Kıymetli okuyucular uzunca bir süre ara verdiğim köşe yazılarıma başlayıp sizlerle tekrar buluşmaktan son derece mutluyum.
Gazetecilik mesleği aslında toplumun güncel olaylar, olgular, fikirler ve kişiler hakkındaki bilgi ve haber alma hakkını karşılamak amacıyla gerçekleri araştıran, doğrulayan, derleyen ve belirli medya araçlarıyla geniş kitlelere tarafsız ve dürüst biçimde ulaştıran bir meslek dalı ve buna bağlı bir süreç olarak tarif edilir.
Şahsen belirli aralarla kısa süreli olarak başka dallarda da çalışmama rağmen 1974 yılında fahri muhabir olarak başladığım gazetecilik mesleğinden hiç kopamadım. Geçen 52 senenin en az 45 senesinde Muhabir, Haberci, Köşe köşe yazarı ve yönetici olarak doğruluk, dürüstlük, haklının yanında, haksızın ve yanlışın karşısında olmanın insanlığın, İnancımım ve insan olmanın kıymetli değerleri olduğuna yürekten inanarak, Devletimizin kanunlarına bağlı, insan hak ve hürriyetlerine saygılı bir şekilde kendi çapımda ve imkanlar nispetinde insanlarımızın sesi olmaya gayret ettik ve yine devem edeceğiz inşallah.
Şimdi gelelim konumuza.
Değerli okurlar; Hırsızlık bir kimsenin başkasına ait taşınır veya taşınmaz bir malı veya ekonomik değeri olan bir şeyi, sahibinin haberi ve rızası olmadan, kendisine ya da başkasına yarar sağlamak amacıyla bulunduğu yerden alması,zimmetine geçirmesi, halk dilinde ise çalmasıdır bu fiil kanunlar nezdinde suç, din ve inanç bağlamında haram ve kul hakkına girmek, kul hakkını almaktır.
Arsızlık ise utanma duygusundan yoksun olma, sıkılmazlık, yüzsüzlük, yılışıklık veya sırnaşıklık hâlidir.
Hırsız aynı zamansa arsıdır, yüzsüzdür ve de ahlaksızdır. Bütün bunlar insani değerlerden yoksun, kişilik ve karakter bozukluğu olan nefsine esir olmuş, sahiplenmek, daha çoğuna sahip olmak için mal,mülk, makam hırsı ile yanan gafillerin ve zavallıların işidir.
Geçtiğimiz 19 Mart 2025 senesinde ağırlıkla CHP li Belediyelere yönelik yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama, irtikap, ihaleye fesat karıştırma suçlamaları ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bir çok kişinin göz altına alınıp tutuklandı.Ayrıca Chp li başka büyük şehir Belediye başkanları,il ve ilçe belediyeleri görevden alınıp tutuklandılar. Bütün bunlar direkt veya dolaylı olarak genel ifadeyle hırsızlık tanımına giren iddialar ve mahkemeler devem ederken, şimdide son haftaların birinci gündem maddesi olan ve Milyar Dolarlarla ifade edilen fon vurgunu skandalı ile tanıştık.Fon vurgun iktidar kanadı ve AK parti içinde adeta 10 şiddetinde bir deprem meydana getirdi. Ak parti gurup başkanvekilleri üst üste vurguncuların listesinin açıklanmasını talep ettiler.
Aynı zamanda büyük vurgundan yüz binlerce ve milyonlarca insanımızda mağdur oldu.
Yapılan açıklamalara bakıldığında bu vurgunun maalesef bir kısım siyasetçilerin ve bürokratik makam sahiplerinin de içinde bulunduğu bir yapı tarafından gerçekleştirildiği görülüyor.
Adalet bakanı Akın Gürlek basın açıklamasında, yapılan araştırmada kapsamlı bir organize suç yapısısın tespit edildiğini, üst düzey finans bürokrasisini de kapsadığını,üst düzey denetim mekanizmalarına sızan bir şebekenin varlığının olduğunu söyledi. Gürlek,soruşturmaların derinleşerek devam ettiğini, Devletin tüm kurumlarının teyakkuz halinde olduğunu duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Güney Kore dönüşü uçakta yaptığı açıklamada ‘’ Hiç ummadığımız insanlar işin içine girmiş’’ifadelerini kullandı.
Bu gün ifadeye çağırılan Fatma Betül Sayan a bir gazeteci 163 Milyon lirayı nereden temin ettiniz diye soruyor, tabi cevap yok!
Devletin ve toplumun bazı kanallarında yapılan hırsızlık,rüşvet ve benzeri olaylar bu günün meselesi değildir.Bunların geçmiş iktidarlar zamanında da belirli çaplarda meydana geldiği ve sarsıcı boyutlara ulaştığı görülmüştür.
Bu günün konusu olan vurgun ise bildiğim kadarı ile Cumhuriyet tarihinin adeta buzdağının su yüzeyine çıkan kısmına benzeyen en büyük vurgunu gibi duruyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek in söylediği gibi soruşturmalar derinleşerek devam ederse Milletimiz buz dağının su altında kalan devasa kısmını da görecektir.
Bu gün Cumhurbaşkanımız olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan ın çok seneler öncesinde bazı salon toplantılarında yaptığı konuşmalarda dile getirdiği çarpıcı bir gerçeği, hırsızlığın yönetimlerde ve toplumda nasıl yapılıp yayıldığını, fakirin neden fakir, zengininin neden zengin olduğunu çok açık bir şekilde anlattığını konuşmalar esnasında çekilen videolarda görüyoruz .Şimdi bakıldığında bunların ne kadar doğru tepsiler olduğu ortaya çıkıyor.
Bu olayda ucu nereye dayanırsa dayansın sonuna kadar gidilip Milleti ve devleti soyanlar ortaya çıkartılmalı, Milletimizin Devletimize olan güveni pekiştirilmelidir.
Evet hırsızlar her devirde var olmuş ve olacaktır.Onlar aynı zamanda arsızdırlar hiç utanmazlar,yüzleri de kızarmaz,sırıtarak insanların arasında dolaşmaktan da çekinmezler.Onları mümkün olduğu kadar durdurmanın yolu,önce hukukun ve adaletin tarafsız kayırmasız ve acımasız uygulanmasından sonrada Ahlaklı nesillerin ve toplumun yetiştirilip idarede liyakatin esas alınmasından geçer.