Garip Anam…

Bizim yoksul mahallemiz vardı.
Eksiktik ama başımız dikti.
Gururlu,mert insanlar yaşardı o sokaklarda.
Kimse kimsenin ekmeğine göz dikmezdi,kimse kimseye yamuk bakmazdı.
Sonra büyüdük anam…
İnsanların değiştiğini,yüzlerin eskidiğini gördük.
Yoksulluk aynı kaldı ama kalpler zayıfladı.
Mertlik azaldı, hesap çoğaldı.
Ben yine bildiğim gibi yürüdüm.
Eğilmedim, susmadım.
Doğru bildiğim ne varsa arkasında durdum.
Bedelini ödedim anam.
Şimdi dört duvar arasındayım.
Ama bil ki başım hâlâ dik.
Dost bildiklerim vardı…
Aynı sofraya oturduğum,aynı yolda yürüdüğüm.
Kimi korktu,kimi sustu,kimi iki yüzünü saklayamadı.

Düşmanım bile adam olsa razıydım aslan anam…

Ama karşıma çıkanlar şerefsizdi, korkaktı.
İnsan en çok buna yanıyor işte.
Düşman yarası geçer…
Ama içerden gelen ihanet insanın içine çöker.

Garip anam…
Sen gidince anladım,insanın arkasında duran bir dua ne büyük güçmüş.
Şimdi ne susunca anlayan var,ne yorulunca omzuma dokunan.

Ama ben değişmedim.
Senin öğrettiğin gibi kaldım.
Kahpelik gördüm…
Korkaklık gördüm…
İki yüzlülük gördüm…
Bir zaman sessiz ve sakin kalmayı tercih ettim.

Cennet kokar anamın sesi,susuşu bile büyük bir dua.
Dizinin dibinde büyür güller ve papatyalar...
Dünya olsa da yalan.
Bir ömür eksik kalır, adın anılınca.
Rabbi alemin Cennetinde Kavuşmak üzere anam…
İçimde hiç dinmeyen sızıyla.

Murat İLERİ