Siyasette en tehlikeli şey, vatandaşın aklıyla dalga geçildiğini düşünmesine yol açacak çelişkilerdir.
Hele bir parti çıkıp “Artık söz de karar da doğrudan üyelerin” diyorsa, bunun altının tüzükte de aynı şekilde doldurulması gerekir. Çünkü siyaset meydanında söylenen söz başka, parti tüzüğünde yazan başka olursa vatandaşın aklına ister istemez şu soru gelir:
Kimi Kandırıyorsunuz
Özgür Özel’in yeni siyasi yapılanma modeli anlatılırken ortaya konulan en büyük iddialardan biri, yıllardır tartışılan delege sisteminin terk edileceği ve parti üyelerinin doğrudan söz sahibi olacağı yönünde.
Özel açık açık söylüyor:
“Yeni partimizde her bir üye ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan seçecek.”
Güzel…
Hatta kulağa son derece demokratik geliyor.
Ama mesele kulağa hoş gelmekle bitmiyor.
Asıl mesele, bunun tüzükte nasıl yazıldığıdır.
Ancak Söz Başka Tüzük Başka Diyor
Yeni Parti’nin kuruluş sürecinde kamuoyuna yapılan açıklamalarda, üyelerin doğrudan seçimlerde söz sahibi olacağı özellikle vurgulanıyor.
Partinin sosyal medya hesaplarından yapılan çağrıda da üyelerin ilçe başkanını, il başkanını ve genel başkanı doğrudan seçeceği belirtiliyor.
Vatandaşa verilen mesaj açık:
“Gel, üye ol. Partinin geleceğinde senin de sözün olsun.”
Peki gerçekten öyle mi?
İtiraz tam da burada başlıyor.
Partinin tüzüğünün 27. maddesinde kongre ve delege yapısına ilişkin hükümler bulunuyor. Muhtarlık bölgesi delege seçiminden kongre üyelerinin tanımına, ilçe ve il kongrelerinin oluşumuna kadar birçok düzenleme açık biçimde yer alıyor.
Özellikle “kongre üyesi” tanımının seçilmiş kongre delegeleri ve doğal delegeler üzerinden kurulması, “üyeler mi seçecek, delegeler mi?” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Şimdi vatandaşın sorduğu soru son derece basit:
Genel Başkanı Kim Seçecek Üyeler mi Delegeler mi
Bu sorunun yuvarlak cümlelerle değil, açık ve net şekilde cevaplanması gerekiyor.
Demokrasi sadece mikrofonda söylenen söz değildir
Özgür Özel, konuşmasında delege sistemini eleştiriyor.
Eski nesil siyaset anlayışının terk edileceğini, üyelerin geri plana atılmayacağını, siyasetin tabana yayılacağını söylüyor.
Bunların tamamı kulağa hoş geliyor.
Kim istemez ki?
Mahalledeki üye, ilçe başkanını kendisi seçsin.
İlçedeki üye, il başkanını kendisi seçsin.
Partiye yıllardır aidat ödeyen, gecesini gündüzüne katan sıradan üye, genel başkanın belirlenmesinde doğrudan söz sahibi olsun.
İşte gerçek demokrasi budur.
Ama demokrasi sadece kürsüde söylenen güzel cümlelerden ibaret değildir.
Demokrasi, yazılı kurallarla güvence altına alınır.
Bugün “üyeler seçecek” deyip yarın tüzükte başka bir sistem işletilirse, bunun adı demokratik devrim değil, vatandaşın kafasını karıştırmaktır.
Vatandaşın Aklıyla Oynamayın
Burada asıl mesele Özgür Özel’in ne söylediğinden çok, söylediğinin hukuki ve tüzüksel karşılığının ne olduğudur.
Çünkü siyasi partilerde “Ben böyle istiyorum” demekle sistem değişmez.
Tüzük vardır.
Kanun vardır.
Kongre sistemi vardır.
Delegelik sistemi vardır.
Seçim kurulları vardır.
Ve bütün bunların birbirleriyle uyumlu olması gerekir.
Eğer gerçekten delege sistemi terk edilecekse, bunun tüzükte açıkça görülmesi gerekir.
Eğer genel başkanı üyeler seçecekse, bunun nasıl yapılacağı en küçük ayrıntısına kadar ortaya konulmalıdır.
Kim oy kullanacak?
Hangi üyeler oy kullanabilecek?
Üyelik için süre şartı olacak mı?
Genel başkan seçimi doğrudan üyelerle mi yapılacak?
Yoksa kongrede oy kullanacak delegeler üzerinden mi gidilecek?
İşte bunlar cevaplanması gereken sorular.
Üyeler Seçecek Demekle İş Bitmiyor
Siyasette vatandaş artık eski vatandaş değil.
İnsanlar söylenene değil, yazılana da bakıyor.
Bir siyasi parti “Yeni nesil siyaset” diyorsa, eski alışkanlıkların üzerine yeni sloganlar yapıştırmak yetmez.
Gerçekten yeni bir sistem kurulacaksa, bunun kuralları da yeni olmalı.
Özgür Özel’in “Her bir üye ilçe başkanını, il başkanını, genel başkanı doğrudan seçecek” sözü, siyasi açıdan son derece iddialı bir söz.
O zaman yapılması gereken de
çok basit: TÜZÜĞÜ ORTAYA KOYUN. Vatandaş okusun.
Hukukçular incelesin.
Partililer incelesin.
Delegeler incelesin.
Üyeler incelesin.
Sonra herkes neyin ne olduğunu görsün.
Kimsenin kafasında soru işareti kalmasın.
Delege sistemini terk ediyoruz deniliyorsa
Özel’in konuşmasında dikkat çeken bir başka ifade de şu:
Delege sistemine dayalı eski nesil örgütlenme biçiminin terk edileceği ve delegeliğin yalnızca Siyasi Partiler Kanunu açısından teknik bir görev olarak kalacağı söyleniyor.
Eğer bu gerçekten uygulanacaksa, Türkiye siyasetinde önemli bir değişim olur.
Çünkü yıllardır siyasi partilerde en büyük tartışmalardan biri delege sistemi üzerinden yaşanıyor.
Kimin delege olduğu, kimin kimi desteklediği, kongrede kimin oy kullanacağı, genel başkanın hangi yapı tarafından seçileceği gibi meseleler parti içi siyasetin merkezine oturuyor.
Bunun değişmesi, üyelerin doğrudan söz sahibi olması elbette önemlidir.
Ama yine aynı noktaya geliyoruz
Söz İle Uygulama Aynı Olmak Zorunda. Yeni Parti'nin Önünde Tarihi Bir Sınav Var
Yeni Parti gerçekten yeni bir siyaset anlayışı ortaya koymak istiyorsa, ilk sınavı tam da burada verecek.
Çünkü insanlara “Sen söz sahibisin” demek kolaydır.
Asıl mesele o sözü gerçekten vermektir.
“Sen genel başkanı seçeceksin” demek kolaydır.
Asıl mesele sandığı gerçekten üyenin önüne koymaktır.
“Delege sistemini terk ediyoruz” demek kolaydır.
Asıl mesele tüzükte ve uygulamada bunu gerçekleştirmektir.
Bu nedenle Özgür Özel’e ve Yeni Parti yönetimine düşen görev, polemik yapmak değil, açıkça açıklamaktır.
Kimse kimseyi suçlamıyor.
Kimse kimsenin niyetini okumuyor.
Ama ortada bir çelişki iddiası varsa, bunun cevabı verilmek zorunda.
Sıyasette Güven Sloganla Değil Şeffaflıkla Kazanılır
Bugün Türkiye’de insanların siyasete olan güveni zaten ciddi biçimde yıpranmış durumda.
Vatandaşın önemli bir bölümü yıllardır aynı şeylerden şikâyet ediyor:
“Seçimden seçime hatırlanıyoruz.”
“Üyelerin sözü dinlenmiyor.”
“Kararlar tepede alınıyor.”
“Tabanın görüşü sorulmuyor.”
Şimdi bir siyasi parti çıkıp “Bunların hepsini değiştireceğim” diyorsa, vatandaş buna elbette umut bağlar.
Ama umut, hayal kırıklığına dönüşmemeli.
Çünkü “Yeni siyaset” iddiasıyla yola çıkıp eski yöntemleri farklı ambalajla sürdürmenin kimseye faydası yok.
Artık Top Özelde..
Şimdi yapılması gereken çok açık.
Özgür Özel çıkacak ve diyecek ki:
“İşte tüzük. İşte ilgili maddeler. İşte seçim yöntemi. Genel başkanı şu üyeler, şu tarihte, şu yöntemle doğrudan seçecek.”
Konu kapanır.
Eğer gerçekten üyeler seçecekse, bunu herkes görür.
Eğer sistem delegeler üzerinden işleyecekse, bunun da açıkça söylenmesi gerekir.
Ama “Üyeler seçecek” deyip tüzükte delegeler üzerinden farklı bir mekanizma bulunuyorsa, vatandaşın kafasının karışması son derece doğaldır.
Burada kimsenin kimseyi kandırmasına gerek yok.
Siyaset açık iştir.
Tüzük açıktır.
Sandık açıktır.
Oy açıktır.
Milletin de kafası açıktır.
0 Halde Soruyu Bir Kez Daha Soralım Özgür Özel, Yeni Parti'de Genel Başkanı Gercekten Üyeler mi Seçecek Yoksa Delegeler mi ?
Eğer cevap “üyeler” ise, bunu tüzükte açıkça gösterin.
Eğer cevap “delegeler” ise, çıkın millete doğrusunu söyleyin.
Çünkü bu ülkenin insanı artık süslü cümlelerden çok, açık ve net cevap istiyor.
Yeni siyaset iddiası taşıyanların ilk görevi de tam olarak budur:
Millete ne vaat ediyorsanız, önce kendi evinizde onu uygulayacaksınız.
Yoksa “yeni nesil siyaset” lafı, eski siyasetin üzerine sürülmüş yeni bir boya olmaktan öteye geçemez.