Dünyada İlke İmza Atmıştı!
Zonguldak’taki Maden Ocağında Nikah!
Başkan Gonca’nın Anısı O Kitapta Ölümsüzleştirildi!
Türkiye Belediye Başkanları Birliği’nin (TBBB), yerel yönetimlerin kurumsal hafızasını güçlendirmenin yanı sıra belediyecilik deneyimlerini gelecek kuşaklara aktarmak ve yönetişim kültürünü geliştirmek amacıyla hazırladığı kitapta, 2004-2009 döneminde Zonguldak Belediye Başkanlığı görevini yapan Secaattin Gonca’nın “maden ocağında nikah kıydığı anısı” ölümsüzleştirilerek kamuoyuyla buluşturuldu.
Yerel Yönetimlere Işık Tutacak Eser!
Gazeteci Orhan Akyüz’ün özel haberine göre, belediye başkanlarının görev dönemlerinde yaşadıkları anlamlı olayları ve tecrübeleri bir araya getiren yerel yönetimlere ışık tutacak “Bizde Kalmasın – Belediye Başkanlarının Anıları 1. Cilt” adlı yayınlanan 248 sayfalık kitapda, Türkiye genelinde görev yapmış 58 belediye başkanının kişisel deneyimlerinden oluşan özgün anekdotlar içeriyor ve yerel yönetim kültürünün geçmişten bugüne yansımaları okuyucuya sunuluyor.
TBBB, yayımladığı bu eserle Türkiye’de yerel yönetim kültürünü güçlendirmeye, deneyim paylaşımını desteklemeye ve sürdürülebilir yönetişim anlayışına katkı sağlıyor.
Haber AA’nın!
Zonguldak’ta geçmiş dönemde Anadolu Ajansı’nda (AA) müdürlük yapan gazeteci Orhan Akyüz’e, arkadaşı Mustafa Savaş Sarıhan, Alman uyruklu Elizabeth Brieden ile maden ocağında nikah kıydırmak isteğini dile getirmişti. Gazeteci Akyüz de dönemin Zonguldak Belediye Başkanı yakın dostu Secaattin Gonca’ya durumu aktarmış ve olumlu yanıt almasının ardından dünyada ilk kez gerçekleştirildiği öğrenilen nikah merasimi 21 Temmuz 2006 yılında maden ocağında yapılmıştı.
Bu arada gazeteci Akyüz tarafından hazırlanan ve AA tarafından yayına verilen haberin, kentteki yerel gazetelerin yanı sıra Türkiye’de ve yurt dışındaki bazı ülkelerde çok sayıda medyada yayınlandığı öğrenildi.
Belediye Başkanı Secaattin Gonca,
Maden Ocağında Nikah Kıydı!
Zonguldak'ta, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) maden ocağına gelin ve damatlıkla giren çiftin nikahını, Zonguldak Belediye Başkanı Secaattin Gonca kıydı.
TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğü Eğitim Ocağına, damatlık ve gelinliklerinin üzerine işçi ceketi, ayaklarına da çizme giyen ve başlarına madenci bareti takan Mustafa Savaş Sarıhan ile Alman uyruklu Elizabeth Brieden, şahitler ve bazı işçilerin katılımıyla ocakta oluşturulan tören alanına geldi. Belediye Başkanı Gonca, cübbe yerine işçi elbisesi giyerek, kendisiyle birlikte davetlilerin de başlarına taktığı baretlerin lambalarının ışığından faydalanılarak çiftin nikahını kıydı. Gonca evlilik cüzdanını gelin Elizabeth'e vererek, bir altın taktı. Alman geline tercüme yapılarak gerçekleştirilen nikah töreninin ardından, davetlilere eğitim ocağı gezdirilerek havzadaki taş kömürü üretimi ve çalışma koşulları hakkında bilgiler verildi.
Alman Gelinin Tedirginliği!
Damat Sarıhan, babasının TTK'dan emekliye ayrıldığını, nikah törenlerinin unutulmaz bir hatıra olarak hafızalarda yer etmesi için maden ocağında nikah kıymayı kararlaştırdıklarını söyledi. Sarıhan, Alman eşinin ocakta nikah kıyma isteğini ilk öğrendiğinde ürktüğünü, törende tedirginliğini üzerinden attığını söylediğini belirtti. Gelin Elizabeth, gelinlikle maden ocağına girme teklifini öğrendiğinde şaşırdığını, nikah törenlerinin dünyadaki birçok çiftin hayal edemeyeceği kadar farklı yapılmasını ise ömür boyu unutamayacağını kaydetti.
Yeraltında İlk Nikah!
Belediye Başkanı Gonca da yerüstünde sayısını unuttuğu kadar nikah
kıydığını, ancak yeraltındaki töreni asla unutamayacağını belirtti.
Gonca, şöyle konuştu:
"Yıllardır kömür üretimi yapılan bölgemizde ilk kez böyle bir nikah töreni oldu. Genç çiftlerin talebi üzerine maden ocağında nikahlarını kıymaya karar verdim. Dünyada ender rastlanabilecek nikahı, yeraltında kıyarak bir ilke imza atmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bundan sonra diğer çiftlerden de böyle istek gelirse hiç şaşırmamak lazım."
Damattan İşçiye Bahşiş!
Almanya'da yaşamlarını sürdürecek çiftin hatıra olarak kömür parçası alıp çıkmak istedikleri ocağın girişindeki demir kapıyı kapatan işçi, damattan para alarak davetlilerin çıkışlarına izin verdi.
Balkanların ve Ortadoğu’nun En İyisi!
TTK yetkilileri, kurumda ilk kez yeraltında çalışacak işçilerin eğitimlerinin verildiği 800 metre uzunluğundaki ocağın, Balkanlar ve Ortadoğu'nun en iyileri arasında yer aldığını bildirdiler. TTK Eğitim Ocağının, İngiliz International Mining Consultans (Uluslararası Maden Danışmanlığı) Limited Şirketi tarafından 1997'de AB'den sağlanan 3 milyon 400 bin avro yardımın bir kısmıyla onarıldığını anlatan yetkililer, şunları kaydettiler:
"Eğitim ocağı, kömür üretim yerlerindeki her türlü koşulu yansıtmaktadır. İlimizde kömür üretimi insan gücüyle sağlandığından riskli meslek grubu madencilikte çalışacakların iyi eğitilmesi şart. Burayı gezmek ve madenler hakkında bilgi edinmek amacıyla her yıl çok sayıda öğrenci, öğretmen, doktor, akademisyen ve farklı meslek gruplarından yabancı turist bölgemize gelmektedir."
Kitapda Başkan Secaattin Gonca’nın Anlatımıyla anısı şöyle:
“Zonguldak Belediye Başkanı olarak 2004 ila 2009 yılları arasında sürdürdüğüm görev sürem içinde elbette birbirinden ilginç olaylar yaşadım. Bunların birçoğu bugün aklıma birer anı olarak geldikçe beni kâh gülümsetir kâh hüzünlendirir.
Bir yola baş koyduğunda insan, hele ki bu size addedilen ulvi bir görev ise en iyisini en doğru bulduğunuz şekliyle yapmak için kılı kırk yararsınız, en azından bunu öncelik edinirsiniz, işin ehillerinden biz böyle öğrendik.
Bende diğer meslektaşlarım gibi Zonguldak Belediye Başkanlığı görevim boyunca hizmet verdiğim mevki üzerinden işimi layıkıyla yapmaya gayret gösterdim. Tabii bu bağlamda acı tatlı birçok deneyim yaşadım ve kayda değer bulduğum birçok mesleki anı biriktirdim.
‘Maden Ocaklarımızda Ekmeğini Taştan Çıkaran Bu Coğrafya İnsanı Çok Değerlidir, Hatta Kutsaldır’
Sorumluluğu ağır olan bir mevkide sosyal yaşamın gereklilikleri de işin içine girdiğinde yorucu fakat bir o kadar onurlu bir yolculuk yaşıyorsunuz. Malumunuz üzere Zonguldak Cumhuriyet’in ilk vilayetidir, bir maden şehridir, maden ocaklarımızda işte bu yüzden ekmeğini taştan çıkaran bu coğrafya insanı için çok değerlidir, hatta kutsaldır. Dolayısıyla bölge insanı, ailelerinden genç yaşlı ayırt etmeksizin neredeyse bir ferdini maden ocağına işçi olarak göndermiştir. Bu da bölge insanın ne denli çilekeş olduğuna işaret eder.
‘Gözü Pek, Yardımseverdir’
Maden ocakları dışarıdan bakıldığında ürkütür insanı, yerin yüzlerce metre altına inmek, oradan ekmeğini çıkarmak hiç kolay iş değildir zira. Işte bu yüzden korkusuzdur bu coğrafyanın insanı, gözü pektir, yardımseverdir, bunları vurgulamadan geçemeyeceğim.
Belediye Başkanlığı dönemimde birbirinden ilginç birçok olaya şahit oldum, hayrete düştüğüm anlar, keyifle tanıklık ettiğim olaylar zaman zaman zihnimde canlanır, kimi zaman bir tebessüm oturur yüzüme, kimi zaman boğazım düğümlenir.
Görevim esnasında sekiz yüzü aşkın nikâh kıydığımı hatırlıyorum. Örneğin; yuva kurulmasına tanıklık etmek bir yana, toplumun temel yapı taşlarının o en kutsalına, aile kavramına katkı sunmak, nikâhı kıyılan çiftlerle o heyecana ortak olmak, bambaşka bir haz veriyor insana.
Hafızamda özel bir yeri olan kayda değer bulduğum bir nikâh merasimini sizlerle paylaşmak isterim. Ulusal basında olduğu kadar, uluslararası basında da yer bulan bu nikâh merasimi benim açımdan da güzel bir deneyimdi.
‘Dünyada İlk Kez Maden Ocağında Nikah…’
Dünyada ilk kez bir maden ocağında nikâh kıyıldığını o yıllarda basın teyit etmiş ve haberi ulusal da manşetten duyurmuștu.
TTK Üzülmez Müessese Müdürlüğü Eğitim Ocağı’nda kıydığım nikâh merasiminde gelin adayının Alman uyruklu olduğu bilgisi bana verilmişti ve özellikle bir maden ocağında nikahlarının kıyılma istediği elbette o günler için sıra dışı bir durumdu.
Yabancı uyruklu gelin adayının yaşayacağı bu deneyim sadece onu değil, tören için emek veren herkesi heyecanlandırıyordu.
Gelinliğini ve damatlığını giyen çift ortama uygun kostümlerini tamamlamak için ayrıca üstlerine madenci ceketi, ayaklarına çizme giymışlerdi. Dahası güvenlik ön planda olmalıydı, simgesel yanı bır yana, iş güvenliği üzerınden de ayrıca olmazsa olmaz olan madenci baretleri de takıldıktan sonra tören için hazırdılar. Ben de aynı şekilde madenci ceketim, çizmelerim ve baretimle üzerime giydiğim cübbemle nikâhı kıymak için hazırdım.
‘Tehlike Arz Edecek…’
Bir maden ocağının içine girilecekti neticede, tehlike arz edebilecek bir yerdeydik, bu yüzden sorumluluğu ağır bir tören gerçekleştirilecekti, buna istinaden gereğinden de fazla titiz davranılıyordu.
Alınan güvenlik önlemleri neticesinde törene eşlik eden davetlilerin önünde baretlerimizden yansıyan ışıklarla maden ocağının içinde nikåh merasimine başladık. Bir tercüman eşliğinde gelin adayımız ile iletişim kuruluyordu. Keyifli heyecanlı dakikalardan sonra sıra dışı olarak iz bırakan nikâh töreni nihayet bitmişti.
‘Evlilik Cüzdanını Alman Geline Takdim Ettim, İlk Altınını Zonguldak Belediyesi Adına Bizzat Hediye Ettik’
Gelin hanıma evlilik cüzdanını taktim ettikten sonra akabinde ilk altınını Zonguldak Belediyesi adına bızzat hediye ettik. Ardından maden ocağının içinde davetliler ve basın mensupları eşliğinde maden gezisi gerçekleştirerek çalışma koşulları hakkında bilgi paylaşımlarında bulunuldu. Tabii basının törene dair büyük ilgisi bu bağlamda dikkat çekiciydi.
Bir not daha eklemek isterim Türk geleneklerine göre yapılan nikâh töreninde kapı tutma âdeti bu tören esnasında da
gerçekleştirildi. Ocak çıkış kapısı tutularak Damat Beyden bahşiş almadan o kapı açılmamıştı.
‘Çifte Maden Kömürü Hediye…’
Tören sonunda artık evli olan çiftimize hatıra olsun düşüncesiyle maden kömürü hediye edilmişti.
‘21 Temmuz 2006’da…’
Bu keyifli olay 21 Temmuz 2006 yılında olmuştu. Almanya da yaşayacaklarını öğrendiğim çiftimiz yıllar sonra Türkiye'ye geldiklerinde makamımda beni ziyaret etmeyi ihmal etmemişlerdi. Bunu bir vefa örneği olarak aynıca kıymetli bulurum. Belediye başkanlığım dönemimde halkla iç içe kaynaşarak sorunların çözümü için kolektif bir çalışma programı ile hizmet dönemimi tamamlamış olmanın haklı gururu yanında, ‘tabi ki takdir her zaman halkımızın’ böylesi güzel keyifli törenlere de iştirak etmek işimizin bir başka güzelliği bana göre.
Hafızalarda güzel anılar bırakmak bugünün yarınına dair en güzel armağan diye düşünüyorum.”
“Anılarımızı Bu Güzel Kitapta Toplayarak Tarihe Not Düşen, Gelecek Nesillere Kalıcı Bir Eseri Hediye Edenleri Tebrik Ediyorum”
Bu arada Secaattin Gonca, gazeteci Orhan Akyüz’e yaptığı açıklamada, birliğin hazırladığı kitapda kendisinin de unutamadığı anılardan birine yer verilmesininden mutluluk duyduğunu belirterek, “Kitabın hazırlanacağına birliğimizin yönetimi karar vererek benimle de irtibata geçildi, ben de belediye başkanlığı dönemimde unutamadığım anılarımdan birini kaleme aldım. Yaklaşık 3 bine yakın belediye başkanlığı görevini ifa etmiş arkadaşlarımın üye olduğu birliğimizin kitabında anımın yer almasından memnunum. Bu arada anılarımızı bu güzel kitapta toplayarak tarihe not düşen, gelecek nesillere kalıcı bir eseri hediye edenleri tebrik ediyorum” dedi.
TBBB Genel Başkanının Kitabın Önsözünde…!
Bu arada TBBB Genel Başkanı Mehmet Yeloğlu’nun kitabın önsözündeki görüşleri şöyle:
“Temelleri Osmanlı döneminde atılan, Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte, belediyeyi ‘Şehremaneti’ belediye başkanlığını ise ‘Şehremini’ isimleriyle adlandırıp, adeta ismiyle müsemma kıldığımız ‘Belediye’ ve ‘Belediye Başkanlığı’ müessesesi; halkın temsilinin ve yerinden yönetim ilkesinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak günümüze kadar güçlenerek gelmiştir. Böylesine anlamlı ve ulvi bir sıfatla şehirlerine ve beldelerine hizmet veren belediye başkanlarımız, her inanç ve düşünceden, siyasi parti ayrımı olmaksızın Türkiye Belediye Başkanları Birliği çatısı altında birlik ve beraberliğimizin birer temsilcisi durumundadır. ‘Önce ülkem, sonra partim ve şahsım’ ilkesiyle çalışan ve şehirlerinin problemlerine çözüm üreten başkanlarımız, her an halkla iç içe yaşaması sebebiyle; yaşlı, genç, hasta veya engelli bireylerle birlikte ağlayıp birlikte gülmüşlerdir. Böylece her bir başkanımızın heybesinde unutamadığı acı tatlı anılar birikmiştir.
‘Enerji Kaynağı Olacaktır’
‘Bizde Kalmasın’ başlığı altında farklı yörelerden belediye başkanlarımızın kendi dilinden derlediğimiz bu unutulmaz acı tatlı hatıraların ‘Birinci Bölümünü’ bu kitapta paylaşmak eminim hem birliğimizde muhabbeti arttıracak, hem de üyelerimize bir motivasyon enerji kaynağı olacaktır.
‘Bir Hikaye de…’
Ben de birlik ve beraberlik içinde olmakla aynı manevi şemsiye ve aynı çatı altında yaşamakla iyiliklerin ve güzelliklerin bulaşıcı bir özellikle artacağına dair bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
İntak sanatını 1200'lü yıllarda ustaca kullanmış Şark-İslam edebiyatının büyük şairlerinden Sadi-i Şirazi Gülistan
eserinde şöyle demiş:
‘Bir gün hamama gitmiştim. Bir dosta rast geldim. Bana hoş kokulu bir parça kil verdi. O kile sordum: ‘Sen misk misin, yoksa amber misin? Senin bu güzel kokun, beni kendimden geçirdi.’ Kil bana şöyle cevap verdi: ‘Ben basit bir kil idim. Fakat bir zaman, gül ile arkadaş oldum. Onun güzel kokusu bana sindi. Yoksa ben sıradan bir toprak parçasıyım.’ Dilerim ‘Bizde Kalmasın’ diyerek kaleme alınan kitabımızdan ve Türkiye Belediye Başkanları Birliği ailemızden; Sadi-i Şirazi'nin tasvir ettiği ‘Gül Bahçesinin Kokusunu’ siz değerli okuyucularımıza taşıyabilmişizdir.
Dilerim bu kitabın kendisi de her bir okuyucumuzun hayatına güzellikler katarak güzel bir gül kokusu olur.
‘Sonsuz Teşekkürlerimi…’
Bu anlamlı kitabımızda yaşanmış öykülerini kaleme alan her bir başkanımıza ve emeği geçen her bir arkadaşımıza sonsuz teşekkürlerimi sunarım.”