Bayrak bir devlet işareti değildir yalnızca. Bir milletin kendine verdiği sözdür. O söz, rahat zamanlarda değil, zor anlarda hatırlanır.
İnsan bollukta konuşur,darlıktakim olduğunu belli eder. Bayrağa uzanan her niyet,aslında bu milletin hafızasına yönelmiş bir hesaptır.
Bu topraklarda vatan,miras gibi devredilmedi.
Bedel ödenerek taşındı.Her nesil, kendinden öncekinden yalnızca toprağı değil, sorumluluğu da devraldı.
O yüzden bayrak, gölgesinde serinlenen bir nesne değil;ağırlığı omuzda hissedilen bir emanettir. Taşıyamayanın hafife alması bundandır.
İhanet kelimesi serttir ama gerçektir.İhanet bazen slogan atmaz,sessizce sinsice dolaşır. İnsan zihni tehlike karşısında savunma mekanizmaları üretir.
Kimisi inkâr eder, kimisi küçümser, kimisi alışmayı seçer.Alışmak,bir milletin başına gelebilecek en büyük felakettir. Alışılan her yanlış, yarının normalidir.
Şehadet,ölümle ilgili bir yücelik anlatısı değildir.
Yaşamın hangi değer uğruna anlam kazandığını gösterir. Bu yüzden bu topraklarda şehidin adı geçerken sesler kısılır.
Saygı, korkudan değil bilinçten doğar.
Bilinç,insanı kalabalıktan ayırır ama millete yaklaştırır.
Milliyetçilik,öfkeyle bağırmak değildir. Milliyetçilik, gerektiğinde susup gerektiğinde durmaktır.
Her şeyi söylemek cesaret değil,bazen dağınıklıktır.
Asıl cesaret, bedelini bilerek konuşmaktır.
Çünkü söz, ağızdan çıktığı anda sahibini bağlar.
Bu millet, sözüne sadakatiyle ayakta kaldı.
Barış isteği, savunmasızlıkla karıştırıldığında anlamını kaybeder. Barış,güçlü olanın tercihidir.
Gücünü inkâr eden barış talep edemez. Bu yüzden bu topraklarda barış, bayrağın gölgesinde konuşulur.
Gölgesi olmayanın sözü de sahipsiz kalır.
İnsan ruhu aidiyetle güçlenir. Aidiyet kaybolduğunda boşluk başlar.
O boşluğu ya onur doldurur ya korku. Onur zahmetlidir, insana yük bindirir. Korku kolaydır, insanı eğip büker. Tarih,onurla yürüyenlerin ayak izleriyle yazıldı.
Bu ülke,sessizce sevilip uzaktan izlenecek bir yer değildir.
Sahip çıkılmadığında hatırlanmaz, hatırlanmadığında savunulmaz.
Bayrak yere düşmez,yere düşürülür.
Ayağa kaldıranlar ise çoğu zaman yalnız kalır.
Yalnızlık, doğru yolda olmanın bedellerinden biridir.
Bu satırlar bir tehdit değil, bir hatırlatmadır.
Bir milletin ayakta kalması,her ferdin içindeki sınırı bilmesiyle mümkündür.
O sınır aşıldığında mesele söz olmaktan çıkar, vicdan meselesine dönüşür.
Bayrak,direğe değil yüreğe çekilir. Yüreğinde taşımayanın dilinde taşıması mümkün değildir.
Murat İLERİ