Zonguldak’ta yaşanan her maden kazası, sadece bir iş kazası değil; aynı zamanda kentin hafızasında derin izler bırakan toplumsal bir travma olarak yer ediyor.
Kilimli ilçemize bağlı Gelik beldesinde meydana gelen son göçük de bu acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. 2 madencinin hayatını kaybettiği, bir işçinin yaralı kurtarıldığı bu facia, yalnızca aileleri değil, tüm madencilik camiasını ve bölge halkını derinden sarstı.
Aslında farklı bir konuda yazmayı planlıyordum. Ancak yaşanan bu acı olay, kelimelerin yönünü değiştirdi. Çünkü madencilik söz konusu olduğunda, her kayıp hepimizin yüreğinde aynı ağırlığı bırakıyor.

Göçükle Gelen Sessizlik

Özel bir maden ocağında meydana gelen göçükte Ziya Kiret ve Veysel Oruçoğlu’nun hayatını kaybetmesi, Zonguldak’ta yıllardır değişmeyen bir gerçeği yeniden hatırlattı: Madencilik, emeğin ve alın terinin en ağır bedellerle ödendiği bir meslek olmaya devam ediyor. Göçükten yaralı olarak kurtarılan İsmet Kabuk’un hastanedeki tedavisi sürerken, mesai arkadaşlarının ve ailelerin yaşadığı endişe, madenciliğin görünmeyen yüzünü ortaya koyuyor.
Hayatını kaybeden madencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve madencilik camiasına başsağlığı; yaralı işçimize ise acil şifalar diliyorum.

Bu tür acılar, sadece birkaç gün konuşulup unutulmaması gereken, köklü ve kalıcı çözümlerle ele alınması gereken sorunlardır.

İş Güvenliği Gerçeği

Yaşanan bu facia, madencilikte iş güvenliği konusunun ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Özellikle Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) bünyesinde iş güvenliği gerekçesiyle üretimin durdurulması yönünde alınan kararların, aslında ne kadar önemli ve gerekli olduğu bu olayla daha net anlaşılmış olduk. Binlerce madencinin çalıştığı bir kurumda benzer bir facianın yaşanması ihtimali bile ürkütücü. Böyle bir senaryonun sonuçlarını düşünmek dahi zor. Bu nedenle üretim kadar, hatta üretimden önce iş güvenliğinin öncelikli olması gerektiği açık bir gerçektir.

Acele Değil Sağduyu

TTK’da alınan kararların kamuoyunda farklı şekillerde yorumlanması doğal olabilir. Ancak sürecin temel amacının kurumu kapatmak değil, eksikliklerin giderilmesi ve daha güvenli şartlarda üretime devam edilmesi olduğu sık sık ifade edilmektedir. Bu noktada Zonguldak kamuoyunun sağduyulu bir yaklaşım sergilemesi, hem çalışanların güvenliği hem de sektörün sürdürülebilirliği açısından önem taşımaktadır.
Madencilik gibi riskli bir sektörde aceleyle alınan üretim kararları yerine, güvenlik odaklı bir anlayışın benimsenmesi zorunluluktur. Çünkü kaybedilen her can, telafisi olmayan bir kayıptır.

Facialardan Ders Çıkarmak

Zonguldak, madenciliğin başkenti olarak sadece üretimle değil, aynı zamanda yaşadığı acılarla da tanınmaktadır. Geçmişte yaşanan pek çok facia gibi Gelik’teki olay da bizlere aynı mesajı veriyor: Güvenlik kültürü, sadece kağıt üzerinde değil, sahada ve uygulamada da tam anlamıyla hayata geçirilmelidir.
Bu tür kazalar sonrasında alınacak önlemler, yapılacak denetimler ve oluşturulacak bilinç, gelecekte yaşanabilecek acıların önüne geçebilir. Gelik’te yaşanan facia, iş güvenliği konusunun ertelenemez bir zorunluluk olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Bugün yapılması gereken, acıyı paylaşmanın ötesinde, aynı acıların bir daha yaşanmaması için kalıcı adımlar atmaktır. Çünkü Zonguldak artık yeni acılar değil, güvenli çalışma koşullarıyla anılmayı hak etmektedir.