Akşam yine çöktü. Deniz sustu. Ufuk kızıl bir perdeye dönüştü.
Güneş, ağır ağır suya gömüldü.
Ben yine seni düşündüm.
Özlemek böyle bir şeydi.
İnsanın içini sessizce büyüten bir yangın...
Adını söylemeden adını taşımak...
Kalabalığın ortasında seni aramak...
Her yüzün içinde gözlerini bulmaya çalışmak...
Sonra eve dönmek.
Kapıyı kapatmak.
Sessizliğin içine düşmek.
Sen yoksun.
Oda aynı.
Pencere aynı.
Gece aynı.
Ben aynı değilim.
Çünkü sen yoksun.
Bazen bir şarkı çalıyor.
Bir anda zaman geriye dönüyor.
Bir bakışın geliyor aklıma.
Bir gülüşün.
Bir akşamüstü.
Birlikte susuşumuz...
İnsan en çok da yarım kalan şeyleri özlüyor.
Söylenmeyen sözleri.
Tutulamayan elleri.
Gidilemeyen yolları.
Yaşanamayan günleri...
Ben seni yalnızca özlemiyorum.
Seninle yaşayamadığım hayatı da özlüyorum.
Bir akşam getir bana.
Ama sıradan olmasın.
Gökyüzü lacivert olsun.
Deniz gümüş gibi parlasın.
Rüzgâr saçlarımızdan geçsin.
Uzakta tek bir ışık yansın.
Şehir sessizleşsin.
Dünya bizi unutsun.
Sen gel.
Ben bekliyor olayım.
Yıllardır beklediğim gibi.
Kalbimde eski bir şarkı.
Gözlerimde uzun bir yol.
İçimde sana ayrılmış bir yer...
Gelince hiçbir şey sorma.
Ben de sormayayım.
Geçmişi o akşamın dışında bırakalım.
Kırgınlıkları susturalım.
Zamanı kapının önünde bekletelim.
Sadece birbirimize bakalım.
Uzun uzun...
Bir insanın gözlerinde yıllarını bulması ne tuhaf.
Bir bakışta özlemin bitmesi...
Bir sesle içindeki bütün kapıların açılması...
İşte kavuşmak budur.
Beklediğin insanın sonunda karşında durmasıdır.
Kalbinin yıllardır tuttuğu nefesi bırakmasıdır.
İçindeki fırtınanın bir anda dinmesidir.
Sen gel.
Ben sana “Neredeydin?” demeyeyim.
Sen bana “Neden bekledin?” diye sorma.
Bazı soruların cevabı yoktur.
Bazı bekleyişlerin adı aşktır.
Bazı ayrılıkların sonu kavuşmaktır.
O gece deniz kıyısında yürüyelim.
Ay suya düşsün.
Dalgalar ayak izlerimizi silsin.
Rüzgâr geçmişimizi alıp götürsün.
Gökyüzü üzerimize eğilsin.
Biz susalım.
Kalplerimiz konuşsun.
Sonra sen bana bak.
Ben sana...
O anda bütün şehir kaybolsun.
Sokaklar silinsin.
Saatler dursun.
Sadece sen kal.
Sadece ben.
Bir de yıllardır beklediğimiz o an...
Kavuşma.
Belki de bütün hayatımız bunun için geçti.
Bunca özlem...
Bunca sessizlik...
Bunca uzaklık...
Bir tek akşama sığsın.
Bize kalan son akşam olsun.
Ama sonumuz olmasın.
Yeni başlangıcımız olsun.
Güneş yeniden doğarken elimiz birbirinden ayrılmasın.
Deniz yeniden mavileşsin.
Ufuk yeniden açılsın.
Ben içimden yalnızca şunu söyleyeyim:
“Nihayet geldin.”
Sen de gülümse.
Hiçbir şey söyleme.
Çünkü bazı kavuşmaların cümlesi yoktur.
Sadece kalbi vardır.
Belki o kalp, yıllardır seni bekliyordur.
Murat İLERİ