Bir ülkede adalet gecikiyorsa,sadece kararlar değil, insanın içindeki denge de sarsılır.

Bekleyen dosyalar çoğaldıkça,aslında bekleyen şey gerçeğin kendisi olur.Zaman uzadıkça acı dinmez,yalnızca alışkanlığa dönüşür. İşte en tehlikelisi de budur.Alışmak...
Güç ile sorumluluk arasındaki bağ zayıfladığında, ortaya çıkan boşluğu çoğu zaman sessizlik doldurur.
O sessizlik,ilk bakışta sakinlik gibi görünür ama içinde bastırılmış bir çığlık taşır.İnsanlar konuşmamayı seçtikçe,gerçek daha derine gömülür.Gömülen her hakikat ise bir gün daha ağır çıkar yeryüzüne.
Bir hayatın değeri, onu kaybettiğimizde anlaşılıyorsa,orada bir eksiklik vardır. Çünkü değer, kayıpla ölçülmeye başladığında adalet zaten geride kalmıştır.Bir genç susuyorsa,bir aile yıllarca cevap bekliyorsa,bir toplum bu bekleyişi kabulleniyorsa, mesele artık bireysel değildir.
Bu,ortak bir kırılmanın işaretidir.
İnsan,gördüğü ile inandığı arasında sıkıştığında yorulur. Söylenenlerle yaşananlar arasındaki uçurum büyüdükçe güven zedelenir.
Güven sarsıldığında ise geriye sadece şüphe kalır.
Şüphe büyüdükçe insanlar birbirine değil,korkularına tutunur.
Eğitimden hayata, sözden davranışa kadar uzanan çelişkiler de bu yorgunluğu besler. Bir tarafta yüksek idealler dillendirilirken,diğer tarafta o ideallerin tam tersi yaşanıyorsa, kelimeler anlamını yitirir.
Çünkü insan kulağıyla değil, gördüğüyle ikna olur.
Adalet yalnızca mahkeme salonlarında aranacak bir kavram değildir.Adalet,bir annenin duasında, bir çocuğun güven duygusunda,bir toplumun vicdanında yaşar. Orada zayıfladığında,hiçbir karar tam anlamıyla tatmin etmez. Çünkü geciken adalet,her zaman biraz eksik gelir.
Asıl soru şudur:
Bir ülkede adalet gerçekten yetim kalır mı,yoksa biz mi onu sahipsiz bırakırız?
Belki de mesele, adaletin kaybolması değil,ona sahip çıkacak cesaretin azalmasıdır.
Çünkü adalet,güçlü olanın lütfu değil, doğru olanın hakkıdır.O hak korunmadığında, kaybedilen sadece bir dava değil,bir toplumun kendine olan inancıdır.
Bir toplum,kendi adaletine olan inancını kaybettiğinde,
en derin sessizlik o zaman başlar.

Murat İLERİ