Zonguldak Haberleri

Altın Gerçekten Gerekli mi?

Madenler Halkın Değil Sermayenin Servetine Dönüştü. Kemal Bulut’tan Altın Madenciliğine Sert Eleştiri..

Abone Ol

Madenler Halkın Değil Sermayenin Servetine Dönüştü. Kemal Bulut’tan Altın Madenciliğine Sert Eleştiri..

Zongulfak'ın Kdz. Ereğli ilçesinde düzenlenen çevre panelinde konuşan emekli maden mühendisi ve çevre aktivisti Kemal Bulut, altın madenciliğinin doğaya, suya ve toprağa ciddi zararlar verdiğini belirterek, “Madenler insanlığın ortak değeridir ancak kapitalist sistemde küçük bir zümrenin çıkarına dönüştürülmüştür” dedi.

Doğa İnsanlığın Ortak Değeridir

Kdz. Ereğli Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Anayasal Hakkımızı Arıyoruz, Havamıza, Suyumuza, Toprağımıza Sahip Çıkıyoruz” panelinde konuşan emekli maden mühendisi ve çevre aktivisti Kemal Bulut, madenlerin insanlığın ortak değeri olduğunu vurguladı.
Bulut, madenlerin milyonlarca yıl içinde oluştuğunu belirterek, “Doğanın insanlığa sunduğu bu ortak değerler, kapitalist sistemde ticari bir meta haline getirilmiştir” ifadelerini kullandı.

Madencilik Doğaya Rağmen Yapılamaz

Eğitim sürecinde öğrendikleri temel ilkelere dikkat çeken Bulut, madenciliğin çevreye ve yerel halka rağmen yapılamayacağını söyledi.
Bulut, “Yöreye rağmen, çevreye rağmen, doğaya rağmen ve yerel halka rağmen madencilik yapılmaz. Peki bugün yapılan uygulamalar bu kurallara uyuyor mu, buna bakmak gerekir” dedi.

Altın Gerçekten Gerekli Mi

Altın madenciliğinin gerekliliğini sorgulayan Bulut, altının sanıldığı kadar zorunlu bir ihtiyaç olmadığını ifade etti.
Dünya genelindeki altın stoklarına dikkat çeken Bulut, “Bugün dünyada yaklaşık 220 bin ton altın bulunduğu tahmin ediliyor. Buna karşılık yıllık kullanım yaklaşık 330 ton civarındadır. Altın geri dönüştürülebilen bir metaldir” dedi.

Açık İşletmeler Doğayı Yok Ediyor

Altın madenciliğinde kullanılan yöntemlere değinen Bulut, özellikle açık ocak işletmelerinin büyük tahribata yol açtığını söyledi.
“Bir gram altın için bile devasa toprak kazıları yapılıyor. Açık işletmelerde tüm bitki örtüsü, toprak ve kayaçlar tamamen kaldırılıyor” diyen Bulut, bunun geri dönüşü zor bir çevresel yıkım oluşturduğunu ifade etti.

Kimyasal Yöntemler ve Su Tüketim

Türkiye’de altın yataklarının büyük bölümünde kimyasal yöntemlerin kullanıldığını belirten Bulut, bu süreçlerin ciddi çevresel riskler taşıdığını vurguladı.
Bulut, “Kimyasal zenginleştirme yöntemleri su kaynaklarını etkiliyor, su tüketimini artırıyor ve doğanın dengesini bozuyor” dedi.

Maden Sahaları Ülkenin Yüzde Yirmisine Ulaştı

Ruhsatlandırma süreçlerine de dikkat çeken Bulut, Türkiye’de maden ruhsatlarının geniş alanları kapsadığını söyledi.
“Binlerce arama ve işletme ruhsatı bulunuyor. Bu sahalar toplamda ülke yüzölçümünün yaklaşık yüzde 20’sine ulaşmış durumda” ifadelerini kullandı.

Çevresel Etkiler Artıyor

Altın madenciliğinin çevreye etkilerini sıralayan Bulut, toz, gürültü, kimyasal kirlilik, su kaynaklarının tükenmesi ve hava kalitesinin bozulmasının en önemli sorunlar arasında olduğunu söyledi.
Bulut ayrıca, atık havuzlarının ve kimyasal kalıntıların ciddi çevresel risk oluşturduğunu vurguladı.

Deprem Riski Olan Bölgelerde Madencilik Tehlike Yaratıyor

Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığını hatırlatan Bulut, madencilik faaliyetlerinin bu riskleri daha da artırabileceğini ifade etti.
“Fay hatları üzerinde ve deprem bölgelerinde yapılan madencilik faaliyetleri heyelan ve toprak kayması riskini artırıyor” dedi.

Devletin Payı Tartışma Konusu

Altın madenciliğinden elde edilen ekonomik katkıyı da eleştiren Bulut, devletin payının oldukça düşük olduğunu söyledi.
“Şirketlerin maliyet düşme yöntemleri nedeniyle devletin elde ettiği pay yüzde 1 ile 2,5 arasında kalmaktadır. Bu oran, çevresel tahribatı karşılamaktan uzaktır” ifadelerini kullandı.

Çevre Mücadelesi Zorlaşıyor

Yargı süreçleri ve çevresel davalara da değinen Bulut, sürecin çevre savunucuları açısından zorlaştığını belirtti.
“Bilirkişi raporları ve yargı süreçleri çoğu zaman sermaye lehine sonuçlanıyor. Bu da çevre mücadelesini ciddi şekilde zorluyor” dedi.

Yerel Halk Süreçlere Yeterince Dahil Edilmiyor

Bulut konuşmasının sonunda, yerel halkın karar alma süreçlerine yeterince katılamadığını vurguladı.
ÇED süreçlerinin çoğu zaman sağlıklı işlemediğini belirten Bulut, çevre mücadelesinin en önemli eksikliklerinden birinin katılımcı mekanizmaların yetersizliği olduğunu ifade etti.