Bazı zamanlar vardır; hayat insanı kendi içine doğru uzun bir yolculuğa çıkarır. Kalabalıkların içinden geçilir ama yalnızlık omuz başında durur. Sesler azalır, yüzler silikleşir, geriye sadece hakiki olan kalır.

Zor günler, insanın etrafındaki fazlalıkları ayıklar. Geriye kalanlar ise bir ömrün özeti gibidir.
Bir selam,bir hatır soruş, bir “yanındayım” cümlesi…
Bunlar bazen en büyük güç olur insana.
Duvarların dile geldiği,gecelerin uzadığı günlerde anladım ki;dostluk sözle değil,varlıkla ölçülür.

İşte tam da böyle bir vakitte,Murat Kotra’nın adı düştü gönlüme.Sadece bir isim olarak değil, bir duruş olarak, bir ağabey eli gibi…
Siyasetin soğuk yüzü vardır çoğu zaman.

Mesafeler koyar, insanı kalıplara sıkıştırır. Buna rağmen bazı insanlar vardır ki o kalıpların dışına taşar. Samimiyetiyle, vefasıyla, insanlığıyla kendini belli eder.Murat Kotra, bu nadir duruşun yaşayan örneklerinden biridir.
Cezaevinde geçen günler, insanın iç dünyasını büyütür. Sessizlik çoğalır, düşünceler derinleşir.
Böyle zamanlarda hatırlanmak, unutulmadığını bilmek, insanın omzuna konan görünmez bir güç gibidir.
Murat Kotra,o gücü hissettirenlerden oldu.
Bir makamla anılabilir insan, bir unvanla tanınabilir. Asıl mesele, o makamın ve unvanın ötesine geçebilmektir. Bir insanın kalbine dokunabilmek, zor zamanında yanında durabilmek…
İşte gerçek değer burada saklıdır.
Yaşananlar gösterdi ki; vefa, dilde değil yürekte taşınır. Herkes iyi günün dostu olabilir ama zor gün,insanın yanında kimlerin durduğunu açıkça ortaya koyar. Bu yüzden bazı isimler unutulmaz, bazı duruşlar hafızadan silinmez.
Bugün dönüp baktığımda, yaşanan onca şeyin içinden süzülen en net duygulardan biri şudur: İnsan, en karanlık anında kimin ışık olduğunu asla unutmaz.
Murat Kotra, o ışığı yakanlardan biri oldu.
Bu yüzden teşekkür, sadece bir kelime değildir burada. Bu, bir hatırın, bir duruşun ve bir vefanın karşılığıdır.

Murat İLERİ