TTK ve TENMAK arasında imzalanan dev AR-GE protokolüyle, kömür atıklarından dünyanın peşinden koştuğu "nadir toprak elementleri" üretilecek.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ile Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) güçlerini birleştirdi. Geçtiğimiz aylarda imzalanan iş birliği protokolüyle, taşkömürü ve kömür yıkama işlemlerinden geriye kalan atıkların (şlam ve pasalar) ekonomik değeri masaya yatırıldı. Proje kapsamında, akıllı telefonlardan elektrikli araçlara, savunma sanayiinden yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar pek çok kritik alanda kullanılan nadir toprak elementlerinin (NTE) Zonguldak kömüründen elde edilmesi hedefleniyor.
"Atık Değil, Stratejik Hammadde"
Projenin önemine değinen Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Yılmaz, bu adımın Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltabileceğine dikkat çekti. Protokolün akademik ve sanayi açısından büyük bir fırsat olduğunu belirten Yılmaz, kömür atıklarının artık sadece birer çevresel yük değil, stratejik birer hammadde kaynağı olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
İleri Teknoloji Zonguldak'tan Yükselecek
Bu AR-GE çalışması başarıyla sonuçlandığında;
Ekonomik Katma Değer: Maden atıkları geri kazanılarak ekonomiye milyonlarca dolarlık katkı sağlanacak.
Teknolojik Bağımsızlık: İleri teknoloji ürünlerin üretiminde kullanılan kritik elementlerin yerli imkanlarla elde edilmesi sağlanacak.
Çevreci Madencilik: Atık sahalarının yükü azalacak, sürdürülebilir madencilik anlayışı güçlenecek.
Zonguldak, sadece kömürüyle değil, artık o kömürün içinde gizli olan teknolojik hazineleriyle de Türkiye’nin geleceğini aydınlatmaya devam edecek.
AR-GE çalışmasının bölgeye katkı sağlayacağını düşündüğünü ifade eden Yılmaz şöyle dedi:
"Özellikle ikincil kaynaklar dediğimiz kaynakların araştırılması söz konusu. 'Kömürün bünyesinde veya atıklarında bir nadir toprak elementleri bulabilir miyiz?' çerçevesinde AR-GE çalışmasına yönelik proje imzalandığını biliyoruz. İnşallah bu tür şeyler bulunursa bölgeye de katma değer sunacaktır diye düşünüyorum. Aynı zamanda atıkların değerlendirilmesi açısından da bu konuyu önemsiyorum."
Başta ABD ve Çin olmak üzere birçok ülkenin nadir toprak elementine yönelik çalışmaları olduğunu Türkiye’nin ise ETİ Maden, TENMARK ve MTA aracılığıyla araştırmaları olduğunu sözlerine ekleyen Yılmaz, "Kömürün kendi bünyesinde olabilir. Kömürün atıklarında ve kül birleşiklerinde olabilir. Bununla beraber cevher hazırlama dediğimiz atıklarında ve uçucu kül dediğimiz, kömür yandıktan sonra oluşan ince toz kalıntıların da araştırılmasına gerek vardır diye düşünüyorum. Kömürün direkt bünyesine vardır demek de biraz soru işareti. Bunun biraz araştırılması gerekiyor. 'Kömürü yakalım, bunun külüne bakalım' demek de doğru bir yaklaşım değil. Ancak bunun belli bir araştırmadan geçmesi gerekir. Laboratuvar ölçekli araştırmaların yapılması ve yavaş yakılması lazım. Daha sonra ortaya belli bir kalıntının ortaya çıkması lazım ve bunların analiz edilmesi gerekiyor. Diğer tarafta da 'şist' dediğimiz kömürün killi yapılarında da bakılması gerekiyor. Çünkü birinci yataklarda genel olarak killi yapılara sahibiz. Buralarda aranmaz ama TENMAK ve TTK arasında ikincil yataklar dediğimiz bölgeler söz konusu. Buralara, atıklara ve kömürün kendi bünyesine bakılacaktır" şeklinde konuştu.



