Türkiye’nin taş kömürü madenciliğiyle özdeşleşen kenti Zonguldak’ta, maden kazalarının geçmişi Osmanlı dönemine kadar uzanıyor. Tarihî kayıtlara ilişkin aktarılan bilgilere göre, Zonguldak’ta bilinen ilk maden kazası raporu 1893 yılına dayanıyor. 1906 yılında Kozlu yakınlarında meydana gelen ve 14 madencinin hayatını kaybettiği belirtilen kaza ise bölgenin ilk büyük maden faciaları arasında gösteriliyor.

Zonguldak kömür havzasında yaşanan maden kazaları, kentin tarihindeki en acı olaylar arasında yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu döneminde başlayan taş kömürü üretimi, bölgenin ekonomik gelişiminde önemli rol oynarken, ağır çalışma koşulları ve yetersiz iş güvenliği önlemleri nedeniyle çok sayıda madenci yaşamını yitirdi.

Zonguldak'ta ilk maden kazasının ne zaman meydana geldiği sorusu, kömür havzasının geçmişine ilişkin tarihî bilgileri yeniden gündeme taşıdı.

Zonguldak’ta kömür ocaklarının 1848 yılından itibaren işletilmeye başlanmasına rağmen, bilinen ilk maden kazası raporunun 1893 yılına ait olduğu belirtiliyor.

Tarihî kayıtlara ilişkin aktarılan bilgilere göre, 1893 yılında bir maden ocağında göçük meydana geldi. Ancak kazada hayatını kaybeden veya yaralanan işçilerin sayısı ile olayın ayrıntıları raporda yer almadı.

Bu nedenle 1893 yılı, Zonguldak'ta ilk maden kazasının yaşandığı tarih olarak değil, bilinen en eski kaza kayıtlarından birinin tarihi olarak öne çıkıyor.

Zonguldak madencilik tarihine ilişkin aktarılan bilgilerde dikkat çeken olaylardan biri de Temmuz 1906'da yaşandı.

Kozlu yakınlarındaki bir maden ocağında meydana gelen kazada 14 maden işçisinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Bu olay, Zonguldak kömür havzasında can kaybı sayısı belirtilerek kayıt altına alınan erken dönem büyük maden kazalarından biri olarak gösteriliyor.

Osmanlı döneminde maden kazalarının önemli bir bölümünde hayatını kaybeden işçilerin isimleri ve ölüm nedenleri düzenli şekilde kayıt altına alınmıyordu.

Aktarılan tarihî bilgilere göre, 1909 yılından itibaren madencilerin isimleri, memleketleri ve ölüm nedenlerini içeren daha ayrıntılı resmî raporlar tutulmaya başlandı.

1909 yılında Herafim Efendi ve ortaklarının işlettiği ocakta meydana gelen kazada Cideli Recep isimli işçinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Aynı yılın kasım ayında ise Gelik madeninde yaşanan taş düşmesi sonucu Saraç Mehmet isimli madencinin yaşamını yitirdiği aktarılıyor.

Bu kayıtlar, Zonguldak'ta hayatını kaybeden madencilerin kimliklerinin yer aldığı erken dönem kaza belgeleri arasında gösteriliyor.

Zonguldak madencilik tarihinin dikkat çeken facialarından biri de Mayıs 1913'te Kilimli yöresindeki Çamlı Ocağı'nda meydana geldi.

Kazaya ilişkin aktarılan rapora göre, yeni bir kuyu açma çalışması sırasında işçiler grizu gazının biriktiği bir boşlukla karşılaştı. Gaz basıncının artması üzerine işçilerin kullandığı emniyet lambaları söndü.

Yardıma gelen bazı madencilerin açık alevli lambalar kullanması sonucu grizu patlaması yaşandı. Patlamanın ardından çıkan yangın, kömür tozunun da tutuşmasıyla büyüdü.Faciada bir çavuş, iki kazmacı ve sekiz işçi olmak üzere toplam 11 kişi hayatını kaybetti, 19 işçi ise yaralandı.

Zonguldak'ın madencilik geçmişinde dikkat çeken uygulamalardan biri de gaz kontrolü için kullanıldığı aktarılan ve 'Ateş Nefesi' olarak adlandırılan yöntemdi.

Bu yöntemde, galeride yanıcı gaz bulunup bulunmadığını anlamak amacıyla bir işçinin vücudunun ıslak çuvallarla sarıldığı ve elinde açık alev bulunan uzun bir sırıkla ocağa gönderildiği anlatılıyor.

Galeride yoğun gaz birikmesi bulunması hâlinde meydana gelebilecek ani alevlenme, görevli madencinin ağır şekilde yaralanmasına veya hayatını kaybetmesine yol açabiliyordu.

Dönemin son derece tehlikeli çalışma koşullarını ortaya koyan bu uygulama, madencilik tarihinin en çarpıcı anlatımları arasında yer alıyor.

Osmanlı döneminde maden işçilerinin karşı karşıya kaldığı tehlikeler yalnızca yer altındaki göçük ve patlamalarla sınırlı değildi.

Ocaklarla liman arasında kömür taşımak amacıyla kullanılan demir yolu hatlarında da kazalar yaşanıyordu.

Uzun çalışma saatlerinin ardından evlerine dönmeye çalışan bazı madencilerin, yolculuklarını kısaltmak için kömür trenlerine tutunarak seyahat ettiği ve bu sırada düşme veya ezilme sonucu hayatlarını kaybettikleri aktarılıyor.

Dönemin ağır çalışma koşulları nedeniyle işçilerin günde 12 ila 16 saate varan sürelerle çalıştığı, ulaşım imkânlarının ise oldukça sınırlı olduğu belirtiliyor.

ZONGULDAK’TA MADEN KAZALARININ BAŞLICA NEDENLERİ NELERDİ?

Zonguldak kömür havzasında geçmişten günümüze farklı nedenlerle çok sayıda iş kazası yaşandı. Tarihî anlatımlarda öne çıkan tehlikeler şöyle sıralanıyor:
Göçük ve tavan çökmeleri
Grizu patlamaları
Ateş Nefesi gibi tehlikeli gaz kontrolü uygulamaları
Kömür tozu patlamaları
Yer altı su baskınları
Ray ve vagon kazaları
Ezilme ve izdiham olayları
Kömür trenlerinden düşme
Asansör ve vinç halatlarının kopması
Maden kuyularına düşme
Açık alevli lambalardan kaynaklanan yangınlar
Kömürün kendiliğinden tutuşması
Kontrolsüz ve zamansız patlatmalar
Zehirli gazlara maruz kalma

Aşırı yorgunluk ve uykusuzluk

Bunların yanı sıra işçilerin köylerinden maden ocaklarına gidip gelirken yaşadıkları ulaşım kazaları da madencilik tarihindeki can kayıpları arasında bulunuyor.

Osmanlı döneminden Cumhuriyet yıllarına uzanan Zonguldak madencilik tarihi, kömür üretiminin yanı sıra işçilerin verdiği yaşam mücadelesini de gözler önüne seriyor.

1893 yılına tarihlenen ilk kaza raporu, 1906'da Kozlu'da yaşandığı belirtilen 14 ölümlü kaza, 1909'dan itibaren isimleri kaydedilen madenciler ve 1913 yılındaki Kilimli grizu faciası, bölgenin tarihindeki önemli olaylar arasında yer alıyor.

Zonguldak'ın yer altında hayatını kaybeden madencileri, geride bıraktıkları aileleri ve yaşadıkları zorlu çalışma koşullarıyla kentin toplumsal hafızasında derin izler bırakmaya devam ediyor.

Yorumlar
Editör Hakkında