Bir insanın adalete olan güvenini sarsmak için illa mahkeme salonunda haksızlığa uğraması gerekmiyor. Bazen sadece uygulanan düzenlemelere bakmak bile yetiyor.
Şimdi soruyorum:
6 ay evli kalıp 5 yıl nafaka ödemek adalet midir?
Elinizi vicdanınıza koyun ve cevap verin.
Ortada çocuk yok. Evlilik birkaç ay sürmüş. Taraflar yollarını ayırmış. Ama erkek, yıllarca sürecek bir ekonomik yükün altına sokuluyor.
Sonra da çıkıp “Aile kurumunu güçlendireceğiz” diyoruz.
Allah aşkına, bu nasıl bir çelişki?
Kadının Beyanı Önemli de Erkeğin Sözünü Değeri Yok mu
Kadına yönelik şiddet varsa elbette üzerine gidilecek.
Kadına zulmeden, şiddet uygulayan, suç işleyen kim olursa olsun hesabını verecek.
Ama adaletin bir şartı vardır:
Suçun faili cinsiyetine göre belirlenmez.
Bir olay meydana gelir. Delil toplanır. Şahitler dinlenir. Taraflar dinlenir. Mahkeme karar verir.
Adalet budur.
“Erkektir, zaten şiddet uygular” diyerek hareket ederseniz adalet yapmış olmazsınız. Tam tersine, başka bir haksızlığın kapısını açarsınız.
Çünkü erkek de insan.
Erkeğin de onuru var.
Erkeğin de hakkı var.
Erkeğin de söyleyecek sözü var.
Erkek Sadece Fatura Ödeyen Taraf mı
Bugün boşanma süreçlerinde erkeklerin üzerine yüklenen ekonomik sorumlulukları bir düşünün.
Tazminat...
Takılar...
Tedbir nafakası...
Yoksulluk nafakası...
Çocuğun iştirak nafakası...
Bunların tamamının her olayda otomatik olarak erkeğin sırtına yüklenmesi doğru mudur?
Bir Aile Kurulurken Dorumluluk Ortak Değilmidir
Ama boşanma sırasında faturanın tek tarafa kesilmesi neden normal kabul ediliyor?
Erkek evlenirken “ailenin sorumluluğunu al” deniliyor.
Boşanırken de “ne varsa öde” deniliyor.
Sonra da erkeklere “neden evlenmek istemiyorsunuz?” diye soruluyor.
E kardeşim, adam korkuyor!
Çünkü bugün birçok genç erkek evlenmeyi sadece sevgi ve yuva kurmak olarak değil, hayatının ekonomik geleceğini riske atmak olarak görmeye başladı.
Bu korkunun sorumlusu erkekler değil.
6 Aylık 5 Yıllık Nafaka Oluur mu
Şimdi gelelim en can alıcı noktaya...
Altı ay evlilik.
Çocuk yok.
Ortak hayat kurulmamış.
Evlilik bitiyor.
Ama erkek beş yıl boyunca nafaka ödüyor.
Neden?
Bana bunun mantıklı tarafını anlatın.
Altı ayda kurulamayan bir hayatın ekonomik bedeli neden beş yıl boyunca tek bir insanın sırtına yükleniyor?
Bu sistem aileyi koruyor mu?
Yoksa insanları evlilikten soğutuyor mu?
Bugün genç erkekler birbirleriyle konuşuyor.
“Evlenirsem başıma ne gelir?” diye düşünüyor.
Düğün masrafı...
Ev masrafı...
Borç...
Eşyalar...
Sonra boşanma ihtimali...
Ardından nafaka...
Tazminat...
Mahkeme...
Yıllarca süren ekonomik yük...
Böyle bir tablo karşısında genç insan evlilikten korkarsa kimse şaşırmasın.
Erkeklerin de Korumaya İhtiyacı Var
Kadınları koruyalım.
Sonuna kadar.
Ama erkekleri ezerek kadınları koruyamazsınız.
Bir kadının beyanı dikkate alınmalıysa erkeğin beyanı da dikkate alınmalı.
Bir kadının mağduriyeti araştırılmalıysa erkeğin mağduriyeti de araştırılmalı.
Bir kadın iftiradan korunmalıysa erkek de korunmalı.
Çünkü adaletin cinsiyeti olmaz.
Adaletin terazisi vardır.
O terazi bir tarafa eğildiğinde artık adaletten söz edemezsiniz
Psikolojik şiddet denilip hayatlarkarartılmamalı
Psikolojik Siddet Denilip Hayatlar Karartılmamalı
Elbette psikolojik şiddet vardır.
Ekonomik şiddet de vardır.
Fiziksel şiddet de vardır.
Ama bunların tamamı delilleriyle, somut olaylarla ve gerçeklerle değerlendirilmelidir.
Bir iddia ortaya atıldı diye insanın hayatını altüst edemezsiniz.
Bir insanı suçlu ilan etmek bu kadar kolay olmamalı.
Çünkü bugün bir erkeğe yapılan haksızlık, yarın başka bir erkeğin başına gelebilir.
Ve unutmayın:
İftiranın da mağduru vardır.
Erkekler Neden Sessiz Kalıyor
Çünkü erkek yıllardır “sesini çıkarma” kültürüyle büyütüldü.
“Erkeksin, dayan.”
“Erkeksin, ağlama.”
“Erkeksin, halledersin.”
“Erkeksin, para kazanırsın.”
Ama iş boşanmaya gelince aynı erkeğe “öde” deniliyor.
Peki bu adamın derdini kim dinleyecek?
Kim onun hakkını savunacak?
Kim “Bu adam da mağdur olabilir” diyecek?
İşte mesele tam olarak burada.
Kadınların Hakkı Varsa Erkeklerin de Hakkı Var
Kimse bu yazıyı kadın düşmanlığı olarak anlamasın.
Tam tersine.
Kadına yapılan haksızlığa nasıl karşı çıkıyorsak erkeğe yapılan haksızlığa da karşı çıkacağız.
Çünkü adalet seçici olmaz.
Kadın suç işlediğinde “kadındır” denilmez.
Erkek suç işlediğinde “erkektir” denilmez.
Kim suç işlediyse hesabını verir.
Kim mağdursa hakkı korunur.
Mesele bu kadar basit.
Aile Kurumunu Korumak İstiyorsak Gerçeklerle Yüzleşelim
Bugün Türkiye'nin ciddi bir aile problemi var.
Gençler evlenmekte zorlanıyor.
Boşanmalar tartışılıyor.
Ekonomik şartlar insanları zorluyor.
Bütün bunların üzerine bir de adaletsizlik algısı eklerseniz, genç insanın evlilikten uzaklaşmasına şaşırmayın.
Sonra çıkıp “Gençler neden evlenmiyor?” diye soruyoruz.
Adamın önüne düğün masrafını koyuyorsunuz.
Ev masrafını koyuyorsunuz.
Borcu koyuyorsunuz.
Sonra “Boşanırsan yıllarca nafaka ödeyebilirsin” diyorsunuz.
Adam da doğal olarak düşünüyor:
“Ben bu işe neden gireyim?”
Bu soruya cevap vermeden aile kurumunu güçlendiremezsiniz.
Artık Bu Çifte Sandardı Bırakın
Kadın değerlidir.
Elbette değerlidir.
Ama erkek de değerlidir.
Kadının sözü önemlidir.
Erkeğin sözü de önemlidir.
Kadının mağduriyeti ciddiye alınmalıdır.
Erkeğin mağduriyeti de ciddiye alınmalıdır.
Bir tarafı koruyacağım diye diğer tarafı ezerseniz bunun adı adalet olmaz.
Bunun adı ayrımcılık olur.
Ve açık konuşalım:
Bu ülkenin erkekleri artık kendilerini sadece para kazanan, faturaları ödeyen ve boşanma halinde bedel ödeyen insanlar olarak görmek istemiyor.
Onlar da insan.
Onların da onuru var.
Onların da hakkı var.
Onların da adalet talebi var.
Son sözüm açık:
Kadını koruyun. Ama erkeği ezmeyin.
Kadına sahip çıkın. Ama erkeği suçlu doğmuş gibi görmeyin.
Aileyi koruyun. Ama adaleti feda ederek değil.
Çünkü adalet bir gün hepimize lazım olur.
Ve o gün geldiğinde kimsenin karşısına “Sen erkeksin, senin hakkın daha az” diye çıkılmasını istemiyorsak, bugün bu yanlışa hep birlikte itiraz etmek zorundayız.
Ne yani, erkekler ölsün mü?
Tabiki Hayır.
Erkekler de yaşayacak.
Erkekler de evlenecek.
Erkekler de aile kuracak.
Ve en önemlisi...
Erkekler de adalet isteyecek.