Türkiye’de beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirmesi beklenen önemli bir adım atıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı, toplum sağlığını güçlendirmeyi hedefleyen kapsamlı bir stratejiyle “Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası”nı başlattı. Yeni uygulamayla birlikte ekmekte kullanılan tam buğday unu oranının en az yüzde 70’e çıkarılması planlanıyor. Kamu kurumlarında başlatılan bu dönüşümün bir yıl içinde ülke genelinde standart hale gelmesi hedefleniyor.
Türkiye’de kişi başına yıllık yaklaşık 200 kilograma ulaşan ekmek tüketiminin, daha sağlıklı bir yapıya kavuşturulması amaçlanıyor. Proje kapsamında, toplumun günlük enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan ekmeğin besin değeri artırılarak kronik hastalıkların önüne geçilmesi öngörülüyor.
Kamu Kurumlarında Yüzde 80 Zorunluluğu
Konya’da başarıyla tamamlanan pilot uygulamanın ardından kampanya Türkiye genelinde yaygınlaştırılıyor. Yeni düzenlemeye göre, kamu kurumlarının yemekhanelerinde kademeli olarak “kampanya ekmeği” kullanımı artırılacak. İlk aşamada bu oran yüzde 80 olacak.
Ekmeğin doğal yapısını korumaya yönelik önemli bir adım da atılıyor. Ekmeğe koyu renk vermek amacıyla kullanılan kavrulmuş malt ununun kullanımı tamamen yasaklanacak. Böylece tüketicilerin doğal ve gerçek tam buğday ekmeğine ulaşması sağlanacak.
Standart ekmek üretiminde ise tam tahıl şartı getirilecek. Buna göre ekmekte kullanılan unun en az yüzde 70’inin tam buğday olması hedefleniyor.
Ekonomik Ve Sağlık Boyutu: 600 Milyon Dolarlık Kayıp Önleniyor
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü yetkilileri, beyaz un üretiminde buğdayın en değerli bölümleri olan rüşeym ve kepeğin ayrılmasının ciddi bir ekonomik kayba yol açtığını belirtiyor. Yapılan açıklamalara göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 2,5 milyon ton rüşeym ve kepek yem olarak kullanılıyor.
Uzmanlar, tam buğday ekmeğine geçişle birlikte bu kaybın önüne geçileceğini ve yaklaşık 600 milyon dolarlık milli servetin korunacağını ifade ediyor. Ayrıca sağlıklı beslenmenin yaygınlaşmasıyla obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkların azalmasının, sağlık harcamalarında milyarlarca dolarlık tasarruf sağlayacağı öngörülüyor.


