Bazı insanlar hayatımıza girmez. Kalbimize yerleşir.
Sonra araya yollar girer.
Geceler girer.
Sessizlikler girer.
Bazen kader,iki insanın arasına koca bir duvar örer.
İnsan o zaman özlemenin ne olduğunu öğrenir.
Özlemek,yalnızca birini görememek değildir.
Bir sesin yokluğunda sessizliği daha derin duymaktır.
Bir kokuyu kalabalığın içinde aramaktır.
Bir şarkının ortasında ansızın dalıp gitmektir.
Telefonun ekranına bakıp,gelmeyecek bir mesajı beklemektir.
Bazen insanın bütün dünyası tek bir “nasılsın?” kelimesine sığar.
Çünkü sevdiğin insan uzaktaysa, mesafeler kilometreyle ölçülmez.
Mesafe, kalbin dayanabildiği kadar uzaktır.
Kavuşmak da bu yüzden yalnızca yan yana gelmek değildir.
Kavuşmak, bekleyişin bütün acısını bir anda unutmaktır.
Yıllarca özlediğin bir yüzü gördüğünde zamanın durmasıdır.
Bir çift gözün içine bakıp, “Bunca zamandır seni bekliyordum,” diyemeden susmaktır.
Çünkü bazı duyguların dili yoktur.
Onları gözler anlatır.
Ellerdeki titreme anlatır.
Sarılırken kapanan gözler anlatır.
İnsan bazen yıllarca kurduğu cümleleri, sevdiğine kavuştuğu anda unutabilir.
Geriye yalnızca sarılmak kalır.
Belki de gerçek sevgi tam burada başlar.
Çünkü sevgi,kolay günlerin süsü değildir.
Sevgi, mücadele ister.
Beklemek ister.
Sabır ister.
Bazen gözyaşı ister.
Bazen bütün dünya “vazgeç” derken, kalbinin içinden gelen o küçücük sese inanmayı ister:
“Bir gün kavuşacağız.”
Mücadele eden insanın en büyük gücü, elindeki imkânlar değildir.
İnandığı şeydir.
Sevdiği insanı düşünerek atılan her adım, gecenin içinden geçilen bir yol gibidir.
Yol uzar.
Ayaklar yorulur.
Umut bazen azalır.
İnsan kimi zaman kendi kalbine bile yenileceğini sanır.
Fakat gerçek sevgi, tam vazgeçilecek yerde yeniden ayağa kalkmayı öğretir.
Çünkü bazı insanlar için kavuşmak bir dilek değildir.
Bir mücadeledir.
Her sabah yeniden kurulan bir cümledir.
Her gece yeniden edilen bir duadır.
Her acıya rağmen kalpte saklanan bir umuttur.
Özlem insanı tüketebilir.
Ama sevgiyle taşınan özlem, insanı olgunlaştırır.
Bekleyen insan değişir.
Daha sabırlı olur.
Daha derin düşünür.
Sevdiği insanın değerini,yokluğun sessizliğinde daha iyi anlar.
Bazen yanındayken fark etmediğin küçücük şeyler, uzak kaldığında dünyanın en büyük hazinesine dönüşür.
Bir gülüş.
Bir bakış.
Bir elin sıcaklığı.
Kapıda bekleyen bir çift ayakkabı.
Mutfaktan gelen bir ses.
Akşam eve dönen birinin “Ben geldim” deyişi...
İnsan,yokluğun içinde varlığın kıymetini öğrenir.
Belki hayatın en acı öğretmeni özlemdir.
Ama en güzel ödülü de kavuşmadır.
Kavuştuğunda anlarsın.
Beklediğin yıllar boşa geçmemiştir.
Çektiğin acılar yalnızca acı değildir.
Her gözyaşı,seni o ana biraz daha yaklaştırmıştır.
Her sabır,sevgini biraz daha büyütmüştür.
Her mücadele, kavuşacağın güne bir iz bırakmıştır.
Bu yüzden bazı aşklar kolay yazılmaz.
Onların mürekkebi gözyaşıdır.
Kâğıdı zamandır.
Kalemi sabırdır.
Son cümlesi ise kavuşmaktır.
İnsan sevdiği için mücadele ediyorsa,hâlâ umudu vardır.
Çünkü umut,kalbin karanlıkta bile yolunu kaybetmemesidir.
Dünya bazen iki insanın arasına bütün kapılarını kapatabilir.
Yollar uzayabilir.
Günler ağırlaşabilir.
Zaman acımasız davranabilir.
Fakat gerçekten seven iki kalbin birbirine açtığı kapıyı hiçbir duvar sonsuza kadar kapalı tutamaz.
Bir gün gelir.
Bekleyiş biter.
Sessizlik susar.
Yollar kısalır.
Özlem yerini sarılmaya bırakır.
İnsan, uzun zamandır görmediği o yüzü karşısında bulur.
O anda geçmişteki bütün geceler anlamını değiştirir.
Çünkü bazı kavuşmalar vardır ki,yalnızca iki insanı buluşturmaz.
İki yarım ömrü yeniden tamamlar.
Belki de sevginin en güzel tarafı budur.
Uzaklıkta bile yakın kalabilmek.
Yoklukta bile birbirini hissedebilmek.
Karanlığın içinde bile aynı ışığa yürümek.
Mücadeleden yorulsan bile sevginden vazgeçmemek.
Çünkü bazı insanlar beklenmez.
Onlara kavuşmak için mücadele edilir.
Bazı sevgiler unutulmaz.
Onlar için sabredilir.
Bazı özlemler bitmez sanılır.
Sonra bir gün, bütün yollar aynı kapıya çıkar.
Kapı açılır.
Gözler buluşur.
Dünya bir anlığına sessizleşir.
O uzun bekleyişin bütün kelimeleri tek bir sarılışta erir.
İşte o zaman anlarsın:
Gerçek sevgi, uzaklıkla eksilmez.
Mücadeleyle büyür.
Özlemle derinleşir.
Sabırla güçlenir.
Kavuştuğunda ise insanın bütün yaralarına sessizce dokunur.
Çünkü bazı hikâyelerin sonu ayrılık değildir.
Bazı hikâyeler, ne kadar acı çekerse çeksin, kalbin aynı yere dönmesiyle biter.
Kavuşmakla...
Murat İLERİ