Türkiye de herkes siyasetçi. Herkes politikadan anlıyor.

Herkes Belediye başkanı, Milletvekili, Bakan, Cumhurbaşkanı..

Lafa gelince cak, cak, cak..

Pratikte ve uygulama da her şey sıfır.

Allah bir dil vermiş bir de konuşma yeteneği, o kadar.

Beyinde vermiş ama kullanamıyor!

Elbise var, elbisenin içinde adam yok!

Kim neye göre değerlendirecek?

Ortada ne bir kıstas ne de emsal bir uygulama yok.

Hep onlar haklılar.

Haksızken de haklılar.

Haklıyken zaten haklılar.

Ya vatandaş ne zaman haklı?

O meçhul.

Yahu bir gün önce 3 yıl öncenin acısını tazeledik.

Bir kesim var, kendine kasıtlı ve bilinçli olarak insanın doğal şarjını bitirtmeyi hedeflemiş ..

Zorluyor.

Algı yapıyor.

Sanki çekmeyen bir yerden mesaj atıyor ki cevap bir türlü gelmesin..

Cevap gelmediğinde haklı olsun!

Depremi İnsan olan yaşadı. İnsan olan duygulandı, insan olan elini taşın altına koydu, orada yattı, orada kalktı, orası için çözüm üretti.

Ya hu arkadaşım. Afetler üzerinden politika üretmeyelim, siyaset yapmayalım. Tamam da. Siyaset yapanlara da meydanı boş mu bırakalım?

Üç yıldır orada ki insanların ne yaşadığını orada yaşayanlar, oraya hizmet yapanlar ve orada milletiyle birlikte yatıp kalkanlar biliyor.

Diğerleri ne biliyor? Ne anlatıyorlar.

Sadece hikaye..,

Hikaye bile değil!.

Hikayenin bile bir gerçeklik payı vardır

Algının hikaye kadar değeri yoktur.

Sadece algı.

CHP liler ilk gitmiş,

Hele hele Ekrem İmamoğlu ve ekibi ilk gitmiş ama şimdi bunun karşılığı olarak cezaevindeymiş.

Varsayalım gitmişler. Ne yapmışlar. Hangi enkazın altına girip bir depremzedeyi çıkarmışlar? Nereye bir çadır kurmuşlar, hangi kazanda çorba kaynatıp dağıtmış, hangi alt yapı hizmetini yapmışlar...

Dünyanın en gereksiz adamını var edenlere karşı bizim teşkilatlar ne yapıyor?

Hiç bir şey?

Onlar sadece işlerine odaklanmış.

Belediyelerin, genelin yapılan, programlanan hizmetlerine odaklamış.

Her gün bir açılıştalar.

Her gün bir vatandaşın yanındalar.

Her gün bir belediye başkanı ile Ankara da proje peşinde koşuyorlar.

Çünkü onlar çok iyi biliyorlar ki “insanı yaşat ki Devlet yaşasın”

Çoğu zaman onların ihtiyaçlarını gideriyor, şehir için, vatandaş için ellerinden geleni adına koymuyorlar.

Bakınız Çaycuma,

Bakınız Ereğli,

Bakınız Gökçebey

Bakınız Saltukova’ ya.

Buralar ve bunlar gibi onlarcası muhalefetin belediyesi.

Bir adım gelene on adım gidilmiş.

İktidarın her kesimi muhalefetin her yaptığını takdir etmiş, beceremediğini de biz daha iyisini yaparız diye iddialı konuşmuş!

Peki muhalefetim psikolojisi ne durumda?

Bartın da bir milletvekili var.

Aysu Bankoğlu. CHP Bartın milletvekili.

Zonguldak ta bir milletvekili var,

Deniz Yavuzyılmaz. CHP Zonguldak milletvekili.

Birilerine göre başarılılar. Yine aday olsa yine kazanırlar.

Niye,

İktidara saldır,

Görüneni yok et,

Olana “tü kaka” de...

Çünkü partinin ana teması bu...

Siyasetçi engel koymaz, engel kaldırır.

CHP de bu yok.

Biz daha iyisini yaparız değil, yapılanı yok sayma var!

İktidarın neferleri de Belediye başkanından Bakanına kadar ha babam çalışıyor.
Onlar eleştirmeyi bilmez,

Onlar seçim kaybettikleri bölgelere, beldelere bile nasıl hizmet getiririz onu düşünürler

Doğru da yaparlar.

Ama arkadaş, muhalefetin hatalarını, kusurlarını, yanlışlarını, eksiklerini, yapmadıklarını bir eleştirin yahu!

Market mi lüx yoksa Pazar mı?

İnsanlar neden pazara gider?

Daha uygun ve daha taze diye değil mi_?

Bunun dışında Pazar alışverişlerini cazip kılan bir etken varsa söyleyin bilelim.

Markette sebze meyve reyonunda kendisi seçebilen bir kişi pazarda ne hikmetse seçemiyor.

Pazarcılık zor meslektir. Sürekli ürün taşımak, tezgâh açmak, ürünleri dizmek, toplamak, kapalı Pazar değil ise çadır çekmek, toplamak, yağmur, kar, soğuk, sıcak sabahın köründen akşamın kaçına kadar hep bir mücadele gerektirir pazarcılık.

Zor ve meşakkatlidir pazarçılık.

Ancak buna rağmen Pazar fiyatları marketten ucuzdur, uygundur.

Vatandaşın pazarı tercih sebebi dediğim gibi pazarın uygun ve çeşidin bol olmasıdır.

Ancak vatandaş pazarda elini süremediği ürünü markette kendisi seçip aynı fiyata alıyorsa burada bir terslik var demektir.

Zabıtalar neden Pazarlara terazi koyuyor da marketlere koymuyor?

Çünkü markette isterse müşteri aldığı ürünü kendisi tarta biliyor.

Vatandaş ürünü seçerken kızmak, tepki vermek, seçtirmemek Ahlaki değildir.

Tezgâhta fiyatı belirlenen öndeki ürün ile arkadaki dandik ürünü değiştirmek ticaret değil düpedüz sahtekarlıktır.

Mehmet Çelebi