Bu kaçıncı yazıdır ben bile unuttum, Unutulmayacak bir şey var ise: Bir zamanlar bu ülkenin ekonomi lokomotifi olan, 81 vilayetin tamamına ekmek-aş veren bir kentin düştüğü duruma bakıyorum da; “Nerden nereye” diyesim geliyor.
TTK üzerine defalarca yazdım, benim dışımda birçok insan yazdı-çizdi ama ne hikmetse siyasi aktörler bütün bu önerileri yok saydı ve kendi bildikleri yolda yürümeye devam ettiler, kendi bildikleri dedim se bilmedikleri demek daha doğru olur.
Bazı sorular soracağım:
1. Bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var mı? Var,
2. Bu ülkenin enerji üretebilmesi için hammaddeye ihtiyacı var mı var. Peki bu yeterli mi? Hayır,
3. Ekonomik bağımsızlığımız olmadan gerçek bağımsız bir ülke olabilir miyiz? Hayır,
Daha birçok sorular sorabiliriz, işin özü: Türkiye Taşkömürü Kurumu her dönemde olduğu gibi siyasiler tarafından dün arpalık olarak kullanıldı, bu günde bazı pansuman tedbirler alınarak kamuoyuna sahte mesajlar verildi, gerçekte kurum kendiliğinden kapanması için yavaşça ölüme terk edildi, geldiğimiz son durum budur, kimse ÇSGB müfettişlerini kınamasın onlar normal görevlerini yapıyorlar ve çalışanların güvenliği için işin güvenliğini peşindeler ve kendileri devlet memurlarıdır, kurumu yönetenleri de eleştirmek doğru değil çünkü onlar birer çalışan asıl işveren değiller, onların yerinde kimi koysalar sonuç değişmez. Kurumda radikal bir sistem değişimi olmadan düzelmeyeceğini herkes biliyor ama radikal değişimlerde arpalıklardan faydalananların zarar göreceği için ve onlarında siyasi etkinlikleri ve siyasi yandaşları çok olduğundan sistem değişikliklerini kurumu yöneteler değil asıl işverenin yapması gerekir, onun da yapmayacağına göre kurum kendiliğinden kapanmaya doğru gidiyor. Kurum kapanırsa ne olur? Kapanmasını temenni etmiyoruz hepimizin kursağında bu kurumun ekmeği var ama gerçekler acıdır ama gerçektir bu haliyle bu kurumu ayakta tutmakta akıllıca bir seçenek değildir, bu sistemde ne kadar işçi alınırsa alınsın o kadar zarar eder, siz bakmayın medyada “işçi alınsın” yaygaralarına onu söyletenler sendikacılardır ve onlar alacağı aidatın peşindeler kurum kimsenin umurunda değil.
ÇSGB elemanları almış oldukları kapatma kararlarında haksız değiller ve kendilerini korumak amacı taşımıyorlar gereği neyse nu yapıyorlar, kurumda sorumluluk alanlar ise köhnemiş bir sistemde kör döğüşü misali üretim yapmaya çalışırlarken çaresizlikler içinde bir iş kazası olmasında bu günde akşam olsun diye bakıyorlar, çünkü birden çok ölümlü iş kazalarında ağır hesap verecekleri stresi ile yatıp kalkıyorlar, çünkü asıl işveren ölümlü iş kazalarında artık sorumluluğu günah keçilerine yüklediğinden Ankara’da kafaları, rahat oysa kurumda sorumluluk sahiplerine uyku haram…
Tünellere gelince; Zonguldak- Kilimli-Çatalağzı-Muslu-Göbü-