Zonguldak’ta yerel siyasetin dili sertleşirken, belediyecilik anlayışı da yeni bir eksene oturuyor. Kent Ormanı’nda gazetecilerle bir araya gelen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in açıklamaları, yalnızca bir basın toplantısının ötesinde; bir yönetim tarzının, bir siyasi iddianın ve yaklaşan yılların açık bir manifestosu niteliğindeydi. Erdem’in sözleri, hem mevcut sisteme hem de alışılmış belediyecilik kalıplarına net bir meydan okuma içeriyordu.

“Belediyecilik Ağlama Yeri Değil” Sözü Bir Slogan Değil, Bir Yönetim Felsefesi

Tahsin Erdem’in konuşmalarında en çok öne çıkan vurgu, belediye başkanlığını bir mazeret makamı olarak görmediği yönündeki net duruşuydu. Ekonomik krizin, kısıtlı bütçelerin ve merkezi yönetimle yaşanan sorunların arkasına saklanmayan bir yönetim anlayışı tarif eden Erdem, “Belediyecilik ağlama yeri değil, sorun çözme makamıdır” sözleriyle klasik savunma reflekslerini reddetti.
Bu yaklaşım, yalnızca CHP’li belediyelere değil, tüm yerel yönetimlere yönelik dolaylı bir eleştiri içeriyordu. Çünkü Erdem’e göre sorunların kaynağı siyasi kimlikler değil, irade eksikliği ve plansızlıktı.

Sosyal Belediyecilikte İkinci Etap: İnsan Merkezli Bir Şehir Tasarımı


Başkan Erdem’in 2026 vizyonu, asfalt ve betonun ötesine geçen bir belediyecilik anlayışını işaret ediyor. Çocuklar, kadınlar, emekliler ve dar gelirli vatandaşlar… Açıklamalarda sürekli vurgulanan ortak nokta, belediyenin doğrudan insan hayatına temas eden projelere yönelmesi.
Ucuz ekmek uygulaması, halk otobüsleri, sosyal destek projeleri ve emeklilere yönelik çalışmalar; Erdem’in ifadesiyle “esnafla rekabet” değil, sosyal dengeyi koruma aracı olarak görülüyor. Bu yaklaşım, Zonguldak’ta belediyenin yalnızca hizmet sunan değil, sosyal adaleti gözeten bir aktör olarak konumlandırıldığını gösteriyor.

Trafik Sorunu Üzerinden Sistem Eleştirisi: “Yanlış Planlama Kentin Yükü Oldu”

Zonguldak’ın kronikleşmiş trafik sorunu, Başkan Erdem’in en net eleştirilerinden birine sahne oldu. Özellikle beş ayaklı köprü üzerinden yapılan değerlendirmeler, yalnızca bir ulaşım tartışması değil, geçmiş dönem planlama anlayışına yöneltilmiş açık bir eleştiriydi.
Araç sayısının artmadığına dikkat çeken Erdem, sorunun kaynağını plansızlık ve yeterli istişare yapılmadan hayata geçirilen projelerde gördüğünü ifade etti. Meslek odaları, uzmanlar ve toplumun sürece dahil edilmediği her yatırımın, uzun vadede kent için bir yüke dönüştüğünü vurguladı.
Alt geçit ve tüp geçit vurgusu ise, günü kurtaran değil, kalıcı çözümler üreten bir yaklaşımın altını çiziyordu.

Endüstriyel Miras Ve Kentsel Dönüşüm: “Zonguldak Gazipaşa’dan İbaret Değil”

Tahsin Erdem’in makro ölçekte en dikkat çeken başlıklarından biri de kentsel dönüşüm ve endüstriyel miras konusuydu. Zonguldak’ın yalnızca merkezle sınırlı bir şehir olmadığını vurgulayan Erdem, kentin sanayi geçmişinin korunarak geleceğe taşınması gerektiğini savundu.
Buradaki temel ayrım nettir: Ticari rant odaklı dönüşüm yerine, kamusal faydayı önceleyen bir şehir vizyonu. Tarihi yapıların turizme kazandırılması, yalnızca ekonomik değil, kültürel bir hafıza inşası olarak ele alınıyor.

Balıkçılar, Salı Pazarı Ve Devletle İlişkiler: Netlik Talebi

Balıkçılar ve Salı Pazarı esnafı üzerinden yapılan açıklamalar, Erdem’in bürokrasiye bakışını da ortaya koydu. Devlet Demiryolları ile yaşanan kira belirsizliğine yönelik “Biz yerleri yaptık, netlik istiyoruz” çıkışı, sürecin uzamasına duyulan rahatsızlığın açık bir ifadesiydi.
Bu yaklaşım, uzlaşmacı ama pasif olmayan bir belediye profili çiziyor.

Siyasi Rest Ve Gelecek Mesajı: “Kim Gelirse Gelsin Yarışırım”


Toplantının belki de en politik cümlesi, Tahsin Erdem’in geleceğe dair net mesajıydı. Üç yıl sonra yapılacak seçimlerde karşısına kimin çıkacağının önemli olmadığını söyleyen Erdem, hesabını halka vereceğini açıkça dile getirdi.
Bu sözler, yalnızca bir özgüven beyanı değil; yapılan hizmetlerin siyasi bir bilanço olarak görüldüğünün de işaretiydi. Erdem, karneyi partisine değil, doğrudan Zonguldak halkına sunacağını vurguladı.

Bir Belediye Başkanından Fazlası

Tahsin Erdem’in Kent Ormanı’ndan verdiği mesajlar, sıradan bir basın toplantısının çok ötesine geçti. Bu açıklamalar; bir belediye başkanının kendisini nasıl konumlandırdığını, hangi belediyecilik anlayışını savunduğunu ve Zonguldak’ı hangi eksende dönüştürmek istediğini net biçimde ortaya koydu.

Burada görünen tablo şudur: Zonguldak’ta yeni dönemin şifreleri artık net. Mazeret yok, erteleme yok, belirsizlik yok. Var olan tek şey; çözüm üretme ve bunun siyasi sorumluluğunu üstlenme cesareti.

Velhasıl: Tahsin Erdem yoluna emin adımlarla devam ediyor