Bir tarafta 75-80 bin kişilik devasa kapasite, modern ticari alanlar ve maç günü gelirleri vaat eden "ekonomik rasyonalite"; diğer tarafta ise yüz yıllık geleneğin ve semt kültürünün feda edilmesine direnen bir kulüp hafızası var.

Ancak İstanbul'un devasa rant parantezinden başımızı kaldırıp Zonguldak’a çevirdiğimizde mesele sadece bir kapasite kavgası olmaktan çıkıp "Bir şehrin kendi varoluşuyla ve emeğiyle kurduğu ilişkinin nerede temsil edileceği" sorusuna dönüşüyor.

Mesele Kapasite Değil, Kimliktir

Fenerbahçe’nin Maltepe polemiğindeki temel çelişki, kulübün doğduğu topraklardan koparılarak modern bir "eğlence kompleksine" dönüştürülmesi endişesidir. Zonguldak emektar stadı (Karaelmas Kemal Köksal Stadyumu) söz konusu olduğunda da benzer fakat tersten işleyen bir tehlike bizi bekliyor.

Yıllardır kent mimarlarından taraftara kadar uzanan yelpazede "Stadı şehir dışına, geniş araziye taşıyalım, otoparkı olsun, tır yanaşabilsin" diyen pragmatik sesler yükseliyor. Oysa Zonguldak, Türkiye’deki herhangi bir şehir değildir. Zonguldak; topoğrafyasıyla, vadiye sıkışmış coğrafyasıyla ama hepsinden önemlisi kömürün ve işçi sınıfının ter kokusuyla var olmuş bir endüstri mirasıdır.

Zonguldakspor stadyumunu kentin yaşantısından soyutlanmış otoban kenarlarına sürgün etmek, Zonguldakspor’u Zonguldak yapan "İşçi Milli Takımı" ruhunu kökünden kazımak anlamına gelir.

Ülkü Ocakları’ndan Zonguldak’ta Anlamlı Cumhuriyet Bayramı Etkinliği
Ülkü Ocakları’ndan Zonguldak’ta Anlamlı Cumhuriyet Bayramı Etkinliği
İçeriği Görüntüle

Zonguldakspor Stadı Nereye Yapılmalı?

Bu soruya verilecek en doğru yanıt fiziksel bir koordinattan öte, kavramsal bir duruştur: Zonguldakspor stadı, kömürün ve madencinin kalbinin attığı yere, yani ait olduğu Karaelmas'a yapılmalıdır.

Ruhun Mekânla İmtihanı: Karaelmas Kemal Köksal Stadyumu, maden ocaklarının ve maden havzasının yanı başında yükselir. O stadyumda atılan her çığlık, yerin yüzlerce metre altındaki kömür kazmalarının yankısıdır. Stadyum, modernleştirilerek ve fiziki şartları iyileştirilerek mevcut tarihi lokasyonunda yeniden inşa edilmelidir.

Endüstriyel Değil, İnsani Şehirleşme: Futbolu taraftardan alıp "müşteriye" teslim eden otoban kenarı stadyum modelleri Zonguldak’ın kimliğine aykırıdır. Bir Zonguldaklı; maç gününde Fener semtinden yaya olarak, caddeden yürüyerek ve kentin dik merdivenlerini tırmanarak o stada girebilmelidir.

Giyotin Tribünlerin ve Kayalıkların Hafızası: Zonguldak stadını eşsiz kılan şey, arkasındaki doğal kayalıklar ve şehrin dik yamaçlarına kurulmuş yapısıdır. Zonguldak’a yapılacak yeni bir stadyum, kentin doğal dokusuna uyum sağlayan ve maden mimarisi ögelerini taşıyan özel bir projeyle yine aynı vadide doğmalıdır.

Maltepe Tartışmasından Çıkarılacak Ders

Fenerbahçe’nin Kadıköy ikilemi, bize spor kültüründe "mekânın hafızası" kavramının ne kadar hayati olduğunu gösteriyor. Metropollerde rant hırsı kulüpleri köklerinden sökebilir; ancak Zonguldak gibi kimliğini alın teriyle tanımlamış bir şehirde stadyumu kentin kalbinden koparmak o kulübün damarlarını kesmektir.

Zonguldakspor’un yeri bir çevre yolu kenarı değildir. Zonguldakspor stadı; madencinin fenerinin aydınlattığı, kok kömürü kokusunun sindiği, kentin tam kalbinde, Karaelmas'ın göğsünde yeniden yükselmelidir.

Kaynak: Zonguldak Nostalji