Zonguldak’ın Stratejik Ufku olan Havalimanı Merkezli Kalkınma Vizyonundan bahsetmek istiyorum. Zonguldak, uzun yıllar boyunca sanayi kimliğiyle anılmış, kömürle özdeşleşmiş bir şehir olarak Türkiye’nin üretim hafızasında önemli bir yer edinmiştir. Ancak günümüz dünyasında şehirlerin kaderini belirleyen unsur yalnızca geçmişleri değil, geleceğe hangi vizyonla baktıklarıdır. Bu noktada Zonguldak’ın sahip olduğu ulaşım altyapısı, özellikle de havalimanı, şehrin yeniden tanımlanması açısından kritik bir eşik olarak karşımıza çıkmaktadır. ELCAB Kablo Yönetim Kurulu Başkanı ve ZONSİAD Başkanı Nejdet Tıskaoğlu’nun yaptığı değerlendirmeler, bu dönüşüm ihtiyacını güçlü biçimde ortaya koymaktadır. Onun ortaya koyduğu tablo, yalnızca bir iş insanı görüşü değil; aynı zamanda bölgenin ekonomik gerçekliğine tutulan stratejik bir aynadır.

Zonguldak, kara yolu, demir yolu ve hava yolu bağlantılarını aynı potada buluşturabilen nadir şehirlerden biridir. Bu özellik, teorik bir avantaj olmaktan çıkıp doğru planlama ile ekonomik bir kaldıraça dönüşebilecek niteliktedir.
Nejdet Tıskaoğlu’nun vurguladığı gibi, bu altyapı sadece mevcut durumu taşımak için değil, geleceği inşa etmek için vardır. Bir şehrin gerçek gücü, sahip olduğu kaynakları ne kadar etkin kullanabildiğiyle ölçülür. Zonguldak bu anlamda önemli bir potansiyeli içinde barındırmakta, ancak bu potansiyel henüz tam anlamıyla harekete geçirilmiş değildir.

Zonguldak Havalimanı üzerine yapılan değerlendirmeler, meselenin yalnızca uçuş sayılarıyla sınırlı olmadığını göstermektedir. Asıl mesele, havalimanının bölgesel ekonomiye entegre edilip edilmediğidir.
Tıskaoğlu’nun “her gün uçak seferi mümkün” yönündeki ifadesi, aslında bir iddia değil, bir kapasite analizidir. Bu yaklaşım, Zonguldak’ın yalnızca iç hat bağlantılarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini, aksine daha yoğun ve düzenli bir hava trafiğini kaldırabilecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır.
Havalimanının aktifleşmesi; yatırımcı hareketliliğinden turizme, ticaretten insan sirkülasyonuna kadar geniş bir alanı doğrudan etkileyecek bir çarpan etkisi yaratacaktır. Bu nedenle mesele teknik bir ulaşım planlaması değil, doğrudan ekonomik bir kalkınma stratejisidir.

Zonguldak’ın geleceği yalnızca sanayiye ya da yalnızca turizme indirgenemez. Tıskaoğlu’nun dikkat çektiği en önemli noktalardan biri de budur: şehir, iki alanı birlikte büyütmek zorundadır.
Ereğli, Alaplı ve çevresindeki doğal güzellikler, Karadeniz’in keşfedilmeyi bekleyen turizm hatlarından biridir. Bu bölgelerin doğru yatırımlarla desteklenmesi, Zonguldak’ı yalnızca üretim yapan bir şehir olmaktan çıkarıp aynı zamanda ziyaret edilen bir destinasyon haline getirebilir.
Bu dönüşüm, ekonomik çeşitliliği artıracağı gibi, şehir kimliğini de daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturacaktır.

Nejdet Tıskaoğlu’nun yaptığı analizlerin en dikkat çekici yanı, sorunları yalnızca tespit etmekle kalmayıp çözüm yönünü de işaret etmesidir. Bu tür değerlendirmeler, genellikle “görüş” olarak kalır; ancak Zonguldak örneğinde bu görüşler, doğrudan politika üreticiler için bir yol haritası niteliği taşımaktadır.

Burada asıl kritik soru şudur: Bu tespitler ne kadar dikkate alınacaktır?
Çünkü mesele artık yalnızca fikir üretmek değil, bu fikirleri harekete dönüştürme iradesini gösterebilmektir.

Zonguldak İçin Kaçırılmaması Gereken Eşikteyiz. Zonguldak bugün bir yol ayrımındadır. Ya mevcut potansiyelini sınırlı kullanım içinde tutmaya devam edecek ya da ulaşım altyapısını, özellikle havalimanını merkezine alan yeni bir kalkınma modeline geçecektir.
Tıskaoğlu’nun işaret ettiği “her gün uçak seferi” vizyonu, aslında bu ikinci yolun somut bir ifadesidir. Bu vizyon gerçekleştiğinde, Zonguldak yalnızca bölgesel bir merkez değil, Karadeniz hattında güçlü bir ekonomik ve lojistik düğüm noktası haline gelebilecektir.
Mesele artık fikir değil, irade meselesidir. Zonguldak’ın geleceği, bu iradenin ne kadar güçlü ortaya konulacağıyla şekillenecektir.