Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi kapsamında düzenlenen “Kömürün Sonu Mu? Küresel İklim Politikaları ve Türkiye’nin Enerji Arz Güvenliği” panelinde kömürün geleceğinden enerji arz güvenliğine, yerli kaynaklardan madencilik kültürünün korunmasına, Soma ve Zonguldak’ın ekonomik geleceğinden enerji dönüşümüne kadar birçok başlık kapsamlı şekilde ele alındı.

Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi ve Sergisi, kömürün geleceğine ilişkin önemli bir tartışmaya sahne oldu. Dedeman Otel'de gerçekleştirilen “Kömürün Sonu mu? Küresel İklim Politikaları ve Türkiye’nin Enerji Arz Güvenliği” başlıklı panelde, Türkiye’nin enerji politikaları ve kömür üretiminin geleceği farklı yönleriyle değerlendirildi.

Dr. Nejat Tamzok’un moderatörlüğünü yaptığı panele Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Manisa-Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, Eskişehir-Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum ve Enerji Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kara konuşmacı olarak katıldı.
Panele Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğrul da izleyici olarak katılarak paneli takip etti.

Whatsapp Image 2026 09 24 At 16.47.25

Tahsin Erdem: “Kömüre Sadece İstihdam Olarak Bakamayız”

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, konuşmasına Türkiye 24. Uluslararası Kömür Kongresi’nin Zonguldak’ta düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.
Kömürün, Zonguldak’ın yanı sıra Soma, Ermenek ve diğer maden bölgelerinin ekonomik ve sosyal tarihinde belirleyici bir yere sahip olduğunu ifade eden Erdem, Türkiye’nin sanayileşme sürecinde madenciliğin büyük bir yük taşıdığını söyledi.
Zonguldak’ın geçmişte on binlerce maden çalışanına ev sahipliği yaptığını, bugün ise çalışan sayısının ciddi biçimde gerilediğini belirten Erdem, kömürün yalnızca istihdam rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
Erdem, özellikle savaş, kriz ve olağanüstü dönemlerde enerjinin stratejik öneminin daha iyi anlaşıldığını belirterek, Türkiye’nin enerji arz güvenliği konusunda geleceğe dönük hazırlık yapması gerektiğini ifade etti.

“Kriz Anında Enerjinin Ne Kadar Stratejik Olduğunu Görüyoruz”

Enerji kaynaklarının olağanüstü dönemlerde ülkeler açısından hayati önem taşıdığını dile getiren Erdem, Ukrayna-Rusya savaşı sırasında yaşanan tahıl krizini örnek gösterdi.
Erdem, nasıl ki gıdanın olağanüstü koşullarda stratejik bir değer kazandığı görüldüyse, enerjinin ve yerli kömür kaynaklarının da benzer biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin çevresinde ciddi jeopolitik riskler bulunduğuna dikkat çeken Erdem, asıl meselenin bu riskler karşısında ülkenin ne kadar hazırlıklı olduğu olduğunu ifade etti.

“Zonguldak’ın Ekonomik Ve Sosyal Hayatı Kömürle Şekillendi”

Kömürün Zonguldak'ta yalnızca ekonomik bir faaliyet olmadığını belirten Tahsin Erdem, madenciliğin kentte güçlü bir sosyal ve kültürel yapı oluşturduğunu söyledi.
Maden ocaklarında çalışan işçilerin yanı sıra esnafın, işçi ailelerinin ve kentin tamamının kömür ekonomisinden pay aldığını belirten Erdem, madencilik kültürünün aynı zamanda örgütlenme, dayanışma ve demokrasi kültürünün gelişmesine de katkı sunduğunu ifade etti.
Erdem, geçmişte on binlerce çalışanın bulunduğu Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun kent ekonomisindeki ağırlığının bugün önemli ölçüde azaldığını belirterek, bu dönüşümün Zonguldak'ın sosyal yapısı üzerindeki etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Kömürden Çekiliyorsak Yerine Ne Koyacağımızı Planlamalıyız”
Kömürün geleceğinin yalnızca “kömür kullanılacak mı, kullanılmayacak mı?” tartışmasına indirgenmemesi gerektiğini vurgulayan Erdem, asıl sorunun dönüşümün nasıl yönetileceği olduğunu ifade etti.
Erdem, kömür sektörünün zaman içerisinde küçülmesi gündeme geliyorsa, bunun yerine Zonguldak ekonomisini taşıyacak yeni sektörlerin oluşturulması gerektiğini söyledi.
Bölgesel kalkınma, sektörel çeşitlilik ve göçün önlenmesine yönelik kapsamlı bir planlamanın zorunlu olduğunu dile getiren Erdem, bu sürecin yalnızca yerel yönetimlerin imkanlarıyla gerçekleştirilemeyeceğini, merkezi yönetimin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.

“Madencilik Kültürü Yok Olmamalı”

Yeraltı Madenciliğinde Teknolojik Dönüşüm ve Galeri Açma Makinelerinde Zonguldak Tecrübesi
Yeraltı Madenciliğinde Teknolojik Dönüşüm ve Galeri Açma Makinelerinde Zonguldak Tecrübesi
İçeriği Görüntüle

Tahsin Erdem, Zonguldak’ın maden geçmişine ait yapıların ve kültürel mirasın korunmasının da büyük önem taşıdığını vurguladı.
Kömür üretiminin azalmasıyla birlikte eski maden yapılarının ve madencilik kültürünün de ortadan kalkmaması gerektiğini belirten Erdem, geçmişten kalan yapıların toplumsal ve kültürel yaşama kazandırılması gerektiğini ifade etti.
Almanya’daki eski maden bölgelerinde yapılan çalışmaların örnek alınabileceğini belirten Erdem, Zonguldak’ın da sahip olduğu maden mirasını geleceğe taşıyabileceğini söyledi.

Sercan Okur: “Soma’nın Kalbi Emekle Atıyor”

Manisa-Soma Belediye Başkanı Sercan Okur ise Soma’nın ekonomik ve sosyal tarihinin doğrudan kömür ve madencilikle şekillendiğini söyledi.
Soma’yı “Kalbi emekle atan şehir” olarak tanımlayan Okur, ilçenin kömür madenleri ve termik santraller sayesinde Türkiye’nin farklı bölgelerinden yoğun göç aldığını ifade etti.
Soma’da Zonguldak, Kütahya ve Türkiye’nin çok sayıda farklı kentinden insanların yaşadığını belirten Okur, bu nedenle ilçede güçlü ve kozmopolit bir madencilik kültürünün oluştuğunu söyledi.

“Soma’nın Ekonomik Döngüsü Bozuldu”

Soma’nın geçmişte madencilik ve termik santral üzerinden güçlü bir ekonomik döngü oluşturduğunu anlatan Okur, bugün bu yapının ciddi biçimde zayıfladığını ifade etti.
Madenlerde çalışan işçilerden nakliyecilere, sanayi esnafından diğer küçük işletmelere kadar geniş bir kesimin kömür ekonomisinden gelir elde ettiğini belirten Okur, yanlış özelleştirme modellerinin ekonomik döngüyü olumsuz etkilediğini savundu.
Soma Termik Santrali’nin bugün satış sürecinde olduğunu hatırlatan Okur, ilçenin santralin geleceğine ilişkin ciddi bir belirsizlik yaşadığını söyledi.

“Soma’nın Geleceği İçin Belediyeler Bir Araya Gelmeli”

Sercan Okur, Türkiye’de kömür üreten ve termik santrallere sahip kentlerin ortak bir platform oluşturması gerektiğini söyledi.
Okur, siyasi görüş farklılıkları gözetilmeksizin bu kentlerin belediyeler çatısı altında bir araya gelerek kömür bölgelerinin geleceğini birlikte planlaması gerektiğini ifade etti.
Bu oluşumun merkezi hükümet üzerinde demokratik bir iletişim ve ortak talep mekanizması oluşturabileceğini belirten Okur, kendisinin Tavşanlı, Yatağan ve Zonguldak’ta gerçekleştirdiği temaslarla bu yönde bir çalışma başlatmaya çalıştığını söyledi.

“Kömürden Çıkılacaksa Soma Ne Olacak?

Enerji dönüşümünün yalnızca enerji kaynakları üzerinden ele alınamayacağını vurgulayan Okur, kömürden uzaklaşılması halinde maden kentlerinin geleceğinin ne olacağının da bugünden konuşulması gerektiğini söyledi.
Avrupa Birliği ülkeleriyle ticaret yapan şirketlerin yenilenebilir enerji yatırımlarına yönelmek zorunda kaldığı örneğini paylaşan Okur, iklim politikalarının zaman içerisinde Türkiye’nin sanayi ve ihracat yapısını da etkileyeceğini belirtti.

Ancak dönüşümün gerçekleşmesi halinde Soma, Zonguldak ve diğer maden kentlerinde yaşayan yüz binlerce insanın geleceğinin nasıl planlanacağının henüz yeterince tartışılmadığını dile getirdi.
Okur, enerji ve çalışma politikaları kapsamında maden kentlerinin dönüşümünü yönetecek özel bir kamu yapılanmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Soma Termik Santrali İçin “Kamulaştırma” Çağrısı

Soma Termik Santrali’nin ilçenin yalnızca enerji üretim merkezi olmadığını belirten Okur, santralin geçmişte bölgesel ısıtma sisteminin de temelini oluşturduğunu söyledi.
Santralin zaman zaman yaşadığı teknik sorunların bölgesel ısıtma sistemini de etkilediğini anlatan Okur, santralin geleceğinin Soma açısından kritik olduğunu vurguladı.
Okur, termik santralin kamu tarafından kamulaştırılarak işletilmesi gerektiği yönündeki görüşünü dile getirdi.

“Soma’ya Madencilik Müzesi Kazandırılmalı”

Sercan Okur, 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma faciasının yaşandığı maden sahasının da kültürel miras alanına dönüştürülmesini önerdi.
Maden ocağının bulunduğu alanın korunarak 301 madenci ve Türkiye’de madencilik sektöründe hayatını kaybeden tüm maden işçilerinin anısına bir müzeye dönüştürülebileceğini belirten Okur, böyle bir alanın Soma’ya hem tarihsel hem de ekonomik değer kazandırabileceğini söyledi.

Haydar Çorum: “Kömürün Kısa Sürede Biteceğini Düşünmüyorum”

Eskişehir-Mihalıççık Belediye Başkanı Haydar Çorum ise bir maden mühendisi olarak madencilik sektörünün hem üretim hem de yerel yönetim açısından iki farklı pencereden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kömürün binlerce yıldır kullanılan bir kaynak olduğunu belirten Çorum, mevcut rezervler bulunduğu sürece kömür kullanımının devam edeceğini düşündüğünü ifade etti.
Gelişen teknolojilerle birlikte kömürün daha düşük çevresel etkiyle kullanılmasının mümkün olabileceğini belirten Çorum, ayrıca kömür içerisindeki nadir elementlerin gelecekte farklı alanlarda değerlendirilebileceğine dikkat çekti.

“Madencilik Siyasetin Üstünde Bir Devlet Politikası Olmalı”

Madencilik faaliyetlerinin günlük siyasi tartışmaların dışına çıkarılması gerektiğini savunan Çorum, kömür başta olmak üzere yer altı kaynaklarının devlet politikası çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi.
Çorum, bir bölgede madenciliğin sona ermesi gündeme geldiğinde alternatif üretim ve ekonomik modellerin tartışılması gerektiğini, yeni bir madencilik faaliyeti başladığında ise bunun yalnızca siyasi tepkiler üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmayacağını ifade etti.
“Madencilik İçin Rezerv, Sermaye Ve Teknik Kadro Şart”
Sağlıklı bir madencilik faaliyetinin üç temel unsuru bulunduğunu belirten Çorum, bunları rezerv, sermaye ve teknik kadro olarak sıraladı.
Türkiye’de özellikle kömür madenciliği alanında yetişmiş insan kaynağının önemli bir seviyeye ulaştığını belirten Çorum, bazı bölgelerde sorunun rezerv veya teknik personelden değil, yatırım ve işletme anlayışından kaynaklandığını söyledi.
Mevzuatın da bu sorunları giderecek şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çorum, özel işletmelerde yerel yönetimlerin doğrudan müdahale imkanının sınırlı olduğunu ifade etti.

“Madencilik Kültürünü De Korumalıyız”

Çorum, madenciliğin yalnızca üretim ve istihdamdan ibaret olmadığını, bunun aynı zamanda bir yaşam kültürü oluşturduğunu söyledi.
Maden bölgelerinde oluşan sosyal yapıların ve madenci ailelerinin kültürünün korunması gerektiğini belirten Çorum, terk edilen maden sahalarının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Çorum, Mihalıççık’ta faaliyetini sonlandıran bir maden sahasının mevsimlik işçilerin kullanabileceği bir kamp alanına dönüştürülmesi yönündeki önerisinin karşılık bulmadığını belirterek, maden işletmeleriyle yerel yönetimler arasında daha güçlü iş birliği kurulması gerektiğini söyledi.

Mehmet Kara: “Kömürün Sonu Geliyor Demek Kolay Değil”

Enerji Günlüğü Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Kara ise tartışmayı küresel enerji dönüşümü ve yerli kaynaklar açısından değerlendirdi.
Yaklaşık 36 yıllık gazetecilik deneyimi bulunduğunu ve son 15-16 yıldır enerji alanında uzmanlaşarak çalıştığını belirten Kara, 2014 yılında Çin’de gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasında yaşadığı bir anıyı paylaşarak enerji politikalarında ülkelerin önceliklerinin nasıl farklılaşabildiğini anlattı.
Kara, Çin’de kendisine yöneltilen sorular karşısında, ülkede elektriğe erişimi bulunmayan milyonlarca insan olduğu ve enerji üretiminin bu ihtiyaca göre şekillendirildiği yönünde bir yanıt aldığını belirtti.

“Enerjide Dışa Bağımlılık Stratejik Risk”

Kömürün geleceğinin tartışılırken yalnızca iklim politikaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Kara, enerji arz güvenliği ve yerli kaynakların da aynı çerçevede ele alınması gerektiğini söyledi.
Dünyadaki ülkelerin enerji alanında dışa bağımlılıklarını azaltmaya çalıştığını belirten Kara, kriz dönemlerinde ülkelerin kendi kaynaklarına yöneldiğini ifade etti.
Kara’ya göre Türkiye’nin de sahip olduğu yerli kaynakları tamamen gözden çıkarmak yerine, bunların enerji politikası içerisindeki yerini uzun vadeli bir planlama ile belirlemesi gerekiyor.

“Yerli Kaynaklar Milli Politika Çerçevesinde Ele Alınmalı”

Kömürün stratejik bir kaynak olarak görülmesi halinde bunun yalnızca özel sektörün ticari tercihleriyle şekillendirilmemesi gerektiğini ifade eden Kara, kamu politikalarının uzun vadeli ve bütüncül olması gerektiğini söyledi.
İnsan kaynağı, yer altı kaynakları ve teknik bilgi birikiminin aynı plan içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Kara, “Yerli kaynak” kavramının yalnızca kömürle sınırlı tutulmaması gerektiğini de vurguladı.

Zonguldak, Soma ve Diğer Maden Kentlerinin Geleceği Tartışıldı

Panel boyunca Zonguldak, Soma, Mihalıççık ve diğer maden bölgelerinin ortak sorunları farklı yönleriyle ele alındı.
Kömür üretiminin geleceği, enerji arz güvenliği, iklim politikaları, yenilenebilir enerji kaynaklarının yükselişi, yerli kaynakların korunması, termik santrallerin durumu, madencilik kültürü, terk edilen maden sahalarının yeniden değerlendirilmesi ve maden kentlerinin ekonomik dönüşümü panelin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.

Panelde, kömür sektörünün geleceğine ilişkin tek yönlü bir yaklaşım yerine; enerji güvenliği, ekonomik sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve maden kentlerinde yaşayan insanların geleceğini birlikte ele alan uzun vadeli planlamalara ihtiyaç olduğu vurgulandı.

Panel Soru-Cevap Bölümüyle Devam Etti

Panelin son bölümünde katılımcılar, panelistlere çeşitli sorular yöneltti. Kömürün geleceği, enerji politikaları ve maden kentlerinin dönüşümü konusunda görüş alışverişinin yapıldığı soru-cevap bölümünün ardından panel sona erdi.
Programın sonunda panelistlere teşekkür edilerek çeşitli hediyeler takdim edildi.

Muhabir: İ. K.