Bu memlekette zaman sadece akmıyor… Biriktiriyor....
Suskunlukları,yarım kalmış hesapları, görmezden gelinen gerçekleri...
Herkes ya unutmuş gibi yapıyor ya da hatırlamanın bedelinden korkuyor.
Gündüz başka,gece başka konuşan bir düzenin içindeyiz. Gündüz adalet nutukları atılıyor, gece vicdanlar susturuluyor. İnsanlar artık gerçeği değil,işine geleni sahipleniyor.
Çünkü doğrular ağırdır.Taşımak cesaret ister.
Hatıralar bu yüzden tehlikelidir.Sadece geçmişi hatırlatmaz, kimin ne olduğunu da yüzüne vurur. Kim susmuş,kim görmezden gelmiş, kim eğilmiş…
Hepsi bir bir çıkar karşına.İnsanın en zor yüzleşmesi başkasıyla değil, kendiyle olandır.
Sokak bunu unutmaz. Yukarıdakiler ne kadar süslerse süslesin,aşağıda hayat çıplaktır. Emekçinin alın teri, garibin suskunluğu, adaletsizliğin yükü… Bunlar istatistik değildir.Bunlar yaşanır.Yaşanan hiçbir şey gerçekten kaybolmaz.
Zaman geçtikçe insanlar değişmiyor aslında…
Sadece kim olduklarını saklamayı daha iyi öğreniyorlar.Güç kimdeyse,haklı olan oymuş gibi bir düzen kurulmuş. Oysa hakikat çoğu zaman en sessiz olanın tarafındadır.
Özlem bile değişti artık.İnsan eskisi gibi birini özlemiyor. Adaleti özlüyor. Hakkın yerini bulduğu günleri özlüyor.Sözün değerli olduğu zamanları özlüyor. Çünkü bugün en ucuz şey söz,en pahalı şey ise dürüstlük.
Gurbet dediğin şey artık uzak şehirler değil.İnsan kendi ülkesinde,kendi mahallesinde bile yabancı hissediyor kendini.Çünkü aidiyet sadece aynı yerde yaşamakla kurulmaz.Adaletle, güvenle,vicdanla kurulur.
İnsanlar yoruldu … Ama dinlenemiyor.
Bu düzende yorgunluk bile lüks sayılıyor.Konuşsan suç,sussan yük. Doğruyu söylesen bedel,eğilsen kendine ihanet.
Hatıraların izinde sürüklenen zaman, sadece geçmişi değil,bugünün kirini de taşıyor.Herkes bir şeyleri unutmaya çalışıyor ama unutulan her şey başka bir yerden geri dönüyor.
Gerçek değişmiyor.
Adalet geciktiğinde sadece mahkemeler değil,İnsan da,eksiliyor.
İnsan eksildikçe, memleket büyümüyor… Sadece kalabalıklaşıyor.
Murat İLERİ