Batı Karadeniz’de yerin metrelerce altında sessiz ama son derece güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca yeni makinelerin devreye girmesi değil; aynı zamanda madencilik anlayışının, iş kültürünün ve üretim felsefesinin kökten değişmesi anlamına geliyor. Bartın’ın Amasra ilçesinde HEMA Enerji A.Ş. tarafından hayata geçirilen tam mekanize yeraltı kömür üretim sistemi, Türkiye madenciliği açısından bir dönüm noktası niteliği taşıyor.

Yeraltında Yeni Bir Çağın Kapıları Aralanıyor

Yıllarca kazma, kürek ve beden gücüyle özdeşleşen madencilik, artık joystickle yönetilen devasa makinelerle yapılıyor. Yerin yaklaşık 600 metre altında kurulan tam mekanize sistem; kesici üniteler, yürüyen tahkimatlar ve otomasyon destekli bantlarla çalışıyor. Bu yapı, hem üretim hızını artırıyor hem de iş güvenliğini üst seviyeye taşıyor. Madenci artık sadece fiziksel gücüyle değil, teknik bilgi ve operatörlük yetkinliğiyle üretimin merkezinde yer alıyor.

Verimlilikte Çarpıcı Artış, İstihdamda Yeni Model

Amasra’daki sahada bugün 574 işçi görev yapıyor ve yıllık 1 milyon 200 bin ton kömür üretimi hedefleniyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde bu rakamın kademeli olarak 4–5 milyon tona çıkarılması planlanıyor. Bu tablo, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda çok daha fazla işçiyle benzer üretim rakamlarına ulaşılabildiği düşünüldüğünde, teknolojinin verimlilik üzerindeki etkisini net biçimde ortaya koyuyor.
Ancak bu durum istihdamın azalması anlamına gelmiyor. Aksine, daha nitelikli, teknik bilgiye sahip, güvenlik bilinci yüksek yeni bir iş gücü profili doğuyor. Madencilikte “çavuşlu, kazmalı” dönem yerini mühendislik, otomasyon ve uzman operatörlüğe bırakıyor.

Çevre, Güvenlik ve Teknoloji Aynı Denklemde

Tam mekanize sistem sadece üretimi artırmıyor; çevresel etkileri de minimuma indiriyor. Yeni nesil kuru zenginleştirme (lavuar) sistemleri sayesinde kömür suyla yıkanmadan ayrıştırılıyor. Bu da hem su tüketimini ortadan kaldırıyor hem de çevresel riski sıfıra yaklaştırıyor. Kapalı alanlarda kurulan tesislerle doğaya salım en aza indiriliyor.
İş güvenliği ise bu yeni dönemin temel taşı. Toz bastırma sistemleri, taş tozu uygulamaları, otomatik izleme ve yürüyen tahkimatlar sayesinde riskler ciddi ölçüde azaltılıyor. Hedef açık: kazasız, belasız ve sürdürülebilir üretim.

En Büyük Engel: Lojistik ve Algı

Üretimdeki bu sıçramanın önündeki en büyük sorun ise nakliyat. Kara yolu taşımacılığı hem yetersiz hem de çevresel ve sosyal sorunlara yol açıyor. Ağır tonajlı araçlar köy yollarını zorlarken, en akılcı ve çevreci çözüm olarak deniz taşımacılığı öne çıkıyor. Ancak bu noktada bazı çevreci grupların yatırımı durdurmaya yönelik hukuki girişimleri ve eylemleri, sürecin önünde ciddi bir engel oluşturuyor.
Oysa burada söz konusu olan bir termik santral değil; yüksek güvenlik ve çevre standartlarıyla yapılan kömür üretimi. Bartın ve Amasra, yüzyıllardır madencilikle iç içe yaşamış bir kültüre sahip. Bu yatırım, bölgeye istihdam, aş ve ekonomik canlılık getiriyor.

“Uyuyan Güzel” Uyanıyor

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın Amasra kömürleri için kullandığı “uyuyan güzel” benzetmesi bugün somut bir karşılık buluyor. Yıllarca değerlendirilemeyen yüksek kaliteli Amasra kömürü, teknoloji sayesinde yeniden ülke ekonomisine kazandırılıyor. Uzmanlara göre kalite açısından bu havza, birçok açıdan Zonguldak havzasının da üzerinde.

Madencilikte Zorunlu Dönüşüm

HEMA Enerji’nin Amasra’da hayata geçirdiği bu model, sadece bir şirket başarısı değil; Türkiye madenciliğinin geleceğine dair güçlü bir örnek. Kazma kürekle yürütülen, yüksek riskli ve düşük verimli üretim anlayışı artık sürdürülebilir değil. Teknoloji, güvenlik ve çevreyi aynı potada eriten bu yeni sistem, Batı Karadeniz için olduğu kadar ülke ekonomisi için de stratejik bir kazanım niteliği taşıyor.
Bu dönüşüm, madencilikte bir tercihten ziyade artık bir zorunluluk olarak karşımızda duruyor.