Türkiye 24’üncü Uluslararası Kömür Kongresi kapsamında Dedeman Otel’de düzenlenen "Maden Facialarının Anatomisi; Nedenler, Sektöre Etkileri ve Sosyal Travmalar" paneli, çarpıcı tespitlere sahne oldu.

Panelde söz alan Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alp Ergör, maden kazalarının sadece istatistiki birer veri veya üretim kaybolmayıp, derin toplumsal kırılmalar yaratan büyük birer travma olduğunu vurguladı.

Yılın en dikkat çeken konuşmalarından birini yapan Ergör; iş sağlığı ve güvenliği kültüründen facianın tanımına, kuşaktan kuşağa aktarılan acılardan önlenebilirlik kavramına kadar pek çok konuyu mercek altına aldı.
​Travmayı Zonguldak Kadar İyi Bilen Başka Bir Şehir Var mı
​Konuşmasına Zonguldak'ın maden tarihiyle özdeşleşen acılarına ve dirençli yapısına dikkat çekerek başlayan Prof. Dr. Alp Ergör, kentin taşıdığı kolektif hafızaya değindi. Bir facianın etkilerinin sadece maden ocağıyla sınırlı kalmadığını belirten Ergör, şu duygusal ve çarpıcı değerlendirmeyi yaptı:

​"Facianın ne olduğuna dair net bir ölçü var mıdır? Bir kişi ölünce facia olmuyor da beş ya da bin kişi ölünce mi facia sayılıyor? Yoksa aynı nedenlerle insanları göz göre göre ölüme mahkum etmek mi asıl facia? Türkiye’de travmayı Zonguldak kadar iyi bilen başka bir şehir olabilir mi? Zonguldak travmanın her şeyini bilir. Bir madenci yaşamını yitirdiğinde o sadece bir işçi değildir; birinin çocuğu, birinin eşi, birinin babası, komşusu ve mesai arkadaşıdır. Yaşanan keder, toplumun her bir katmanına dalga dalga yayılır."

​Önlemi İnsanın İnsafına Bırakamazsınız: Bir Yıllık Yanılgının Sonu

​İş sağlığı ve güvenliği tarihine yerleşmiş klasik teorileri sert bir dille eleştiren Prof. Dr. Ergör, 1931 yılından bu yana kullanılan ve kazaların %88'ini "hatalı insan davranışına" bağlayan Heinrich Teorisi'nin günümüzde hiçbir geçerliliğinin kalmadığını savundu. Tehlikeleri kaynağında yok etmenin yasal ve insani bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Ergör, şu ifadeleri kullandı:

​"Eğer önlemi tamamen insanın yönetimine ve inisiyatifine bırakırsanız, o önlemde hata çıkması kaçınılmazdır. Sistemdeki tehlikeleri ortadan kaldırmadan kazaları önleyemezsiniz. Mevzuat bize 'imkanınız ölçüsünde' değil, 'önlemek zorundasınız' diyor. Tarihten gelen eski kalıpları ve kaderci yaklaşımları bir kenara bırakıp, tehlikeyi kaynağında yok eden modern mühendislik ve güvenlik anlayışını oturtmalıyız."

Devrek Belediyesi Yolsuzluk Soruşturmasında Kritik Karar
Devrek Belediyesi Yolsuzluk Soruşturmasında Kritik Karar
İçeriği Görüntüle

​Babadan Oğula Devreden Acı Döngü Ve Soma Örneği

​Maden kentlerinde yaşanan sosyal travmanın nesiller boyu sürdüğünü belirten Prof. Dr. Alp Ergör, faciada yaşamını yitiren madencilerin çocuklarının da aynı kaderi paylaşarak ocağa inmek zorunda kaldığına dikkat çekti. Yoksulluk ve alternatifsizlik kıskacında şekillenen bu yapının sosyolojik bir gerçeklik olduğunu ifade eden Ergör, Soma faciasından sonra babalarını kaybeden çocukların bugün yine aynı yer altı ocaklarında çalışmak zorunda kaldığını belirterek döngünün acı boyutunu gözler önüne serdi.

Whatsapp Image 2026 09 25 At 15.11.22

​İş Güvenliği Kültürü Bir Gelecek Projesidir

​Açıklamalarının son bölümünde 40 yıllık bir hekim ve iş sağlığı güvenliği uzmanı olarak edindiği izlenimleri paylaşan Prof. Dr. Alp Ergör, güvenlik kültürünün tepeden inme söylemlerle veya geçici adımlarla kurulamayacağını ifade etti. Kurumsal kültürün detaylarda gizli olduğunu belirten Ergör, sözlerini şöyle tamamladı:
​"Bir işletmeye girdiğimde ilk baktığım şey, otoparktaki araçların burnunun çıkışa doğru park edilip edilmediğidir. Bu basit detay bile oradaki güvenlik kültürünün seviyesini gösterir. Ancak bu kültür; 'Benim işçim, benim memurum işini bilir' anlayışıyla ya da liyakatsiz yaklaşımlarla inşa edilemez. İş güvenliği kültürü bir toplumun ortak değeridir; bozulması çok kolay, yeniden tamir edilmesi ve oturtulması ise uzun yıllar alan köklü bir devlet ve kurum politikası gerektirir."

Muhabir: İ. K.