Yoğun katılımla gerçekleşen program kapsamında düzenlenen söyleşide, Aleviliğin Türkiye ve Avrupa'daki siyasallaşma süreci akademik bir perspektifle ele alındı.

​Toplumsal hafızayı canlı tutmak ve 2 Temmuz 1993'te Madımak Oteli'nde yaşanan trajediyi unutmamak adına Zonguldak'ta anlamlı bir anma programı organize edildi. Zonguldak Demokrasi Platformu'nun öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlik, çok sayıda vatandaşın katılımıyla duygu dolu ve düşünsel bir atmosfere sahne oldu.

​Sivas'ta Yaşamını Yitirenler Anıldı

"Özgür Özel Çözer Diye Ona Seslendik"
"Özgür Özel Çözer Diye Ona Seslendik"
İçeriği Görüntüle

​TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi'nin Alt Cemiyet binasında düzenlenen anma programı, saat 16.00'da başladı. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta hunharca katledilen canların anıldığı etkinlikte, toplumsal barışın sağlanması ve geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiği vurgulandı. Katılımcılar, hafızaları tazeleyen bu özel buluşmayı büyük bir ilgi ve dikkatle takip etti.

​"Uyur İdik Uyardılar" Başlıklı Söyleşi Gerçekleştirildi

​Program kapsamında, ODTÜ Sosyoloji Bölümü'nden Dr. Besim Can Zırh'ın konuşmacı olarak katıldığı "Uyur İdik Uyardılar: 1987 Anayasa Referandumundan 1993 Sivas'a Aleviliğin Siyasallaşması" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Dr. Zırh, Aleviliğin siyasallaşması kavramını olumsuz bir etiketleme olarak değil; Alevilerin kendi kimlikleri ve talepleriyle Türkiye siyaset sahnesinde yer alması süreci olarak tanımlayarak akademik veriler eşliğinde kapsamlı bir sunum yaptı.

​Avrupa'daki Örgütlenme Deneyimi ve Kurumsallaşma

​Konuşmasında Avrupa'daki Alevi nüfusunun örgütlenme dinamiklerine değinen Dr. Besim Can Zırh, Almanya Köln'de gözlemlediği kurumsallaşma düzeyinin etkileyici boyutunu katılımcılarla paylaştı. Yaklaşık 1.5 milyona ulaşan Avrupa'daki Alevi nüfusunun, 1980'lerden itibaren kendi cenaze ve kültürel ihtiyaçlarına çözüm arayarak yola çıktığını belirten Zırh, bu arayışın zamanla onları İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde inanç derslerinin müfredata eklenmesi ve anma tabelalarının asılması gibi hakları elde eden önemli politik aktörler haline getirdiğini ifade etti.

​Türkiye'deki Hak İhlalleri ve Avrupa Gündemi

​Türkiye'nin Avrupa Birliği adaylık sürecine ve demokratikleşme ödevlerine atıfta bulunan Dr. Zırh, Alevi derneklerinin henüz 2004 yılında Brüksel'de zorunlu din derslerinin kaldırılması ve cemevlerinin tanınması yönünde talepler dile getirdiğini hatırlattı. Gezi Olayları ve Gazi Mahallesi'nde Uğur Kurt'un hayatını kaybetmesi gibi süreçlerin Avrupa gündemine taşınmasıyla, Türkiye'deki hak ihlalleri konusunun hem içeride hem dışarıda uzun yıllar canlı tutulduğunu belirtti.

​Medyanın ve Siyasetin Kıskacında Alevilik

​Tarihsel sürece bakıldığında 1980'li ve 1990'lı yılların medyasında Aleviliğin özne olmaktan çıkarılıp nesneleştirildiğini ifade eden Dr. Besim Can Zırh; dönemin popüler dergilerinde Alevilerin kendi rızaları ve özgün taleplerinden bağımsız olarak siyasi aktörler tarafından bir oy potansiyeli olarak keşfedildiğini söyledi. Laiklik ve temel demokratik haklar zemininde görünürlüğü artan bu hareketin, farklı siyasi odaklar tarafından kendi gündemlerine göre yedeklenmeye çalışıldığını aktardı.

​Sivas Katliamı'na Uzanan Sürecin Analizi

​Söyleşinin son bölümünde, 1993 Sivas Katliamı'nın hemen öncesindeki döneme ait medya jargonu ve yayımlanan provokatif beyanlar incelendi. Dr. Zırh, 1987 Anayasa Referandumu ile başlayan süreçte Aleviliğin görünürlüğünün kasıtlı olarak tırmandırıldığını ve bu toplumsal tansiyonun trajik bir biçimde Sivas Katliamı ile neticelendiğini belirtti. Katliamın, Türkiye'de demokratik talepleri olan kesimlerin bir araya gelmesini engellemeye yönelik planlı bir müdahale olarak okunabileceğini vurgulayan Dr. Zırh, toplumsal kriz dönemlerinde bu tür hassas süreçlerin çok dikkatli yönetilmesi gerektiğinin altını çizerek konuşmasını tamamladı.

Muhabir: Ersin Turan