İnsan bazen bir ömrü başkalarına yetişmeye çalışarak geçirir.

Ailesine…
Hayata…
Topluma…
Geçim derdine… Sevilmeye layık görünmeye…
Ama en sonunda dönüp baktığında fark eder,en çok kendini ihmal etmiştir.
Modern çağın en büyük trajedilerinden biri budur.İnsan artık kendi ruhuna yabancı yaşıyor. Sabah başka biri olarak uyanıyor,gün boyu başka yüzler taşıyor,gece olunca içindeki gerçek insanın sesini bastırmak için kalabalıklara, ekranlara, alışkanlıklara sığınıyor.Çünkü insanın kendisiyle baş başa kalması kolay değildir.
En zor yüzleşme aynadakiyle olandır.
Bazı insanlar neden sürekli yorgundur sanıyorsun?
Bedenden önce ruh yorulur.
Bir insan sürekli güçlü görünmeye çalışıyorsa,içinde uzun zamandır dinlenemeyen bir çocuk vardır.
Sürekli gülen insanların bazıları geceleri sessizce çöker.Sürekli mücadele edenlerin bazıları artık savaştığını bile unutmuştur.
Çünkü insan bazen yaşamak için değil, sadece dağılmamak için ayakta kalır.
İşte insan tam burada kendine geç kalır.
Kendi sesini unutunca…
Ne istediğini karıştırınca…
Mutluluğu hep başka limanlarda arayınca…
Çünkü bu çağ insana sürekli “daha fazlası ol” diyor ama kimse dönüp “sen aslında kimsin?” diye sormuyor.
Oysa insanın en büyük ihtiyacı başarı değil,kendini hissedebilmektir.
Bazıları yıllarca para kazanır ama huzurunu kaybeder. Bazıları kalabalık sofralarda oturur ama içindeki yalnızlığı susturamaz. Bazıları herkese yetişir ama kendi yarasına uğrayamaz.
Sonra bir gün ansızın yorulur insan.
Bir şarkıda…
Bir eski fotoğrafta… Gece vakti sessiz duran bir sokakta… Kokusunu unuttuğunu sandığı bir hatırada…
İçinde yıllardır susturduğu biri konuşmaya başlar.
Çocukluğu gelir aklına.
İnandığı şeyler… Kaybettikleri… Olmak istediği insan…
Anlar ki insan bazen hayata değil, kendine yetişememiştir.
Çünkü toplum güçlü insan sever.Kimse kırılmış ruh görmek istemez.İnsan da zamanla kendi acısını saklamayı öğrenir.Önce susar, sonra alışır,en sonunda hissizleşir. İşte en tehlikeli yer de burasıdır.
Çünkü insanın canı yandığında değil, artık hiçbir şey hissetmediğinde çürüme başlar.
Bazı mutsuzlukların sebebi başarısızlık değildir.
İnsan,kendi hakikatinden uzak yaşayınca içten içe eksilir.
Kendine ait olmayan hayatları taşımak ağır gelir bir yerden sonra.Başkasının beklentisiyle yaşamak,insanın ruhunu yavaş yavaş tüketir.Gülersin ama samimi değildir. Seversin ama eksik hissedersin. Yaşarsın ama içinde hep yarım kalmış bir taraf vardır.
Çünkü ruh yalanı uzun süre taşıyamaz.
Belki de bu yüzden bazı insanlar geceyi sever.Gece olunca dünya susar çünkü. İnsan ilk kez kendi iç sesini duyar. Gündüz bastırdığı ne varsa karanlıkta ortaya çıkar. Özlemler… Korkular… Yorgunluklar…
Terk edilme korkusu…
Geç kalmışlık hissi…
İnsan bazen kimseye değil,kendi hayatına yabancı hisseder.
En ağır yalnızlık da budur zaten.
Aynaya baktığında tanıyamadığın birine dönüşmek…
Sonra insan yavaş yavaş şunu öğrenir.
Kendine yetişmek için bazen herkesten uzaklaşmak gerekir. Bazı kalabalıklar insanı büyütmez, tüketir.Bazı sevgiler iyileştirmez,yorar. Bazı suskunluklar kaçış değil,iç toparlamadır.
Çünkü insan kendini ancak sessizlikte duyar.
Belki hiçbirimiz tamamen tamamlanamayacağız.Belki herkes içinde biraz yarım kalacak.
Ama insanın kendine dönmesi bile bazen bir ömrün en büyük devrimidir.

Murat İLERİ