Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Zonguldak’ın şehir merkezindeki tanınmış köklü esnaflarından sevilmesinin yanı sıra nevi şahsına münhasır İbrahim Başçı, sosyal medya hesabından yaptığı “Taş Kömürü Damarından Bir Kesit” başlıklı dikkat çekici paylaşımında, şu ifadeleri kullandı:
“Dilâver Paşa Nizamnamesi (tam adıyla Ereğli Kömür Maden-i Hümâyûnu İdaresinin Nizamnamesi) ile birlikte havzadaki yeraltı işçiliği Zonguldak köy kökenli işçiler için tekel haline getirildi, yeraltı işçiliği için havza dışından çalışılmasına izin verilmedi. Münavebeli olarak çalışanlar, yarı zamanlı köyde olmalarından dolayı madencilik işlerinde uzmanlaşamadılar. Bundan mütevellit kaliteli işçi açığı havzada hüküm sürmekte ve sıkıntılar çekilmekteydi .
‘Karadağlı Ve Sırp İşçiler…’
Fakat yer üstü işçileri için böyle bir zorlama olmadığından dolayı dışarıdan da işçi getirilebilmekteydi. Böylece havzaya maden deneyimi olan ustalaşmış işçiler geldiler ve iş başı yaptılar. Bu işçilerin gelmesiyle birlikte madenlerde ustalığın yanı sıra iş disiplini ve bilinci iklimi oluşmaya başladı ve örgün hale geldi. Bu grup işçiler arasında özellikle ‘Karadağlı ve Sırp işçiler‘ tercih sebebi idi ve havzada çoğalmaya başladılar. Bu işçiler, Osmanlı tebaasından olan ameleye işleri öğrenmesinde örnek teşkil ettiler ve onların mesleklerinde ilerlemelerini sağladılar.
‘1906…’
Bu esnada büyük sermaye gruplarının bölgeye akın etmeleri ile birlikte kalifiye işçi sıkıntısı had safhaya ulaşınca madenlerde çalışma imtiyazı 1906 yılından itibaren tüm Osmanlı tebaasından olan herkese tanındı.
1878 Berlin Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını kazanan Karadağ ülkesi o yıllarda muazzam bir kıtlık tehlikesi ile boğuşmaktaydı ve bu nedenle Karadağlı işçiler başka ülkelere göç etmek durumunda kaldılar. Gittikleri yerlerin en yoğun olduğu yer Osmanlı toprakları ve elbette Zonguldak madenleri idi. Bu işçiler ‘Fransız sermayeli Ereğli Şirket-i Osmaniyesi‘nde uzun yıllarca çalıştılar.
‘161 Karadağlı…’
1899 yılı itibarı ile Zonguldak kömür havzasında 161 Karadağlı işçi mevcuttu. Ve Padişah Abdülhamid, Karadağ Prensi Nikola ile olan samimiyetinden dolayı Karadağlı işçilere karşı oldukça imtiyaz göstermekteydi, hatta onların çıkardığı bir çok adli olayda onların hamisi gibi davrandı.
‘Karadağ Devleti Osmanlı Devleti’ne Harp İlan Etti, Karadağlı İşçiler Zonguldak Ocaklarında…’
İşin trajikomik yönü ise şuydu, Karadağ Devleti ekim 1912 yılında Osmanlı Devleti’ne harp ilan ettiği anlarda Karadağlı işçiler Zonguldak ocaklarında çalışmaya devam etmekteydiler. Maden sahiplerinden Ahmet Ali ve Edhem Ağa, Lazo’da Karadağlı idiler.”


