj kıyafetleriyle bir arada bulunması da hoş bir görüntü oluşturmamaktadır.

‘Bana Göre…’

Bana göre Zonguldak endüstriyel miras alanlarından birisi olan bu alan yapılış ve kullanım amacını ve kentin kimliğini yansıtacak şekilde ve özgün dokuya zarar vermeden düzenlenmeliydi. Böylece bu alanın kentsel belleğe, turizme ve toplumsal yaşama katkısı ön planda tutulabilirdi. Burayı kullanan halkımızın birçoğu bu alanda hangi amaçla kireçtaşları içinde tüneller ve eğimli galeriler açıldığını, ocaktan çıkan vagonların Gazipaşa caddesine döşenen ve bu alana kadar ulaşan raylar üzerinde denize kadar ulaştığını ve bu alanın Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren hangi amaçlarla kullanıldığını bilmemektedir. Çünkü endüstriyel miras alanlarında yapılan yıkım ve yapılan yeni düzenlemelerle kentin hafızası giderek silinmekte ve eskiyi hatırlatan unsurlar yok edilmektedir.

‘Yok Etmemizi Anlayamıyorum’

Topoğrafyası, küçük koyları ve inşaat yapılmayan alanlardaki yeşillikleri bu kenti hala güzel kılarken; kömür işletmeciliğinin azalmasıyla birlikte Zonguldak giderek özgün kimliğini yitirmekte ve kıyılarında giderek yüksek katlı binaların yükseldiği beton bir şehre dönmektedir. Birileri için kent kimliği, kent kültürü bir anlam ifade etmese de söylemeye devam etmek gerekir; ancak kimliği olan ve özgün dokusunu kaybetmeyen şehirler sakinlerine ve ziyaretçilerine huzur verirler. Özellikle öykündüğümüz batılı ülkeler dezavantajlı iklim ve topografik özelliklerine rağmen kent kimliklerini koruyarak marka şehirler yaratırken bizim var olanı korumak bir yana yok etmemizi anlayamıyorum.”

Muhabir: Orhan Akyüz