2009 yılında Zonguldak ve Bartın’da yaşanan salgını hatırlatan Yavuzyılmaz, "Böbrek Sendromlu Kanamalı Ateş tablosuna yol açan bu virüsün ülkemizdeki endemik merkezi Batı Karadeniz’dir. Bakanlık, bölgemizi bekleyen bu sessiz tehlikeye karşı hangi önlemleri alıyor?" dedi.
Yavuzyılmaz, son dönemde dünya genelinde mutasyona uğrayarak insandan insana bulaşma yeteneği kazanan "Andes" tipi hantavirüs varyantlarının yarattığı küresel tehlikeyi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından yanıtlanması istemiyle kapsamlı bir önerge sunan Milletvekili, özellikle yağışlı ve nemli iklimi nedeniyle Batı Karadeniz’in bu virüs için en uygun yaşam alanı olduğunu vurguladı.
Küresel tehdit, yerel bir felakete dönüşmesin
Mayıs 2026 itibarıyla uluslararası raporlara yansıyan ve ölüm oranları %30’u aşabilen hantavirüs salgınlarına dikkat çeken Yavuzyılmaz, virüsün artık sadece kemirgen dışkısıyla değil, insanlar arasında da yayılabilecek bir forma evrilmesinin halk sağlığı açısından yeni bir dönemi başlattığını belirtti. Sınır kapılarında ve havalimanlarında bu yeni varyantlara karşı alınan önlemlerin şeffaflıkla paylaşılması gerektiğini ifade eden Milletvekili, küresel bir tehdidin yerel bir felakete dönüşmemesi için erken uyarının hayati önem taşıdığını kaydetti.
2009 Zonguldak-Bartın Salgını Halen Hafızalarda
Önergesinin gerekçesinde Türkiye’deki hantavirüs gerçeğinin tarihsel kökenlerine inen Yavuzyılmaz, virüsün ülkemiz coğrafyasındaki varlığının ve insanlarda ağır böbrek hasarına yol açan RSKA tablosuna neden olduğunun ilk kez 2009 yılının Şubat ayında Zonguldak ve Bartın illerimizde kanıtlandığını hatırlattı. O dönem bölgede 20 civarında vakanın kesinleştiğini ve yapılan araştırmalarda Bartın’da riskli gruplarda %5,2, Giresun’da ise %3,2 oranında virüs taşıyıcılığı saptandığını belirten Yavuzyılmaz, bu verilerin Batı Karadeniz’in virüs açısından "birinci derece risk bölgesi" olduğunu tescillediğini söyledi.
Orman köylüleri, tarım çalışanları, madenciler riskli grupta
Yavuzyılmaz, hantavirüsün özellikle yağışlı iklimleri ve sel sonrası değişen çevre koşullarını sevdiğini belirterek, son yıllarda Zonguldak’ta artan taşkınların kemirgen popülasyonunu insan yaşam alanlarına ve maden ocaklarına yaklaştırdığı uyarısında bulundu. Maden işçileri, orman köylüleri ve tarım çalışanlarının en büyük risk grubu olduğunu hatırlatan Yavuzyılmaz; Bakanlığın bölgedeki hastanelere tanı kiti desteği sağlayıp sağlamadığını, izolasyon ünitelerinin yeterliliğini ve 2009 yılında kurulan Ulusal Hantavirüs Çalışma Grubu’nun bugün hangi faaliyetleri yürüttüğünü sordu. Yavuzyılmaz, Batı Karadeniz ve Zonguldak halkının sağlığını korumak adına bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını vurguladı.





