Hutbede, dini kavramları kendi sinsi emellerine alet eden yapılara karşı uyanık olunması çağrısı yapıldı.
15 Temmuz: İhanete Karşı Direnişin Simgesi
Hutbenin ilk bölümünde, önümüzdeki günlerde bir kez daha yıl dönümü yaşanacak olan 15 Temmuz hain darbe girişimine değinildi. Küresel güçlerin maşası olan FETÖ’nün vatanın birliğine, kardeşliğine ve hürriyetine kastettiği o karanlık gece hatırlatıldı. 15 Temmuz’un aynı zamanda aziz milletimizin; kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla tek yürek olup minarelerden yükselen salâlar eşliğinde milli ve manevi değerlerine sahip çıktığı, hainlerin tuzaklarını başlarına geçirdiği bir zafer günü olduğu vurgulandı.
İman, Teslimiyet ve Şehadet Bilinci
Tarih boyunca kahraman milletimizin asla devletsiz kalmadığı ve Allah'ın izniyle kalmayacağı belirtilen hutbede, bizi tarih sahnesinde güçlü kılan bağlara dikkat çekildi. Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt’ten İstanbul’un fethine, Çanakkale’den Milli Mücadele’ye ve nihayetinde 15 Temmuz’da ihanete 'dur' diyen ruha kadar bizi ayakta tutan gücün Allah’a olan teslimiyet, göğsümüzdeki iman ve şehadet bilinci olduğu ifade edildi. Hutbede şu unutulmaz dizelerle vatan vurgusu yapıldı:
"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır."
Dinimizi ve Muazzez Değerlerimizi Kullandılar
FETÖ’yü diğer tüm ihanet şebekelerinden ayıran en tehlikeli ve belirgin farkın, yüce dinimiz İslam’ı ve mukaddes değerlerimizi istismar etmesi olduğu aktarıldı. Bu şer odağının; 'hoca', 'cemaat' ve 'hizmet' gibi temiz kavramları alçak ihtirasları için kullandığı, gençlerin geleceğini kararttığı ve menfaatleri uğruna yalanı, ikiyüzlülüğü meşru gördüğü ifade edildi. Zekât, sadaka ve kurban gibi ibadetlerin sinsi emellere aracı kılındığı belirtilerek, Bakara Suresi'ndeki şu ayet-i kerime ile durum özetlendi:
"Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamak istemezler."
Tehlike Geçmedi: Rehavete Kapılmayın Uyarısı
Vatanı bölmek ve toplumsal huzuru bozmak isteyen şer odaklarının bu emellerinden vazgeçmediği, farklı maskeler ve yöntemlerle inancımızı, kardeşliğimizi hedef almaya devam edeceği hatırlatıldı. Müslümanların "Artık böyle tehlikeler geride kaldı" düşüncesiyle asla rehavete kapılmaması gerektiği, fitnenin uyumadığı ve ihanetin her an fırsat kolladığı gerçeğinin unutulmaması gerektiği aktarıldı.
Doğru Bilgi Ve Sahih Din Eğitimi
İstismarcı yapılara geçit vermemek ve tuzaklarına düşmemek için izlenmesi gereken yol haritası da hutbede yer buldu. Vatandaşların yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnetini ehil, güvenilir kişi ile kurumlardan öğrenip hayatlarına aktarmaları istendi. Çocukların ve gençlerin sahih dini bilgi ile buluşturulması, aile ve toplum hayatında güven, samimiyet ve kardeşlik bağlarının daha da sağlamlaştırılması gerektiği vurgulandı.
Şehit ve Gaziler Dualarla Yad Edildi
Hutbenin son bölümünde, geçmişten günümüze din, vatan, bayrak ve mukaddes değerler uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimize ve ahirete irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Allah’tan rahmet dilendi.
Hutbe, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in insanlığı uyaran şu sarsıcı hadis-i şerifiyle son buldu:
"…Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür!... Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!.."



