Sendikal eessizlik ve emek dayanışmasının yeni ddresiyle konuya giriş yapmak istiyorum

Türkiye’de emek mücadelesi, son yıllarda yalnızca ekonomik taleplerle değil, sendikal temsilde yaşanan ciddi boşluklarla da gündeme geliyor. Bu boşlukların en çarpıcı örneklerinden biri, Migros depolarında çalışan işçilerin hak arayışı sürecinde yaşanıyor. Asıl sorumluluk alanında bulunan sendikaların sessizliği, kamuoyunda haklı soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.

Migros Depo İşçilerinin Haklı Mücadelesi

Migros depolarında çalışan işçiler; uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, güvencesiz istihdam ve sendikal baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. Lojistik sektörünün omurgasını oluşturan depo işçileri, ürettikleri değerden adil pay alamamakta, ekonomik krizin tüm yükü çalışanların sırtına yüklenmektedir. Bu koşullar altında başlayan direniş, yalnızca bir işyeri sorunu değil, Türkiye’deki emek rejiminin yapısal sorunlarını da gözler önüne sermektedir.

Taleplerin Ortak Paydası: İnsanca Yaşam

Migros depo işçilerinin talepleri, temel insan onuruna dayalı çalışma koşullarını içermektedir. Kalıcı ücret artışı, taşeron sisteminin kaldırılması, kadrolu ve güvenceli çalışma, eşit işe eşit ücret, sosyal hakların eksiksiz ödenmesi ve sendikal örgütlenme hakkının tanınması bu mücadelenin merkezinde yer almaktadır. İşçilerin talepleri ne abartılı ne de ayrıcalıklıdır; yalnızca insanca yaşam koşullarının sağlanmasına yöneliktir.

Kuşaklar Arası Emek Dayanışması

Bu noktada dikkat çekici olan gelişme, Migros depo işçilerinin mücadelesine Tüm Emeklilerin Sendikası Zonguldak Şubesi’nin sahip çıkmasıdır. Yapılan basın açıklamasında, işçilerle emeklilerin aynı sömürü düzeninin mağdurları olduğu vurgulanmış, kuşaklar arası emek dayanışmasının altı çizilmiştir. “Bugünün işçisi yarının emeklisidir” yaklaşımı, mücadelenin yalnızca bugünü değil, geleceği de ilgilendirdiğini açıkça ortaya koymuştur.

Sessiz Kalan Sendika: Tez Koop İş Nerede?

Asıl tartışma ise tam da bu noktada başlamaktadır. Migros işkolunda örgütlü olması beklenen Tez Koop İş Sendikası’nın sessizliği, kamuoyunda ciddi bir sorgulamaya yol açmıştır. Depo işçilerinin haklarını savunması gereken bir sendikanın geri planda kalması, bu görevin emekliler sendikasına düşmesi, sendikal temsil krizini gözler önüne sermektedir.

Sendikal Sorumluluk Ve Temsil Krizi

Bir sendikanın varlığı, yalnızca tabelada ya da resmi kayıtlarda yer almasıyla değil, sahada emekçinin yanında durmasıyla anlam kazanır. Tez Koop İş Sendikası yöneticilerinin bu süreçte görünür olmaması, “sendikalar görevlerini yerine getiriyor mu?” sorusunu kaçınılmaz hale getirmiştir. Emek mücadelesinde boşluk tanımaz; birileri susarsa, başka birileri söz alır.

Emek Mücadelesi Sahipsiz Değildir

Migros depo işçilerinin direnişi, yalnızca bir işyeri eylemi değil, sendikal duyarsızlığın da açık bir göstergesidir. Tüm Emeklilerin Sendikası’nın ortaya koyduğu dayanışma, emek mücadelesinin sahipsiz olmadığını göstermiştir. Ancak asıl sorumluların sessizliği, sendikal yapılar içinde ciddi bir özeleştiri ihtiyacını da beraberinde getirmektedir.

Emekçinin aklına gelenin, yetkili sendikanın aklına gelmemesi ise bu sürecin en çarpıcı ve düşündürücü yanıdır.