Bazı insanlar vardır, hayatın kalabalığında bir durak gibidir. Koşarken nefesini toparladığın, susarken kendini duyduğun bir durak.

Gözlerine bakınca kelimeler yerini şaşırır,cümleler yolunu kaybeder. İnsan tam da orada anlar;aradığını sandığı şeylerin aslında hiç önemli olmadığını.
Birlikte susabilmek büyük bir imtihandır. Çoğu insan konuşarak var olur, bazılarıysa yanında susabildiğin için kıymetlidir.
O suskunluk,insanın içindeki karmaşayı usulca yerine oturtur.
Zihnin gürültüsü diner,kalbin ritmi sadeleşir.Kendinle kavga etmeyi bırakırsın.
Dünya,ilk kez bu kadar uzak görünürken bir o kadar da katlanılabilir olur.
İnsan sevilince değişir sanılır.
Oysa sevilince hatırlanan şey, insanın aslında kim olduğudur.
Zamanla edinilmiş savunmalar, sertlikler,kabuklar çözülür.
Yorulmuş yanların dinlenir.İçinde taşıdığın yüklerin çoğunun sana ait olmadığı anlaşılır. Hayatın sana biçtiği rollerden sıyrılıp, kendine daha yakın bir yere oturursun.
Aşk denilen şey her zaman coşku değildir.
Bazen bir omuzdur, bazen bir bakış. İnsan,başını koyacak bir huzur bulduğunda geçmişin hesabını daha az yapar. Dünler bugüne sızmaz,yarınlar korkutmaz.
Zaman çizgisel olmaktan çıkar,tek bir ana sıkışır.
O an yeterlidir.
Kendini anlamak, başkasında kaybolmakla başlar çoğu zaman.
Bu bir çelişki değil, insan olmanın sessiz gerçeğidir.
Bir başkasının kalbinde yürürken, kendi izlerini fark edersin.
Nerede sertleştiğini, nerede eksildiğini, nerede yanlış savrulduğunu görürsün.
Affetmek kolaylaşır. Önce kendini,sonra hayatı.
Hayatın öğrettiği en zor şeylerden biri de şudur:Her şey tam olmak zorunda değildir.
Yarım kalanlar vardır, kesik duran yerler vardır.İnsan onları zorla tamamlamaya çalıştıkça daha çok yorulur. Oysa bazen yan yana durmak yeterlidir.
Birlik hissi,eksikleri sessizce anlamsız kılar.
Bugün dediğimiz şey,geçmişin yükünü sırtlanmadan yaşanabildiğinde kıymetlidir.
Yarın ise korku olmaktan çıkıp niyet hâline geldiğinde anlam kazanır. İnsan,sevdiğiyle birlikteyken zamanı düzeltmez; zamana razı olur.
O razılık,huzurun ta kendisidir.
Bazı bağlar dünyayı unutturur.Kapıları çarpıp çıkmak değil bu, kapının artık içeride kalmasıdır. Dışarının gürültüsü azalır,içerinin sesi çoğalır.
İnsan, hayatla kavga etmeyi bırakır. Yaşamayı öğrenir.
İmkânsız denilen şeyler çoğu zaman cesaretsizlikten doğar.
Kalp inanıyorsa,akıl yavaş yavaş ikna olur.
Hayat,yasakları değil ihtimalleri sever. İnsan da öyle.
Sonunda geriye şu kalır:Yanında daha sade,daha gerçek, daha insan olduğun biri.Gerisi zamanın kalabalığında zaten dağılır.

Murat İLERİ