Bugün 1 Mayıs… Emeğin konuşulduğu,alın terinin hatırlandığı bir gün.Fakat bazı gerçekler vardır ki tam da bugün dile gelmezse yarın daha ağır susar.

Zonguldak gibi emeğin hafızası olan bir şehirde,bir yıl önce büyük bir inançla kurulan yapı bugün kendi ağırlığını taşıyamaz hâle gelmişse bunun adı tesadüf değildir.1800’leri bulan bir iradenin 600’lere gerilemesi, sadece sayıların düşüşü değil, güvenin çözülmesidir.
Bir yapıyı ayakta tutan şey unvan değil,o unvanın hakkını verebilmektir.
Bu denge bozulduğunda tabelalar kalır,içi boşalır.
Genel başkan TOY Hakan’ın ortaya koyduğu yönetim anlayışı,sahadaki emeği büyütmek yerine zayıflatan bir çizgide ilerlemiştir. Liyakatin geri plana itildiği her tercih,en çok sahada çalışan insanı yorar.Çünkü emek,adalet görmediği yerde tutunmaz.
Düzce Üniversitesi’nde ameliyathane temizlik personeli olarak görev yapan Hakan Uzun’un şube başkanlığına getirilmesi,bu sürecin kırılma noktalarından biri olmuştur.Bir göreve gelmek başka,o görevin sorumluluğunu taşımak bambaşkadır.
Bu fark gözetilmediğinde sonuç kaçınılmaz olur.
Dağılan yapı,azalan üye,kaybolan güven.
Bugün şubenin geldiği nokta, bir “tabela” görüntüsünden öteye geçemiyorsa bu durum kişisel değil yapısal bir sorunun göstergesidir. İnsanlar sözlere değil,sahadaki karşılığa bakar. Karşılık yoksa kalabalık dağılır.
Bülent Ecevit Üniversitesi’nde yetkinin kaybedilme eşiğine gelinmesi, bu sürecin en somut yansımasıdır. Temsil gücü zayıfladığında,emek sahipsiz kalır. Sahipsiz kalan her hak,zamanla yok sayılır.
Mesele sadece isimler değildir. Mesele,emeğin yanlış kararlarla nasıl eridiğini görebilmektir.
1 Mayıs bu yüzden yalnızca bir anma değil,bir yüzleşmedir.
Soru açık...
Emeği büyütenler mi hatırlanacak,yoksa onu zayıflatanlar mı?
Cevap ortada.
Çünkü gerçek, eninde sonunda kendini gösterir.

Murat İLERİ