Yemen’de faaliyet gösteren Husiler, Ekim 2026’da Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki havalimanı ile petrol tesislerini gaye alan saldırılarla güncelden gündeme gelmektedir. İran’la yakın ilişkileri bulunan silahlı topluluk, saldırılarını Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askerî operasyonlarına karşılık verme gerekçesiyle savunmaktadır. Suudi Arabistan ise Yemen’de Husilere karşı mücadele eden hükümet enerjilerini desteklemektedir. İki taraf arasındaki çatışmalar, Yemen’de yıllardır devam eden savaşın tazeden şiddetlenmesine yol açmaktadır.

Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları, iki taraf arasındaki sınır anlaşmazlığıyla açıklanmamaktadır. Yemen’deki iktidar mücadelesi, İran ile ABD arasındaki gerilim, Kızıldeniz’deki stratejik geçiş yolları ve bölgesel kuvvet dengeleri çatışmanın kapsamını genişletmektedir. Ekim ayında havalimanı ve enerji altyapısına yönelik saldırıların artması, krizin daha geniş bölgesel çatışmaya dönüşebileceği endişesini güçlendirmektedir.

Husiler Arabistan’a Neden Saldırıyor? Sebebi Nedir?

Husiler Neden Arabistana Saldırıyor

Husiler, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını Yemen’e düzenlenen hava operasyonlarına karşılık verme ve memlekete uygulandığını ileri sürdükleri kısıtlamaları sona erdirme amacıyla açıklamaktadır. Grubun açıklamalarında Suudi Arabistan’ın Yemen’deki askerî müdahalesi başlıca gerekçeler arasında konum almaktadır. Riyad yönetimi ise Husilerin saldırılarını vatanın güvenliğine ve ekonomik altyapısına yönelik tehlike olarak değerlendirmektedir.

Taşacak Bu Deniz'den Ayrılmıştı! Onur Dilber Yeni Dizisi Hakkında İlk Kez Konuştu
Taşacak Bu Deniz'den Ayrılmıştı! Onur Dilber Yeni Dizisi Hakkında İlk Kez Konuştu
İçeriği Görüntüle

Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmanın kökleri 2014 yılına uzanmaktadır. Husiler, Yemen’in başkenti Sana’yı ele geçirerek memleketin kuzeyindeki kontrol mekanlarını genişletmiştir. Uluslararası mekanda tanınan Yemen hükümetinin enerji kaybetmesi üzerine Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon 2015 yılında askerî müdahalede bulunmuştur. Müdahale, taraflar arasındaki çatışmayı uzun süreli savaşa dönüştürmüştür.

2022 yılında Birleşmiş Milletler öncülüğünde sağlanan ateşkes, çatışmaların şiddetini mühim ölçüde azaltmıştır. Siyasi yanıt sağlanamamıştır. 2026 yılında bölgesel gerilimin yükselmesiyle ateşkes düzeni bozulmuş ve Husiler Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını güncelden artırmıştır. Tarafların karşılıklı askerî operasyonları, Yemen’deki barış görüşmelerini daha da zorlaştırmaktadır.

Husilerin saldırılarında insansız hava araçları ve füzeler öne çıkmaktadır. Tesisler memleketin ulaşımını, enerji ihracatını ve ekonomik faaliyetlerini uygundan etkileyebilecek kıymete sahiptir. Topluluk, Suudi Arabistan’ın askerî noktalarının yanı sıra havalimanları ve petrol altyapısını da amaç almaktadır. Saldırıların ekonomik sonuç yaratması, Husilerin Suudi yönetimi üzerinde baskı kurma stratejisinin parçası olarak değerlendirilmektedir.

Ekim 2026’da Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırı, çatışmanın boyutunu modernden gündeme taşımıştır. Haberlerde saldırıda 13 bireyin hayatını kaybettiği ve yüzlerce şahısın yaralandığı bildirilmiştir. Husiler, saldırılarını sürdürme tehdidinde bulunurken Suudi Arabistan da Yemen’deki hedeflere yönelik askerî karşılıklarını artırmıştır. Karşılıklı saldırılar, sivil güvenliği ve bölgedeki ulaşım faaliyetlerini risk etmektedir.

Husiler, İran’la yakın siyasi ve askerî ilişkilere sahip hareket olarak tanımlanmaktadır. Uluslararası haber kuruluşlarının mütalaalarına göre İran, gruba silah teknolojisi, terbiye ve teknik veri desteği sağlamaktadır. Tahran yönetimiyle yakınlık, Husilerin askerî kapasitesini artırırken çatışmayı Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki sınırların ötesine taşımaktadır. Bunun yanı sıra Husilerin Yemen’deki yerel siyasi amaçları ve kendi karar mekanizmaları da bulunmaktadır.

İran ile ABD arasındaki gerilim, Husilerin saldırılarının bölgesel etkisini artıran diğer öge olarak öne çıkmaktadır. Reuters tarafından yayımlanan mütalaalarda, Suudi Arabistan’a yönelik baskının İran üzerindeki ekonomik ve siyasi baskıyı azaltma hedefiyle de bağlantılı olabileceği aktarılmaktadır. Analiz, çatışmanın Yemen’deki iktidar mücadelesinden ibaret olmadığını göstermektedir.

Suudi Arabistan, petrol üretimi ve ihracatı sayesinde küresel enerji piyasalarında kayda değer konuma sahiptir. Petrol tesislerine yönelik saldırılar üretim ve sevkiyat faaliyetlerini aksatma tehlikeyi taşımaktadır. Havalimanlarının amaç alınması ise yolcu taşımacılığına, ticarete ve vatana yönelik uluslararası seyahatlere zarar verebilmektedir. Altyapıların gaye seçilmesi, askerî çatışmanın ekonomik baskı boyutunu güçlendirmektedir.

Kızıldeniz ile Babülmendep Boğazı çevresindeki ilerlemeler de krizin önemini artırmaktadır. Söz konusu geçiş yolları, uluslararası deniz ticareti ve enerji taşımacılığı açısından stratejik kıymet taşımaktadır. Husilerin Yemen’in batı kıyısındaki ilerleyişi, Suudi Arabistan’ın güvenlik hesaplarını ve bölgedeki ticaret rotalarını etkilemektedir.

Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmanın sona ermesi, Yemen’de siyasi uzlaşma sağlanmasına ve bölgesel gerilimin azaltılmasına bağlı görünmektedir. Tarafların karşılıklı saldırıları sürdürmesi, sivil kayıplar ve ekonomik zarar riskini artırmaktadır. İlerlemeler, Yemen’deki savaşın saha ülkelerinin güvenliğini ve uluslararası ticareti etkileyen krize dönüştüğünü ortaya koymaktadır.

Muhabir: Şahsüver Çıtır