Gün bazen eksik başlar.Göğsün bir yanında boşluk, diğer yanında bekleyiş durur.

Gökyüzü konuşmak ister,insan susar. Karşıki tepelerden yükselen uğultu, yaklaşan yağmurdan çok kavuşmayı erteleyen zamanın sesidir. Birazdan gök gürleyecek.
Mavi bir sağanak düşecek şehrin üzerine.Özlemin rengi de mavidir zaten;derin,sessiz ve sabırlı.
İnsan bekledikçe büyür,bekledikçe yorulur.
Mevsimler gibi. İlkbahardan sonra gelen kış,vazgeçiş değildir;sarılmayı geciktiren bir duraktır.Toprak kararır,umut susar, kalp içe çekilir.
Yine de bilinir ki her kış bir kavuşmayı saklar.
Filiz,toprağın sabrını ödüllendirir.
Bir yerlerde bir tren kalkar.Birinin içinden giden, başkasının kaderine yaklaşır.
Limanlar,garlar, yollar hep aynı soruyu fısıldar...
Kim kimi bekliyor, Uçak inerken bir yürek hızlanır,gemi yanaşırken bir başka yürek sakinleşir.
Her yolculuk uzaklık değildir.
Bazıları kavuşmaya çıkar.
Gözyaşı yere düşerken utanır. Duyulmasın ister insan.Çünkü o yaşın içinde özlem vardır. Kapının eşiğinde duran bir kadın hoş geldin der.
Sözü kısa,anlamı ağırdır.Giden sevdiğine değil, dönebileceğine inanmış olmanın cesaretidir bu. Kavuşmak, inanmaktan doğar.
Hayat aynı anda iki kapıyı çalar.
Bir evde gözaydınlar yükselirken,başka bir kapının önünde başsağlığı bekler. Aynı saat,aynı şehir. Ayrılıkla kavuşma yan yana durur. İnsan hangisine dayanacağını şaşırır.
Yürek ikisini de taşır.
Bir çocuk kahkahalarla annesini uğurlar. Gidişi oyun sanır, dönüşü hayal eder. Saf bir gülüşle el sallar. Kör denilen gönül orada görür hakikati.
Özlem dediğin şey sevgiden başka bir şey değildir.
Birazdan yağmur başlayacak.
Sıradan bir yağmur değil bu.
İçimize düşen, bekleyişi ıslatan, hasreti yumuşatan bir sağanak.
Mavi rengiyle sabır, sesiyle umut taşır. Hayat gibi...
Ayrılığı anlatırken bile kavuşmayı fısıldar.

Murat İLERİ