Belediye olmadan önce bu kadar mağdur değildi bu belde. Şimdi insanlar nerdeyse zorunlu olmasa şehre inmeyecek. Şehir diyorum kusura bakmayın, statü gereği şehir. Görüntü mü? Hani derler ya “senden ne köy olur ne kasaba!” İşte aynen öyle!

Seçimde neler söylenmiş bugüne kadar neler yapılmış diye seçim vaatlerine bakmak için elimi seçim broşürüne uzatıyorum, sonra da “ne yapılmadığı ortada neyine bakacaksın?” diyor vaz geçiyorum.
Merkezi hükümetin duble yol çalışması, Filyos çayının ıslahı ve diğer çalışmaları olmasa zaten değişeceği de yok!
En son bir hafta önce bir umut Ankara ya gidildi. Mahsun’a değil ama. Ak Parti milletvekili sn Ahmet Çolakoğlu ile görüşmeye. Dosyalar sunuldu, mazeretler bildirildi ve pozlar verilip “Beldenin yaşaması için her şeyi yapıyoruz” mesajı verildi. Gerçi milletvekilimiz her hafta sonu Çaycuma da kendi ofisinde zaten ziyaretleri kabul ediyor. Ankara’ya gidince daha mı farklı oluyor, açılmayan kapılar açılıyor, onaylanmayan bütçeler onaylanıyor mu?
İktidar partisinin yatırımda, hizmette şimdiye kadar ayrımcılık yaptığını görmedim. Ancak istemek ve istemeyi bilmek ile alakalı. Muhalefetin sn belediye başkanları İmamoğlu için harcayacakları enerjiyi beldeye hizmet getirmek için harcasalar şimdiye önemsenecek kadar bir yol kat edilir, en azından doğalgaz sebebiyle bozulan yollar adam gibi yapılırdı
Yıllar yıllar önce bir kız isteme işi olmuştu. Dayım ile beraber bende gittim. Kız evinde, evin erkeği olmadığı için dayımın eşi, annem ve ablam eve kızı görmeye çıktılar bizde dayımla arabada bekliyoruz. Epey bir zaman bekledik. Herhalde 1,2 saat geçti.
“Dayı” dedim neden bu kadar uzun sürdü?
“Eee, yeğen, kız istemeye gittiler, tavuk değil!”

Şimdi bu hikaye ne alaka demeyin..

Vekilimizden istenilenler elbette havada kalmaz. Ancak yukarıda ki hikayeden kıssadan hisse çıkarın isterim. Demem odur ki, tavuk istemiyorsunuz, o halde sn vekilimizi sık sık rahatsız edin ki sizin samimiyetinizi, ciddiyetinizi görsün.