Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda (TTK) müfettişler tarafından iş güvenliğine ilişkin bazı eksikliklerin tespit edilmesi ve bunun ardından Karadon, Kozlu ve Üzülmez müesseselerinde üretimin geçici olarak durdurulması, Zonguldak’ta adeta bir deprem etkisi oluşturdu.
Şehir ayağa kalktı, tepkiler çığ gibi büyüdü ve kamuoyunda ciddi bir endişe dalgası oluştu.
Bu tepkiyi anlamak zor değil.Zonguldak için TTK yalnızca bir kurum değil; bir geçmiş, bir emek kültürü ve binlerce ailenin hayat damarını oluşturan stratejik bir yapıdır. Dolayısıyla üretimin durdurulduğu yönündeki her haber, doğal olarak “kapanıyor mu?”, “özelleştiriliyor mu?” sorularını da beraberinde getiriyor. Ancak bu noktada duygusal reflekslerle değil, sağduyulu bir değerlendirmeyle meseleye yaklaşmak gerekiyor.
İş Güvenliği Görmezden Gelinecek Bir Başlık Değildir
Tepkiler haklı olabilir; fakat iş güvenliği konusu, asla tali bir mesele değildir. Yer altında, yüksek riskli koşullarda çalışan binlerce madencinin güvenliği, üretimin kendisinden bile önce gelir. İş güvenliği sağlanmadan sürdürülecek bir üretimin ne insani ne de vicdani bir karşılığı vardır. Bu nedenle alınan karar, bir “kapanma” değil; doğrudan doğruya güvenliğin tahkim edilmesine yönelik geçici ve teknik bir önlemdir.
Bu ayrımın net biçimde ortaya konulması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Siyasi Açıklamalar Endişeleri Net Şekilde Giderdi
AK Parti Teşkilat Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, Zonguldak Milletvekilleri Muammer Avcı ve Saffet Bozkurt ile AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın birlikte düzenlediği basın toplantısı, kamuoyundaki belirsizliğe açık ve net bir yanıt verdi.
Üç milletvekili de Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun kesinlikle kapatılmayacağını, özelleştirilmeyeceğini ve üretimdeki durdurmanın tamamen geçici olduğunu vurguladı. İş güvenliğine ilişkin eksikliklerin giderilmesinin ardından üretimin yeniden başlayacağı net ifadelerle kamuoyuna duyuruldu.
Ayrıca muhalefetin “TTK kapanıyor, özelleştirme için zemin hazırlanıyor” yönündeki söylemlerine sert tepki gösterildi. AK Parti iktidarının 23 yılı aşkın süredir bu iddialarla karşı karşıya kaldığı, ancak bugüne kadar bu yönde atılmış tek bir adım dahi olmadığı özellikle hatırlatıldı.
23 Yıllık İddialar, 23 Yıllık Gerçekler
TTK’nın özelleştirileceği yönündeki söylemler, neredeyse çeyrek asırdır aynı çevreler tarafından tekrar ediliyor. Ancak geçen 23 yılın sonunda tablo son derece açık: Ne kurum kapatıldı ne de özelleştirildi. Aksine, TTK kamu eliyle faaliyetini sürdürmeye devam etti.
Bu gerçek, bugün yükseltilen paniğin ne kadar temelsiz olduğunu da gözler önüne seriyor. Milletvekillerinin verdiği ortak mesaj netti: “Gönlünüz rahat olsun.”
Bakan Yardımcısı Ziyareti Güven Mesajını Pekiştirdi
Sadece siyasi açıklamalar değil, aynı gün yaşanan temaslar da sürecin ciddiyetle ve sorumlulukla ele alındığını gösterdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan’ın Zonguldak Valiliği, Genel Maden İşçileri Sendikası ve AK Parti teşkilatına yaptığı ziyaretlerin ana gündemi yine TTK’daki geçici üretim durdurulması oldu. Bu ziyaretler, meselenin Ankara’nın da doğrudan takibinde olduğunu ve kurumun geleceğine dair herhangi bir risk bulunmadığını açıkça ortaya koydu.
Üretim Devam Edecek, İstihdam Artacak
AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı’nın, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na yeni işçi alımı yapılacağı yönündeki müjdeyi bir kez daha yinelemesi ise sürecin en dikkat çekici başlıklarından biri oldu. Bu açıklama, “kapanma” ve “daralma” iddialarının ne kadar gerçek dışı olduğunu da somut biçimde ortaya koydu.
Sonuç: Korkuya Değil, Sağduyuya İhtiyaç Var
Yaşanan gelişmeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde tablo son derece açıktır: Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun geleceğiyle ilgili herhangi bir kriz yoktur. Alınan kararlar geçicidir, amacı ise doğrudan işçi sağlığı ve güvenliğidir. Bu nedenle korkuya, paniğe ve spekülasyona mahal yoktur. Zonguldak kamuoyunun bu süreçte sağduyulu davranması, gerçek dışı söylemlere değil, somut açıklamalara kulak vermesi gerekmektedir.
Velhasıl Her şey yolunda ve Telaşa mahal yok.