Savaş Çiloğlu mesaj verdi! Savaş Çiloğlu mesaj verdi!

Zonguldaklı sanatçı Ercan Gönültaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla şu görüşlere yer verdi;

"Arife gününüzü ve de Ramazan bayramınızı en kalbi duygularımla canı gönülden kutluyorum. Tüm İslam alemine hayırlara vesile olmasını cenabı haktan niyaz ediyorum.

Ramazan bayramı şeker bayramı değildir.

Ramazan bayramı 11 ayın sultanı rahmet ayından mağfiret ayından, kurtuluş ayında ibadetlerimizi dualarımızı yaparak, 1000 aydan daha hayırlı kadir gecesini idrak ettiğimiz. Oruçlarımızı Allah için tutup onun rızasını elde etmek, ibadet, teravih namazlarımızı kılarak, ve dualarımızı yaparak kuran kerim okuyarak, fitir ve sadaka dağatarak yoksul aileleri düşünerek sosyal yaşama değerek, insanların birbirleriyle olan iftar açma ziyaretlerinde bulunarak kardeşliğin pekiştirmesine sebep olan Ramazan ın saymakla bitmeyen faydaları vardır.

Sağlık yönünden 11 ay yemek yiyerek midemizi yorulması halinde, 1 ay boyunca oruç tutarak midemizin rahatlamasına sağlık bulmasına sebeb olmak ta ayrı bir güzelliktir.

Mevla kullarını koruyup kollayan gözeten, hiç bir zaman kötülüğümüzü istemeyen bizlere fayda verecek her bir davranışta olmamızı isteyen mevlamıza şükürler olsun.

Eski bayramlarda ilk bayram namazı kılınır. Hep birlikte bayramlaşma yani eller sıkılır öpülür kocaklaşılır. Evlere dağılıp köylerde her bir evde bayram yemekleri pişerdi. Gelen misafirlere ikram edilirdi.

Hiç tanımadığın evlere girilir ev sahibi karşılar bir odada seni ağırlar hemen masalar veya sofralar kurulur. Çeşit çeşit yemeklerden ikram edilir. Bunu büyük bir haz mutluluk sevinç içinde güler yüzlü samimi duygularla hizmet edilir. Bunu sırf Allah rızası için yapılır. Sosyal yaşamda insanların yüzlerinin gülmesi kalplerinin kıpır kıpır atması, bayramda bayramlaşmanın tokalaşmanın büyüklerin ellerinden öpülerek gönüllerinin alınması, Küçüklerin büyüklerinin elini öpmesi, para ikram edilmesi, Çocuklar cennet bahçesi gibi bir yaşam içinde mutlu oluşları takdire şayandı.

Eskiden telefonlar yoktu. Gençler ve genç kızlar sokakta anne ve babası yakın akrabaları ile selamlaşma yolu diye tabir ettiğimiz yolda yürürken birbirine işmar ederek göz göze gelerek birbirlerini tanımalarına veya mektup verme gibi durumlar yaşanırdı. Kibrit kutusunda mesajlar verilirdi. Bir kıza ulaşmak zordu. Ahlak ve edeb vardı. Namus anlayışı üst düzeyde idi. Kız asla erkeğe taviz vermezdi. İçinden severdi. Dışarı vurmazdı. İlişkiler seviyelliydi. Kimse kimseye zarar vermezdi. Kendi aralarında sevgi olurdu. Anlaşmayı anne baba yapardı. Bu tutum ve davranışlardan kimse zarar görmezdi. Kız kendi bildiğine hareket edemezdi. Erkekte kızı kandıracak ortam bulamazdı. İlişkiler çok ciddi yürürdü.

Eski bayramlarda yarışmalar olurdu. Çuval yarışı, , yumurta yarışı, mendil kapma yarışı, ip atlama yarışı, koşu yarışı, Hediyeli nişan atışları yapılırdı.

İnsanlar bireysel değildi. Sosyal yaşamın içinde hep beraber hareket edilirdi. Sevgiler hep birlikte yaşanırdı. Hiç bir surat asık olmazdı. Maneviyat ön planda idi. Her şeyin değeri ve ederi vardı. Her bayram mutlaka giyim alınır. En güzel kıyafetler giyilir. Çocuklar kıyafetlerini baş uçuna koyarlar öyle uyurlardı. Bayram günü o kıyafetler büyük mutluluk neşe içinde giyilir bayram yapılacak evlere el öpmeye gidilir. Verilen ikram paraları ile dükkandan her türlü alışveriş yapılır. Mantar tabancası alınır. Mantar patlatırlardı. Gozozlar içilir. Çubuk kırekerler yenir. Horazlu şekerler alınır, Mabel sakızları çiğnenir. Düdüklü şekerler alınır yalanırdı. Acıktın mı evlere girilir yemekler yenilir. Kim en çok evlere gidip ev yemekleri yenir yarışması yapılırdı, 8 veya 10 eve gidilip yemek yenirdi. Akşam onun muhabbeti yapılırdı.

Bayramdan sonra kız kaçırma olaylarıda yaşanırdı. Bu birazda adet haline gelmiş fakir ailelerin bir durumu veya kızı vermezseler kaçırırlardı. Bu da pek iyi olmayan üzüntü yaratan bir olay olurdu. Zaman içinde tatlıya bağlanırdı. İnsanlar anlayışlı idiler. Tabiki anlayışlı olmayan ailelerde olurdu.

Eski bayramlar acısıyla tatlısıyla özlemle hasretle sevgiyle muhabbetle geçirdiğimiz bizim yaşam öykülerimizdi. Ne güzel de yaşadık Mevla'ya şükürler olsun insanımıza helal olsun bu güzellikleri hep birlikte yaşayarak anlamlı ve çoşkulu bir hayat yaşadık. Ne mutlu ki hala bu güzellikleri içimizde yaşayarak, özlemle hasretle yad edenlere selam olsun, hala bayram yapanlara helal olsun, bayramınız mübarek olsun. Gönüllerin adamı Ercan Gönültaş sizlere kurban olsun."

Editör: İrem Karagöz