Ormanda bir şeyler yolunda gitmiyor. Ama yanlış anlaşılmasın; mesele ağaç değil, mesele doğa değil…
Mesele, orman köylüsü.
Bu topraklarda yıllardır ormanla birlikte yaşayan, ormanı koruyan, kollayan, yangında ilk koşan, karda kışta üretim yapan insanlar bugün kızgın, öfkeli ve en önemlisi haklı. Çünkü kazanılmış haklar birer birer geri alınıyor, emek görmezden geliniyor.
Orman Köylüsü Neden Ayağa Kalktı?
Zonguldak Bölgesi Ormancılık Kooperatifleri Birliği’nin Yenice ve Bartın’dan sonra Devrek’te yaptığı toplantı, aslında yıllardır biriken öfkenin dışa vurumuydu. Üç ilde faaliyet gösteren 104 kooperatifte yaklaşık 8 bin kişi çalışıyor. Bu insanların ailesiyle birlikte düşünüldüğünde 25-26 bin kişinin ekmeği ormandan çıkıyor. Ama gelinen noktada, ormandan çıkan ekmek giderek küçülüyor. Birlik Başkanı Cemal Soylu’nun da açıkça ifade ettiği gibi, orman köylüsü artık “bu şartlarda üretim yapamayız” noktasına geldi. Çünkü maliyetler artıyor, verilen fiyatlar düşüyor, teşvikler geri çekiliyor.
Yeşil Vatan Kendi Bekçisini Küstürür mü?
Orman köylüsü sıradan bir üretici değildir.
O, Yeşil Vatan’ın bekçisidir.
O, bu ülkenin ormanlarının gözü, kulağı, eli, ayağıdır.
Bugün orman yangınlarında “kahraman” ilan edilen bu insanlar, iş ekmeğe gelince unutuluyor. Tomruk piyasada on binlerce liraya satılırken, orman köylüsünün eline geçen pay yüzde 20’lerde kalıyor. Bu adalet mi?
Orman köylüsü sadece üretim yapmıyor; aynı zamanda ormanı koruyor, sürdürülebilirliği sağlıyor, kaçakla mücadele ediyor. Ama gelinen noktada, dikili satış baskısıyla üretimden dışlanıyor.
Bu Karar Bir Tehdit Değil Tam Tersi Bir Çığlıktır!
Hak Geri Giderse Emek de Geri Çekilir. Taban birim fiyatların düşmesi, yüksek eğimli arazilerde emeğin karşılığının verilmemesi, erken üretim primlerinin etkisiz hale getirilmesi… Bunların tamamı sahada çalışan insanı doğrudan vuruyor.
Kimse şunu sormuyor:
Bu insanlar bu şartlarda nasıl geçinecek?
Bu insanlar üretimden çekilirse orman kime emanet edilecek?
İşte Devrek’te alınan 2026’da üretime çıkmama kararı, bir tehdit değil, bir çığlıktır.
Orman Köylüsüne Sahip Çıkmak, Yeşil Vatana Sahip Çıkmaktır
Bugün orman köylüsüne sahip çıkılmazsa, yarın ormanlara sahip çıkacak kimse kalmaz. Hakları artırılmalı, emeği korunmalı, alın terinin karşılığı verilmelidir. Orman köylüsü desteklenmeden ne sürdürülebilir ormancılık olur ne de Yeşil Vatan korunur.
Unutulmamalıdır ki;
Orman köylüsü bu ülkenin yükü değil, gücüdür.
Onlar Yeşil Vatan’ın koruyucu melekleridir.
Ve melekler küserse, orman yetim kalır.