Gün geçmiyor ki bir dolandırılma haberi duymayalım. Ülkemin her yerinden benzeri dolandırılma, dolandırmaya teşebbüs haberleri günlük geliyor.

İç işleri Bakanlığı her ne kadar SMS ve ya farklı iletişim kanallarıyla bu tarz para, altın isteyenlere inanmayın dese de, makam sahibi, okumuş, kültürlü birçok vatandaşımızın bile bu dolandırıcıların ağına düştüğünü okuyoruz.

Teknolojinin gelişmesi en çok da bu alavere işleri yapanlara yaradı diyebiliriz.

Sahte link gönderip o linke tıkladığınızda tüm bilgilerinize erişip mobil bankacılığınıza girerek hesaplarınızı boşaltmalarını mı dersiniz,

İnternetten hiç alışveriş yapmamanıza rağmen kargonuz var mesajıyla ava çıkanlar mı dersiniz,

Herhangi bir internet sayfasında gezinirken bir reklamın üzerine tıkladığınızda tarafınıza sipariş geçeni mi dersiniz,

Kapıda, sokakta satışlarda sizi ödeyemeyeceğiniz borca sokacak bonoları imzalattıranları mı dersiniz,

Bankamatiklere düzenek kurup vatandaşın parasını gasp edenler mi dersiniz,

Sahte diploma ile doktorluk, öğretmenlik yapanları mı dersiniz...

Dolandırma teknikleri çok farklı.

Artık yapay zekamızda çıktı.

Caydırıcı cezalar yok, tuzağa düzenler mağdur, yakalananlar yine başka yollarda aynı soyguna devam ediyor..

Yasalar aynı, cezalar aynı! Ne değişti de ortalık da hırsızdan, dolandırıcıdan, sahtecilikten geçilmiyor?

Çocuk internette ayakkabı beğenmiş. Tanınmış bir alışveriş sitesi değil. Kutuların içine salatalık, patlıcan koyan tiplerden ortada çok var. Sen bu siparişi iptal et, git 100 TL fazla ver yanda ki ayakkabıcıdan al, dedik.

Siparişi iptal etti karşı taraf çirkefleşti. Vay paramı gönder, ayakkabı yola çıktı, ben avukat ile alması bilirim, vs. vs..

Benim de zaman zaman başıma gelmedi değil.

Daha önce bir banka ile problem yaşamıştım. Sokakta bankanın temsilcisi olarak karşınıza çıkan ve “asla kart ücreti yok, kartı kullanmayabilirsiniz, biz her kart verdiğimizde prim alıyoruz” acıtasyonuyla, madem bizde destek olalım diye kart aldık.

Bir yıl sonra kart parası, zart parası, zurt parası gelmeye başladı. Bankada bizzat çözemedik. Ancak “CİMER” e şikayet ederek yakamızı kurtardık.

İnstagramda dolaşırken bilinen bir alışveriş sitesinin logosu olan bir ürün dikkatimi çekti. Üzerine tıkladım. Site açıldığında resimde görünenden çok farklı bir ürün çıkınca kapattım.

Bir gün sonra kargonuz var diye SMS geldi.

Bu nedir diye tedarikçi firmayı ve kargo şirketini “google” da aradım. Dolandırıcı şikayeti alan bir reklam olduğunu gördüm.

Gelen SMS i engelledim ve spam olarak bildirdim.

Bir gün sonra bende kayıtlı olmayan bir numara aradı. Açtım, kargom olduğu söylendi. Herhangi bir siparişim yok, kargo beklemiyorum dedim.

Bir süre sonra sabit hattan (0212) alan kodu ile bilinmeyen fakat telefonumda “potansiyel dolandırıcılık çağrısı” uyarısı yazan bir numara aradı.

Merak edip açmadım. Numarayı direk olarak engelledim.

Sevgili dostlar. Ortalıkta sahtekarlar kol geziyor. Herkes kolay para kazanmanın yolunu bulmuş. Cebinizde ki paraya göz diken şerefsizler dolu etrafınızda.

Kimin kimi nerede, ne şekil öpeceği belli değil..

Bazı sitelerde genç bir kadın resmi koyarak size arkadaşlık isteği atıyorlar. Kabul ettiğinizde hemen messenger den mesaj yazıp tanışmak istediğini söylüyor, bu tuzağa düşerseniz masajlar belden aşağı iniyor. Bir süre sonra karşı taraftan bir herif verdiğiniz telefonu arayarak “18 yaşından küçük kızıma ne yazdın?” diye arıyor.

Sizi ailenizle, şerefinizle, işinizle her şeyle tehdit edip para koparma tuzağına çekiyorlar..

Neden bu kadar rahatlar?

Neden cezadan korkmuyorlar?

Korkmuyorlar çünkü cezalar caydırıcı değil.

Suç dosyaları kabarık ama dışarıdalar.

Tam ben bu makalemi yazarken internet sitesinde bir haber gözüme ilişti, Haberde;

Bayrampaşa’da bir eve girerek ziynet eşyalarını çalan kadın hırsızlar yakalandı. Şüphelilerden birinin daha önceden 100 diğerinin ise 119 suç kaydı olduğu belirlendi.

Baklava çalan çocuktan bugüne yasalarda ne değişti de hırsızlar böyle serbestçe evlere, iş yerlerine girip çıkabiliyor?

Neydi baklava çalan çocuk olayı, bir hatırlayalım mı?

“Bir Dilim Baklava, 9 Yıl Hapis…

1997 yılında Gaziantep’te dört çocuk bir tatlıcı dükkânından baklava çaldı. Çocuklara 9’ar yıl hapis cezası verildi. 19 ay hapis yattıktan sonra Çocuklar şartlı tahliye ile serbest bırakılmışlardı.

Hastadan bıçak parası almak da dolandırıcılığa girer mi?

Genel Seçim 2027 de mi olacak?

Daha önce ki yazımda Ak Partinin masasında ki en düşük emekli maaşında düşünülen rakamı yazmıştım. Emekli maaşları asgari ücret seviyesine çıkacak. Ve hatta bir tık da üzerinde olabilir. Benim aldığım duyuma göre bu yılın ikinci zammından bu düzenleme yapılacağı kanaatindeyim.

Bir başka dosya da genel seçimin tarihi hakkında.

2027 de genel seçim var. Tarihi net olmasa da yıl olarak kesin.

Muhalefet bunun kokusunu aldı. Özellikle ana muhalefet diğer siyasi partileri ziyaret edip erken seçim propagandası yapmaya başladı. Şimdiden bunun zeminini oluşturmaya köşeli masanın köşelerini artırmaya çalışıyor.

İktidarı yıpratmak için muhalefetin çok farklı taktiklerine hazır olun.

Bir süre sonra hükümet kendi planına göre istifa edip erken seçim kararı aldığında “iktidarı biz indirdik, halk erken seçim istiyor, bunları istemiyor, bakın nasıl indirdik” gibi söylemlerle propagandasını yapacaktır.

Sizce, muhalefet erken seçim çağrısından nemalanabilir mi?

Mehmet Çelebi