Zonguldak’ta gazetecilik yapan biri olarak yıllardır kentin en büyük sorunlarından birinin “üretim yapacak alan bulamamak” olduğunu yazıyorum. Şimdi ise insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

MAKZON’dan olduk, Pembe Köşk’e mi kaldık?
Bir zamanlar Zonguldak’ın kendi maden makinesi üretim gücünü büyütmesi, dağınık halde çalışan üreticileri bir araya getirmesi, yeni girişimcilerin önünü açması ve istihdam oluşturması hedeflenen MAKZON Projesi vardı.
Bugün gelinen noktada ise o projenin planlandığı alanın farklı bir kullanımla değerlendirilmesi gündemde.
İşte insanı asıl düşündüren de tam olarak bu.

​MAKZON, sıradan bir sanayi sitesi projesi değildi.

Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası’nın proje tanımında da açıkça belirtildiği üzere amaç; mahalle aralarında ve dar alanlarda üretim yapan maden makineleri imalatçılarını bir araya getirerek sektörün önünü açmak, yeni girişimcilere imkan sağlamak ve kent ekonomisine katkı sunmaktı.
Daha da önemlisi, bölgenin maden ve madene dayalı sanayi geçmişi bu proje için ciddi bir altyapı oluşturuyordu.
Dönemin açıklamalarında Zonguldak ve yakın çevresindeki maden ve madene dayalı sanayilerin yıllık makine ihtiyacının yaklaşık 200 milyon dolar seviyesinde olduğu ifade edilmişti.
Şimdi bir düşünelim...
Kendi ihtiyacımız olan makineleri ve ekipmanları neden başka şehirlerden, hatta başka ülkelerden alalım?
Neden Zonguldak bunları kendisi üretmesin?
Neden Zonguldaklı gençler bu üretimin içinde çalışmasın?
Neden Zonguldak, kömürden kazandığı sanayi kültürünü yeni nesil üretim sektörlerine taşımasın?
İşte MAKZON’un asıl önemi burada yatıyordu.

​200 Milyon Dolarlık Pazarın Kapısından Döndük

​Bugün geriye dönüp baktığımda beni en çok düşündüren konu rakamlar.
Yaklaşık 200 milyon dolarlık bir makine ihtiyacından söz edilen bir kentte, bu ihtiyacın en azından bir bölümünü kendi üreticilerimiz karşılayabilseydi ne olurdu?
Kentte yeni işletmeler kurulurdu.
İstihdam artardı.
Yan sanayi gelişirdi.
Gençler iş bulurdu.
Esnaf kazanırdı.
Mühendisler, teknisyenler, ustalar ve ara elemanlar için yeni çalışma alanları oluşurdu.
Belki de Zonguldak, maden makineleri üretiminde Batı Karadeniz’in önemli merkezlerinden biri haline gelirdi.
​Bugün bunların hangisini gerçekleştirdik?
İşte benim asıl itirazım burada.
Bir proje kaybedilebilir. Ama bir kentin geleceği adına ortaya çıkan fırsatın kaybedilmesi çok daha ağırdır.

​“Burada Sanayi Olmaz” Denildi, Peki Şimdi Ne Olacak?

​MAKZON tartışmalarında temel meselelerden biri elbette yer seçimi ve şehircilik ilkeleriydi.
Nitekim proje yargıya taşındı ve mahkeme süreci sonunda plan değişikliği iptal edildi. Dönemin Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan da kararın ardından MAKZON’un istihdam ve üretim açısından Zonguldak için önemli olduğunu belirterek projeden duyduğu üzüntüyü dile getirmişti.
Burada elbette hukuku, şehir planlamasını ve çevre hassasiyetlerini bir kenara bırakalım demiyorum.
Tam tersine...
Zonguldak’ın hem sanayiyi hem tarihi mirası hem de yaşam alanlarını koruyacak akıllı bir planlamaya ihtiyacı var.
Ancak benim anlamakta zorlandığım nokta şu:
Sanayiye uygun olmadığı ileri sürülen, üretim yatırımı konusunda tartışmaların yaşandığı bir bölgenin geleceğini neye teslim edeceğiz?
Eğer cevap üretim değilse, Zonguldak’ın kalkınma planı nedir?

​Sanayinin Ortasında Sanayiyi Tartışmak

​Üzülmez bölgesine baktığımızda sanayi geçmişinin izlerini her yerde görmek mümkün.
Maden ocakları, sanayi tesisleri, depolar ve üretim alanları bu bölgenin tarihinin bir parçası.
Hal böyleyken, Zonguldak’ın kendi üretim gücünü geliştirecek bir sanayi kümelenmesi için uygun alan tartışması yapmak elbette mümkündür.
Ama alternatif üretmeden yalnızca “olmaz” demek, bu kente ne kazandırıyor?
Ben gazeteci olarak bunu sormak zorundayım.
Çünkü Zonguldak yıllardır aynı sorunla boğuşuyor:
Yatırım istiyoruz ama yatırımın yapılacağı alan konusunda anlaşamıyoruz.
İstihdam istiyoruz ama üretim tesislerine itiraz ediyoruz.
Gençlerimiz kentten gitmesin diyoruz ama onların çalışabileceği yeni sektörleri oluşturamıyoruz.
Sonra da gençler neden Zonguldak’tan gidiyor diye soruyoruz.

​İşte bugün kamuoyunun önüne gelen yeni tartışma tam da bu nedenle önem taşıyor.
MAKZON için değerlendirilen alanın yerine konaklama amaçlı bir tesis, kamuoyunda ifade edildiği şekliyle “Pembe Köşk” gündeme geliyorsa, bunun Zonguldak’ın uzun vadeli kalkınma planı içerisinde nereye oturduğunu sorgulamak gerekiyor.

Turizm yatırımı kötü müdür?
Elbette hayır.
Konaklama tesisi yapılmasın mı?
Bunu da söylemiyorum.
Ancak mesele “Ne yapılıyor?”dan önce “Ne kaybettik?” sorusudur.
Çünkü MAKZON’un kaybı yalnızca birkaç bin metrekarelik bir alanın kaybı değildi.
Asıl kayıp, Zonguldak’ın üretim kapasitesini büyütme iddiasının zayıflamasıydı.

​Kentler Sadece Binalarla Değil, Üretimle Büyür

​Bugün Zonguldak’ın en büyük ihtiyacı yeni bir vizyondur.
Kömür kenti kimliğimizin üzerine yeni bir üretim ekonomisi inşa etmek zorundayız.
Maden makineleri bunun en doğal alanlarından biriydi.
Çünkü bu şehirde bilgi vardı.
Usta vardı.
Tecrübe vardı.
Sanayi kültürü vardı.
Pazar vardı.
Ve en önemlisi, ihtiyaç vardı.
ZTSO’nun da ifade ettiği gibi amaç yalnızca mevcut işletmeleri bir yere taşımak değil, yeni girişimcilerin önünü açmaktı.
İşte Zonguldak’ın ihtiyacı tam da budur.
Yeni girişimci. Yeni üretim. Yeni istihdam. Yeni pazar.

​Kentin Geleceği Siyasi Polemiklere Kurban Edilmemeliydi

​MAKZON meselesi yıllar içerisinde ne yazık ki siyasi tartışmaların da merkezine oturdu.
Bir taraf “yatırım engellendi” dedi.
Diğer taraf ise projenin şehircilik ve planlama açısından sorunlu olduğunu savundu.
Ben ise gazeteci olarak başka bir noktadan bakıyorum.
Siyasetçiler bugün söylediklerini yarın değiştirebilir. Ama kaybedilen yılları Zonguldak geri getiremez.
Bir proje mahkemede kaybedilir.
Bir plan değişir.
Bir belediye yönetimi değişir.
Bir parti iktidara gelir, başka bir parti gider.
Ama Zonguldak’ın gençlerinin kaybettiği yıllar geri gelmez.

​“Kına Yakın” Demek Kolay, Hesap Vermek Zor
Asıl soru şudur:
Zonguldak ne kazandı, ne kaybetti?
Eğer cevap “kaybettik” ise bunun hesabını hep birlikte sormalıyız.
​Zonguldak Artık Kaybetme Lüksü Olmayan Bir Kent
​Benim açımdan MAKZON tartışmasının bugün geldiği nokta oldukça acı bir tablo ortaya koyuyor.
Bir tarafta üretim, istihdam ve sanayi hedefleyen bir proje...
Diğer tarafta yıllar süren tartışmalar, itirazlar ve yargı süreci...
Sonuçta ise kaybedilmiş bir fırsat.
Yeni sanayi alanlarımız nerede?
Yeni üretim tesislerimiz nerede?
Gençlerimize sağlayacağımız yeni istihdam alanları nerede?
Ve en önemlisi...
Bir sonraki fırsatlarıda da kaybetmeye niyetimiz var mı?
Benim çağrım açık:
Zonguldak artık projeleri siyasi kimliklerine göre değil, kente sağlayacağı üretim, istihdam, ekonomik değer, çevresel etki ve kamu yararı üzerinden tartışmalı.
Çünkü bu şehrin artık kaybedecek zamanı yok.
​MAKZON’dan olduk.
Şimdi bari bir sonraki tarihi fırsatları kaçırmayalım.
Yoksa yıllar sonra yine dönüp aynı soruyu sorarız:
“Biz bu fırsatı neden kaçırdık?”
Ve o zaman ne yazık ki cevabın hiçbir anlamı kalmaz.