Zonguldak'ta sokaktaki vatandaşın "ihanet" olarak adlandırdığı bu durum, aslında şehrin potansiyeli ile gerçekliği arasındaki o devasa uçurumdan besleniyor.
Zonguldaklıların En Büyük İsyanı!
Vatandaşın en büyük isyanı, Zonguldak’ı temsil yetkisi alan ancak şehre sadece seçim dönemlerinde uğrayan isimlere. Zonguldak, Türkiye’nin sanayileşme hamlesinin lokomotifiyken; bugün yatırımların komşu illere (Düzce, Bartın, Karabük) kaymasını izleyen siyasetçiler, listenin başında yer alıyor.
Zonguldak’ın coğrafi zorluklarını (dağlık yapı, ulaşım kısıtı) birer bahaneye dönüştüren yerel idareciler de vatandaşın radarında. Yılan hikayesine dönen tünel projeleri, bitmek bilmeyen yol çalışmaları ve şehir merkezindeki görsel kirlilik, "kravatlıların" şehre bir vizyon katamadığının kanıtı olarak görülüyor.
Zonguldak’tan kazandığını yine Zonguldak’a yatırmak yerine, sermayesini büyükşehirlere taşıyan yerel sermaye sahipleri, halkın "ihanet" listesinin görünmez üyeleri. Şehrin sosyal hayatına, sporuna veya eğitimine katkı sunmak yerine sadece "izleyen" pozisyonunda kalmaları büyük tepki çekiyor.
Neden Bu Kadar Öfke Var?
Zonguldaklıların hissettiği bu "reva görülme" duygusunun temelinde üç somut acı var:
Göç Veren Gençlik: Şehrin en parlak zihinleri, mühendisleri ve işçileri rızkını dışarıda arıyor.
TTK’nın Kaderi: Türkiye’nin can damarı olan bir kurumun, istihdam kapasitesinin daralması ve şehrin bu boşluğu dolduracak yeni bir "bacasız sanayi" bulamaması.
Hizmet Üvey Evlatlığı: Çevre iller modern bir çehreye bürünürken, Zonguldak’ın hala 80’lerin-90’ların havasından kurtulamamış olması.
Vatandaşın bu isyanı, aslında şehre olan sevgisinden kaynaklanıyor. Çünkü insan, değer vermediği bir şeyin "ihanetine" bu kadar içerlemez.



