Aslında sadece şeytan diyecektim ama birde şeytanın yerini bilmekte fayda var.

Uzatmıyorum şeytan denince birçoğunun aklına zaten ABD gelmektedir ve dünyanın birçok ülkesinde şeytan bile bu ülkenin yanında masum bir melek kalır, derler ki: askeri ve sivil darbelerin olmayacağı tek ülke ABD’dir çünkü bu ülkede ABD Büyükelçiliği yoktur.
Kendi ülkemize dönecek olursak; kendimi bildim bileli ülkemiz terörle uğraştı ve bu uğurda oldukça çok enerjisini bu yolda harcadı, geriye dönüp baktığımızda ve objektif bir akıl yürüttüğümüzde ülkemizdeki terörün kaynağının sadece ABD-AB kaynaklı olduğunu görmek için uzman olmaya gerek yoktur.
Hatırlayın lütfen: 1960 darbesinde birçoğumuz ya doğmamıştık, ya da çocuktuk ve tarihi gerçekleri yaşamadık, sadece duyduk ama bu tarihten sonraki olayların birebir içinde olduk ve aklımızda her şeye yetiyordu.
12 Eylül 1980 öncesinde her gün sağ-sol çatışması diye adlandırılan ve ne olduğunu bilmeden onlarca insan hayatını kaybediyordu ve ölen de öldüren de birbirini tanımıyordu, sonra ABD’nin oğlanları bir gecede düğmeye bastı ve terör şak diye kesildi, terörü başlatanlarda bitirenlerde aynı merkez olmasına rağmen sözde generaller, gerçekte ABD’nin maşaları bir anda halk kahramanı(!) oldular, öyle ki hemen hemen her evde kuşe kâğıda basılı general fotoları yok satıyordu ve her evde başköşeyi süslüyordular,
o dönemde bu sözde paşaların adlarına üniversite kuruluyor, en büyük caddelere isimleri veriliyor, adlarına mahalle, köy hatta ilçeler kurulması için çabalar harcanıyordu, o dönem doğan çocukların isimleri bile bu paşalardan esinleniyordu, araştırın abartmadığımı göreceksiniz.
Devamında Asala denen bir Ermeni terör örgütü çıktı ne kadar vatansever dış diplomatlarımız varsa yok etmeye çalıştı, bu saldırılar başta ABD olmak üzere AB ülkelerince de hoş görüldü, pirim verildi, ne zamanki terörün namlusu kendilerine döndü düğmeye bastılar bitirdiler, bitirmediler yerine o boşluğu dolduracak PKK’yı kurdular çünkü Asala Ermeni terör örgütü olduğundan halk arasında antipatiye neden oldu ve amacına ulaşması zorlanınca aynı örgüt isim değiştirerek PKK olarak karşımıza çıktı, yıllarca yaktı, yıktı ve tüm enerjimizi yok etmeye çalıştı, çünkü bu bölgede ABD ve AB güçlü bir Türkiye istemiyordu, bu nedenle FETÖ denen terör örgütü de bu amaçla kurulmuş ve önemli noktalar ele geçirilmişti. PKK askerimize, polisimize, masum halka saldırıyor, karşılarında da sözde Türk ama gerçekte FETÖ’ nün köpeği komutanlar boş dağları bombalıyor ve halka dönerek terörle mücadele ettiğine inandırmaya çalışıyordu.
Tam bir kör döğüşüydü, yıllarca süren ve ayrıntısında şeytanın gizlendiği bir ABD projesiydi, işte bu nedenle kendi papazlarını almak için kıçlarını yırtan şeytanlar FETÖ denen terör örgütünün sözde liderini vermediler, veremediler, verseydiler şeytanın tüm maskesi düşmüş olacaktı.
Tıpkı 12 Eylül öncesinde olduğu gibi çeyrek asırdır yaşadığımız terör belasında ölende, öldürende birbirini tanımıyordu ama öldürmeye devam ediyordu, çünkü ABD böyle istiyordu, çünkü AB denen tek dişi kalmış canavarlar ve bunların uydusu halindeki bazı Müslüman ülkelerde böyle istiyordu, çünkü bunların ortak düşmanı Türkiye Cumhuriyeti ve onu kuranlardı.
Bu saydığım şeytanların ülkelerinde sözde Ermeni soykırımı olduğunu kabul eden bir yaklaşımları vardı ve hepsi ülkemizi suçlamaya yönelmişti, bizleri soykırımcı olarak görüyorlardı ama hedeflerine ulaşsaydılar bu işten en çok Ermenilerin zarar göreceğini sadece kendileri biliyordu, Ermeniler bilmiyordu.
Sonunda Ermeniler uyandı, ülkemizin yıllardır direnmesine rağmen dışarıdaki Diaspora hayal peşinde koşmaya devam etti ne zamanki gerçeği gördüler tarih tersten akmaya başladı.
Seversiniz-sevmezsiniz bu gün yaşanan ve kızgın demirin soğuk suya düşmesine benzer bir şoklama ile karşı karşıya kalan Türkiye Vatandaşları ve terörün bitirilmesinde risk alanlar her ne kadar büyük bir risk almış olsalar da gizli ajandaları olan şeytanlar yani ABD ve AB toplumlarını yöneten şeytanlar daha büyük bir şok yaşamışlardır.
Birileri bu kızılcık şerbetini içmeliydi ve bu gün yaşanan da budur. Üzerimize oynanan kirli ve büyük bir entrika bozulmuştur.
Şimdi sırada birlik, beraberlik, kardeşlik mesajları vermeden öte ülkemizde bulunan ve ortak değerlerimize sahip çıkan bir yaklaşıma sarılmak ve bu ülkenin kuruluşunda emeği geçenlere şükran borcumuz olduğunu açıkça söyleyerek şeytanın entrikasını boşa çıkarmak ve bölgemizde daha güçlü olarak yolumuza devam etmektir ve bu durum bu coğrafyada yaşayan tüm unsurların çıkarına olduğunu tüm şeytanlara göstermektir.
Ülkemizdeki tüm siyasi oluşumların şeytanlar gibi gizli ajandaları yoksa anayasamızda belirtilen ortak değerlerimize herkesten daha çok sahip çıkmaları ve dosta düşmana bunu göstermeleri gerekir, bu ülkede yaşayanların diline, dinine, etnik kökenine bakmaksızın ortak bir noktada buluşması herkesin çıkarınadır, aksi halde ya şeytanların maşası olurusunuz, ya da ateşi ki bu da kimsenin çıkarına değildir.
Madem ülkemizi yönetenler bu riski aldılar ve sonuçlarını kabullendiler, DEM ve HEPAR gibi siyasi partilerde eteklerindeki taşı dökerek kongrelerinde ortak değerlerimize sahip çıktıklarını göstersinler ve şeytanların entrikasını bozsunlar, işte şeytan bu ayrıntı da saklanmıştır.