Siyasette bazen bir istifa, sadece bir kişinin parti değiştirmesi değildir. Bazen de uzun süredir biriken kırgınlıkların, değersiz hissettirilmenin ve parti içindeki iletişim sorunlarının dışa vurumudur.
CHP Kilimli İl Genel Meclisi Üyesi Berkay Kesim'in istifası da tam olarak böyle bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Dünkü yazımda fade ettiğim gibi, "Her an her şey olabilir" demiştim. Çünkü yaşanan sürecin sıradan bir görev değişikliği ya da geçici bir rahatsızlık değildi.Berkay Kesim'in yaşadığı olaylar, parti içinde ciddi bir kırılmanın işaretlerini veriyordu. Nitekim beklenen oldu ve genç meclis üyesi Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrılarak bağımsız yoluna devam etme kararı aldı.
Kesim'in yaptığı açıklamalarda en dikkat çeken ifade "itibar suikastı" oldu. Kendisine uygun olmayan görevlerde çalıştırıldığını, siyasi kimliğinin ve eğitim durumunun dikkate alınmadığını, süreç boyunca yalnız bırakıldığını dile getirdi.
Son derece haklı
Ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var: CHP, genç yaşta önemli bir siyasi figür olarak öne çıkardığı bir meclis üyesini kaybetti.
Berkay Kesim'in istifasıyla birlikte İl Genel Meclisi'ndeki dengeler de değişti. MeclistebBağımsız üye sayısı 3'e yükselirken, CHP'nin meclisteki sayısal gücü bir kez daha zayıfladı. Bu durum yalnızca aritmetik bir değişiklik değil, aynı zamanda parti yönetiminin iç iletişimi ve kriz yönetimi açısından da sorgulanması gereken bir tablo ortaya çıkardı.
Siyasette makamlar geçicidir, ancak insanların onuru ve itibarı kalıcıdır. Berkay Kesim'in kararını doğru ya da yanlış bulanlar olabilir. Fakat kendi inandığı doğrular doğrultusunda hareket ederek siyasi bedel ödemeyi göze alması "dik duruş" olarak değerlendirilmidir.
Henüz siyasetin çok başında olan genç bir ismin önünde uzun bir yol bulunuyor. Bugün bağımsız olarak görevini sürdürüyor olabilir; yarın siyasetin hangi kapıları açacağını ise zaman gösterecek. Siyasette hiçbir gelişme son söz değildir.
Bu yaşananlardan sonra kamuoyunda doğal olarak şu soru da gündeme geliyor: Eğer Berkay Kesim'in dile getirdiği iddialarla birlikte bu sürecin siyasi sorumluluğunu kim üstlenecek?
Parti yönetiminin ve yerel yöneticilerin bu istifayı sadece bireysel bir tercih olarak görmek yerine, kendi içlerinde kapsamlı bir özeleştiri yapmaları gerektiği kanaatindeyim.
Sonuç olarak bu istifa, yalnızca bir partiden ayrılış değil; Zonguldak siyasetinde uzun süre konuşulacak önemli bir dönüm noktasıdır. Bundan sonraki süreçte hem Berkay Kesim'in siyasi yolculuğu hem de CHP'nin bu kaybın ardından nasıl bir tutum sergileyeceği dikkatle takip edilecektir.
O Komedyen! Atatürk'le ilgili Öyle Gevşek Espriler Yapsaydı Özgür Özer Ne Derdi?
Özgür Özel'e neden vatandaş böyle kollarını açmıyor? Sarılmıyor. Çünkü her tuşa basıyor. Bak grup toplantısında tuhaf cümleler kullandı. Bu komedyenler üzerinden biz siyasete yön verme anlayışı var. Herkes bir anda bir stand up gösterisini pazarlamaya Kur'an-ı Kerim ile ilgili yüce kitabımızla ilgili yapılan bence hadsiz bir espriye şöyle bir cümle kullanmış. Demiş ki insana saygısı olmayan şakadan espriden anlamayan. Ifade özgürlüğüne tahammül edemeyen bir ifade özgürlüğü dendiğinde bu insanların kutsal kitaplarını her türlü cümleyi sarf edebilirsiniz. Bir bir nokta çıkıyor. Peki aynı pazarlanmaya çalışan isim. Yine hadsiz bir şekilde Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili öyle gevşek espriler yapsaydı bu cümleyi kurabilecek miydi? Dolayısıyla siz bu toplumun tamamında oy almak istiyorsanız toplumun değerleriyle dalga geçenleri el üstünde tutmayacak. Onlara alkış tutmayacaksınız. Bunu da sanat adı altında da pazarlamaya çalışmayacaksınız. Dünyada iki milyar insanın inandığı, Türkiye'de önemli bir kesimin iman ettiği Kur'an-ı Kerim'in okunulmaz olması gerekir ki TCK 216'da Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi fiili kamu barışını bozma elverişli olması halinde altı aydan bir yıla kadar cezalandırıldı. Böyle bir madde var. Ben demiyorum ki alın bunu hapse atın veya başka bir şey yapın. O hukukun işi. Ama siyasi olarak geçmişte diyanetin yaptığı bir açıklamaya tesettür ayetine, CHP parti sözcünüz tarafından çıkıp ayet olduğunu bilmeden Diyanet İşleri Başkanı ayeti söylediği halde saçmalamış derseniz, Diyanet bütçesi üzerinden siyaset yaparsanız, Kur'an'la zikir yapan veya Kuran'ı tiye alan bir bana göre proje komedyeni kürsünüze taşırsanız, sonra insanların karşısına gidip o istediğinizde o duvara toslayabilirsiniz.
E ben diyorum ki aynı şeyi o Deniz Göktaş kendisinin Aleviliğin değerlerini benimseyen bir sürü insan var. Bunlar üzerinden bir başkasının hiciv yapmasının ne kadar doğru bulmayacaksın? Veya Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili ki 5816 yasası var. Tepki verilecekse Kur'an-ı Kerim'in de bu ülkede çok daha itibar edilmesi Gereken bir mesele olduğunu bence unutmamalısın.