Gazeteci Orhan Akyüz’ün haberine göre, Baltaş, sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı:
“Zonguldak basınında çıkan haberlere göre; Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) ev sahipliğinde, 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü Dedeman Otel’de düzenlenen Zonguldak & Essen: Yeşil Dönüşüm ve Enerji Forumu’nda iki ülkenin ortak madencilik geçmişleri de değerlendirilerek ekonomik ve stratejik iş birliği oluşturmak amacıyla bir toplantı gerçekleştirilmiş. Ortak noktaları kömür madenciliği olan bu iki kentin kömürleri arasında da jeolojik açıdan da benzerlikler var mı? sorusu bu yazının konusunu oluşturmaktadır.
‘Yaşlı Kömür…’

Almanya’nın Ruhr havzası (Essen ve çevresi) ile Türkiye’nin Zonguldak havzası kömürleri, yaş, oluşum süreçleri ve paleocoğrafyafik ortam açısından birbirine benzerdir. Her iki havzadaki kömürler de günümüzden yaklaşık 300 ila 350 milyon yıl önce (Üst Karbonifer/Paleozoik) dünyada karaların bir arada olduğu (Pangea) döneminde, ekvatoral kuşakta, deniz kenarındaki bataklıklarda yetişen ve dünya genelinde orman oluşturacak yoğunluğa erişen bitkilerin tarafından oluşturulmuşlardır. Bu nedenle her iki havzada da Namuriyen ve Westfaliyen yaşlı kömür damarlarında işletmecilik yapılmış ve yapılmaktadır.
‘Zonguldak Taş Kömürü…’

Bu benzerlik nedeniyle Almanya’da Ruhr bölgesinde çalışan mühendisler 1840’lı yıllardan sonra Zonguldak’a gelerek kendi ülkelerinde uyguladıkları madencilik yöntemlerini bizim havzamızda da uygulayabilmişlerdir. Zonguldak Taşkömürü Havzası, Kretase döneminde Ukrayna’nın Donetz (Donbas) ile Bulgaristan’ın Vranino havzasıyla bir arada bulunmasına ve Asya Karboniferinin bir parçası olmasına rağmen Karboniferin alt katları Avrupa Karboniferi baz alınarak (Moskoviyen, Başkurdiyen vb. şekilinde Asya’da verilen isimlerle değil) (Namuriyen, Westfaliyen vb. şekilde) Avrupa’da verilen isimlerle adlandırılmıştır.
‘Her İki Havza…’
Her iki havza kömürleri de Paralik özellikteki havzalarda delta, lagün, aşağı ve yukarı (menderesli ve örgülü) taşkın ovası gibi akarsu ortamlarında çökelmişlerdir. Bu nedenle her iki havzada da çok sayıda ince–orta kalınlıkta kömür damarları bulunur. Her ikisi havzadaki kömürler de bitümlü (taşkömürü) karakterindedir ve düşük kükürt, orta–yüksek kalorifik değer ile koklaşabilme özelliği taşırlar.
‘Bilimsel…’
Kömürleri oluşturan Karbonifer dönemdeki sınırlı sayıda bitkilerin fosilleri değerlendirilerek söz konusu kömürlerinin kıta hareketleriyle Avustralya dahil bütün dünyaya yayıldıkları bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
‘Karbonifer…’
Karbonifer dönemi kömürlerinin oluştukları ortamlar birbirlerine benzer olsa da kıta hareketleriyle dünya geneline yayıldıkları için geçirdikleri tektonik süreçler birbirlerinden farklıdır. Örneğin Karbonifer döneminde düz olan bataklıklarda oluşan kömürler günümüzde Zonguldak Taşkömürü Havzasında çok karmaşık bir topografik ortamda bulunmaktadır. Bu karmaşıklığın nedeni Alp-Himalaya dağ kuşağının ülkemizden geçen kollarından biri olan Pontit dağ kuşağının Zonguldak Taşkömürü Havzasından geçmesidir.
‘Metan Patlamaları…’
Zonguldak Taşkömürü Havzasına göre daha az karmaşık tektonik süreçler geçiren Ruhr havzası ise Alp-Himalaya dağ kuşağının kuzeyinde kaldığı için tektonik olarak çok daha az karmaşık yapıdadır. Bu nedenle Ruhr havzası daha kalın ve bazı yerlerde 6–7 km’ye varan süreklik gösteren bir sediman istifine sahçptir. Zonguldak’ta ise karmaşık tektonik yapı nedeniyle damar korelasyonu daha zordur ve süreklilik kısmen bozulmuştur. Faylarla, kırıklarla, ondülasyonlarla ve erozyon-tektonik nedenlerle meydana gelen kalınlık değişimleriyle ortalama pano boyları 250-300 m kadardır. Bu durum havzada teknolojik yatırımların yapılmasının ve başarısının önündeki en önemli engellerden birisidir. Her iki havzadaki kömürlerin de gaz içerikleri yüksek olduğu için tarihsel süreç içinde zaman zaman metan patlamaları meydana gelmiştir.”




